ARAMA MOTORU :


Google Arama
www.erimsever.com

Site Haritası



Yukarı Çık
Semazen
Afrika Dili - Güney Afrika Almanca - Almanya Arapça - Arabistan Arnavutça - Arnavutluk Azerice - Azerbaycan Baskça - İspanya Belarusça - Beyaz Rusya Bengalce - Bengal Bulgarca - Bulgaristan Çekce - Çekoslovakya Çince - Basitleştirilmiş Çince - Geleneksel Danca - Danimarka Endonezya Dili - Endonezya Ermenice - Ermenistan Eskenazi Dili - Almanya Yahudileri Estçe - Estonya Farsça - İran Filipince - Filipinler Fince - Finlandiya Fransızca - Fransa Galce - Galler Galiçyaca - Galiçya Gücerat Dili - Hindistan Gürcüce - Gürcistan Haiti Creole Dili - Haiti Hırvatça - Hırvatistan Hintçe - Hindistan Flemenkçe - Hollanda İbranice - İsrail İngilizce - Amerika, İngiltere İrlandaca - İrlanda İspanyolca - İspanya İsveçce - İsviçre İtalyanca - İtalya İzlandaca - İzlanda Japonca - Japonya Kannada (Karnataka) Katalanka - Catalan Andorran Korece - Kore Latince - Meksika Lehçe - Polonya Letonca - Letonya Litvanyaca - Litvanya Macarca - Macaristan Makedonyaca - Makedonya Malayca - Malezya Maltaca - Malta Norveççe - Norveç Portekizce - Portekiz Romence - Romanya Rusça - Rusya Sırpça - Sırbistan Slovakça - Slovakya Slovence - Slovakya Svahili - Jameyka Tamil - Hindistan Tayca - Tayland Telugu - Sri-Lanka Ukraynaca - Ukrayna Urduca - Pakistan Vietnamca - Vietnam Yidce - Rusya Yahudileri Yunanca - Yunanistan
    

                      .




Mevlana'nın yedi öğüdü :
1- Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3- Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4- Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5- Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6- Hoşgörürlükte deniz gibi ol.
7- Ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol.

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.


Hamdım, piştim, yandım...

Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez.

Diri aşk, ruhta ve gözdedir. Her anda goncadan daha taze olur, durur. O dirinin aşkını seç ki; bakidir ve canına can katan içkiden sana sakilik eder.


Ne kadar bilirsen bilirsen bil; söylediklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.


Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.


Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler ?


Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.


Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.

Genişlik, sabırdan doğar.
(Sabır, genişliğin anahtarıdır.)


Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç ?

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.


Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak.
Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.


O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese ?


Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.


Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.

Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim" der.
Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana, onu sen çağırdın.


İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
(İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.)

Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak, malı yitmekten korur.


Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.

Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.


Şu deredeki su, kaç kere değişti, yıldızların akisleri hep yerinde.

Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?


Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var.

Resimler ister haberleri olsun, ister olmasın, hepsi de ressamın elindedir, o elden çıkar.


Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur.


Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.

Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.


Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.

Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir.
Sevgiden, dertler şifa bulur.
Sevgiden, ölüler dirilir.
Sevgiden, padişahlar kul olur.
Bu sevgi de bilgi neticesidir.


Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.


Oyun, görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.


Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.

İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.


Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek, Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.


Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.

Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.


Kadın ve Erkek :
Eyy Yiğit Er !
Erkeklerin kadınlara üstünlüğü kuvvet, kazanç ve mal mülk ile değildir öyle olsaydı aslan ve fil insandan daha yüce, daha üstün olurdu !
A Kör !
Eyy yalnız bu Anı gören...
Erkeklerin kadınlardan üstün olması, erkeğin kadına nazaran daha ziyade sonu görür olmasındandır !
Erkek işin sonunu göremezse, işin sonunu görenlere nazaran kadın gibi noksan sayılır !
Mesnevi - 4 / 1618-1621

Rüzgar ve topraktan korkan damla gibi olma! Zira bu ikisi, damlacığı helak eder: Rüzgar onu kurutur, toprak da emer !
Fakat o damla denize sıçrayabilse, güneşin hararetinden de kurtulur, rüzgardan ve topraktan da...
O damlanın görünen varlığı denizde yok olur, ama zatı ve hakikati, daimi bir şekilde o denizin bir cüz’ü olarak kalır!
Fani bir varlık, kendisini baki bir varlığa teslim edince, o da baki ve ölümsüz olur!
Ey varlık alemine nisbetle bir damla mesabesinde olan kişi!...
Kendine gel de, pişman olmadan gerçek saadete nail olabilmek için varlığını Hakk’a ver!
Ver de; bir damlacık canına karşılık denize kavuş, o uçsuz bucaksız deniz ol!
Kendine gel; varlığını bu yüceliğe feda et, denizin avucuna gir de nefsin dehlizlerinde telef olmaktan kurtul!


Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz.

Ümit, güvenlik yolunun başıdır.


Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.

Dert, insana yol gösterir.


İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.

İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.


Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.

Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.


Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.

Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede ?


Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.

Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.



Dünya köpüktür. Allah sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.

Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gök çekti, yüceltti.


Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.

Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.


Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o ?

Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.


Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.

Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür.
Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.


Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar ?

İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.


O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.


Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.

Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.


Keskin dişli kaplana acımak, zavallı koyunlara haksızlıktır.

Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.


Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.

Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!


Yoksul, cömertliğin aynasıdır.

Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.


Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.

Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.


Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.

Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Allah'dan medet umuyorlar.


Çiçeğin üzerindeki yağmur damlasından su içen kırmızı karınca
Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?


Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.

Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak.


İnanan, inananın aynasıdır.

Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.


Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.

Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.


Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.

Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı ?


Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?

Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.


Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.

Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir ?


İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.

Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede.


Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.

Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.


Bağış, kine merhemdir.

Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?


Sabrı olmayanın imanı yoktur.

Allah yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.


Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.


Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.


Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.

Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir ?


Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.

Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.


Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?

Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.


Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.

Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.


İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.

Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.


Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.

Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.


Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Allah'ya makbuldür.

İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur.
Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.


Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.

Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var ?


İnci de denizin dibinde, taşlarla beraberdir. Övünçte, ayıpların arasındadır.

Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.



Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.


Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.

Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.


Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.

Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.


Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.


İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir.

Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.


Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.

Ömür de Allah'la hoştur, ölüm de. Allah'a kavuşmadıktan sonra, ab-i hayat bile ateştir.


Hırs, (hırslanana) çirkinlikleri bile güzel gösterir.

Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.


Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?

Eğri ağacın gölgesi de eğridir.


Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Allah'ı görmüş olur.

Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.


Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş...


Nice alimler vardır ki hakiki bilgiden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bunlar, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil...

Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.


Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır...

Aşkı aşktan başka birşey söndüremez...


Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap...

Balığa denizden başkası azaptır...


Dertli adamın kararsızlıklarla, dumanlarla dolu bir gönül evi vardır, derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun...

Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır...


Dinin aslını anlamaya imkan yoktur, ona ancak hayran kalınır...

Ayıpsız dost arayan , dostsuz kalır...


İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa yol keseni o kadar kırılır...

Hazine, eziyet çekene, çalışıp çaba gösterene gözükür...


Göz, akıl ve kulağın berrak olmasını istiyorsan sen, tamah perdelerini yırt.

Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini
Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil...


Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin...

Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...


Başkalarının bahtiyarlığına imrenme. Çok kimseler var ki, senin hayatına gıpta ediyorlar.

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner ?


Bütün cihanı araştırdım, iyi huydan daha iyi bir liyakat görmedim.

Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.


Önce farenin şerrini defet, sonra buğday biriktirmeye çalış.

İnsan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek.


Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’ın işidir.

Tatlı suyun başı kalabalık olur.


Putların anası, nefsinizin putudur.

Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.


Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar.

Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.


İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler.

Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz.


Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde saşılacak bir şey yok. Şaşılacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül bağlamış, aşık olmuştur.


Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

Doğrudan nasihat, kişiyi yaralar.


Hayatta muvaffak olmak için üç sey lazımdır :
Dikkat, intizam, çalışma.

Her şeye doğru demek ahmaklıktır, fakat her şeye yanlış demek de zorbalıktır.


Akıl, aşk ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin.


Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.

Dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.


Aşksız olma ki, ölü olmayasın. Aşk ile öl ki, diri kalasın...

Eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun? Eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun?


Allah için ateşe atılmak vardır, lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş İbrahimleri tanır ve yakmaz.


O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.


Fikir ona derler ki bir yol açsın.
Yol ona derler ki bir gerçeğe ulaşsın.

Sopayla kilime vuran kilimi dövmez, tozlarını silkeler.


Dua ve ibadet Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.

Bir aşk yüzünden elbisesi yırtılan; hırstan ayıptan adamakıllı temizlendi.


Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

Bülbül, Güle aşık, halbuki esasen gül, kendisine aşık, kendi aşkını aramakta.


Bizim şeklimiz; o denizin dalgasından yahut ıslaklığından ibarettir. Suret, o denize ulaşmak için neyi vesile ittihaz ederse etsin, deniz; sureti o vesile yüzenden daha uzağa atar. Gönül, kendisine sır vereni; ok kendisini uzağa atanı görmedikçe.

Gönül ehlinin ilimleri, kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür.
Gönle uran, adamı gönül ehli yapan ilim; insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insanın malı olmayan ilim yükten ibarettir.


Gönül, ne tarafı işaret ederse, duygu da eteklerini toplayıp o tarafa gider.

Sevgiliye kavuşma devletine eren kişinin gözünde bu dünya, murdar bir şeyden ibarettir.


Saçma sapan şeylere kapılan kişi nasıl olur da böyle bir tahta oturur ki? Noksan bilgi nereden aşkı doğuracak? Noksan bilgi de bir aşk doğurur ama o aşk, cansız şeylerdir. Noksan bilgi sahibi, cansız bir şeyde dilediği şeyin rengini görünce adeta bir ıslıktan sevgilinin sesini duymuş gibi olur.

Gönül aynası saf olmalı ki orada çirkin suratı güzel surattan ayırt edebilsin.


Gönül, yalan sözden istirahat bulmaz. Suyla yağ karışık olursa çırağ aydınlık vermez. Doğru söz kalbe istirahat verir. Doğru sözler gönül tuzağının taneleridir. Gönül hasta olur, ağzı kokarsa ancak o vakit doğruyla yalanın tadını alamaz. Fakat gönül ağrıdan illetten salim olursa yalanla doğrunun lezzetini adamakıllı bilir, anlar.

Doğruluk, her duygunun uyanıklığıdır; bu suretle duygulara zevk, munis olur.


Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.

Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.


Topraktan biten güller solar gider, gönülden biten güller daimidir.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.


Aşıkların neşesi de odur, gamı da, hizmetlerine karşılık aldıkları ücret de !
Aşık, sevgiliden başkasını seyre dalarsa bu, aşk değildir, aslı yok bir sevdadır. Aşk, o yalımdır ki parladı mı sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar.
"Lâ kılıcı", Allah'tan başka ne varsa hepsini keser, silip süpürür. Bir bak hele "Lâ" dan sonra ne kalır ? "İlla Allah" kalır, hepsi gider.
Neşelen, sevin, ey ikiliği yakıp yandıran şiddetli aşk !

Ruh bağışlayan güzelden ruhunu esirgeme.


Aşk, yüzlerce nazla elde edilebilir. Aşk vefakar olduğu için vefakar olanı satın alır. Vefasız adama bakmaz bile.

Söz söylemek için önce dinlemek gerekir.


Dert, Allah'ı gizlice çağırmana sebep olduğundan bütün dünya malından yeğdir.
Dertsiz dua soğuktur, bir şeye yaramaz. Dertli dua ve niyaz, gönülden aşktan gelir.

Dosta dostun zahmeti ağır gelir mi? Zahmet: içtir, ruhtur. Dostluksa onun derisine benzer.
Dostluk nişanesi beladan, afetlerden, mihnetlerden hoşlanmak değil midir? Dost altın gibidir.
Bela da ateşe benzer. Halis altın, ateş içinde saf bir hale gelir.


İyilik ettiğin kişinin şerrinden sakın !

Dostluk son demdedir.


Seni dostundan ayıran sözü dinleme. O sözde ziyan vardır, ziyan !

Kim benlikten kurtulursa bütün benlikler onun olur.


İyilik, hoşluk zamanında hepsi dosttur, eştir. Fakat dert ve gam zamanı Allah'tan başka kim sana dost ?

Dünya sevgisi, dünya geçimiyle savaşma yüzünden sana o ebedi azabı ehemmiyetsiz gösterir.
Ölümü bile ehemmiyetsiz bir hale getirirse bunda şaşılacak ne var ki ? O sihriyle bunun gibi yüzlerce iş yapar !


Dünyadan geçen kişiler de yok olmamışlardır, fakat Allah sıfatlarına bürünmüşlerdir.
Onların sıfatları, Hak sıfatlarına karşı, güneşin karşısındaki yıldızlara dönüşmüştür.

Dünya Allah'ın kahır yurdudur. Kahrı seçtiysen kahır'a göre dur !


Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey !
Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak'tan mı? Ne boş zahmet !

Kaza ve kaderi inkar edenin inkarı bile, bil ki, kaza ve kaderdendir.


Kaza ve kaderle pençeleşmek mücahede sayılmaz.
Çünkü bizi pençeleştiren, savaştıran da kaza ve kaderdir.

Ticarette kamil değilsen yalnız başına dükkan açma; yoğrulup kemale gelinceye dek birisinin hükmü altına gir !
"Susun, dinleyin !" emrini işit, sükût et.


Madem ki Hak dili olamadın, kulak kesil. Söylersen bile sual tarzında söz söyle.

Kibir ve kinin başlangıcı şehvettendir. Şehvetinin yerleşip kuvvetlenmesi de "itiyat" yüzündendir. Kötü huy, adet edindiğinden dolayı sağlamlaşır, yerleşir... Seni, ondan vazgeçirmek isteyene kızarsın. Toprak yemeye alışırsan kim seni bundan menetmeye kalkışırsa onu düşman sayarsın. Puta tapanlar, bu tapmayı huy edindiklerinden men edenlere düşman olmuşlardır.


"Ey müslüman, edep nedir?" diye sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektedir.
Kimi, "falan adamın huyu kötü, tabiatı fena" diye şikayet eder, görürsen, bil ki, bu şikayetçinin huyu kötüdür; kötüdür ki o kötü huylunun kötülüğünü söylüyor !
Çünkü iyi huylu, kötü huylulara, fena tabiatlılara tahammül eden, onların kötülüğünü söylemeyen kişidir.

Ey sevgili, ilacımda sensin, çaremde sensin. Yüz parça olmuş gönlümün nuru da sensin. Çaresiz gönlüm de, senden başka ne varsa hepsi yok oldu, beni kimsesiz bırakma gel...



Ey Şems..! Varlığın bana yetmiyorken, Yokluğunla avunmak zorundayım..!
Ya al götür kalanımı, Ya da gel, tamamla eksik kalan yanımı.

Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin.
Denize testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.


Herşey incelikten, insan kalınlıktan kırılır.

Cahil olanların merhameti de lütfu da azdır.


Gönül ustası Hazret-i Mevlânâ, insanı ilâhî huzura ulaştıran tekbir, kıyam, rükû, secde, ve dua gibi namaz rükünlerine oldukça düşündürücü mânâlar kazandırır.
Namaza tekbirle girmek, “İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk” demektir. (Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi), tekbirle namaza başlamak da ‘Allah’ım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır. Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır.
Kul, biraz sonra hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükû’a eğilir. Başı rükû’da iken “Hakk’ın suallerine cevap ver!” diye İlâhî ferman gelir.
Kul, rükûdan başını mahcup olarak kaldırır.
Ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır. Tekrar ona “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver!” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüz üstüne kapanır.
Ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker.
Sağa verir; peygamberler ve melekler tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, ancak dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler gitti...
Sola verir; akraba ve yakınlarının tarafına bakar. Onlardan da bir fayda göremez...
Herkesten ümidini kesince, dua için iki elini kaldırır. “Ya Rabbi, herkesten ümidimi kestim. Kuluna melce ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine sınır yoktur."

Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikene su vermek. Adalet, nimeti yerine koymaktır; su çeken her köke değil. Zulüm nedir? Yersiz yere koymaktır. Bu sadece belaya kaynak olur.


İmtihan içinde imtihan vardır.
Derlen toplan da ufak bir imtihanda satma kendini.

Beri gel, beri !
Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...


Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim (kuluyum),
Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum (toprağıyım),
Biri benden bundan başkasını naklederse,
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım (şikayetçiyim, bezmişim)
Hat Sanatçısı Halil Aktaş Eseri (41,5kB)


"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir" - Hz. Mevlana (k.s.)



www.erimsever.com'daki Hz. Mevlânâ (k.s.) sayfasını ziyaret etmek için lütfen tıklayınız

www.erimsever.com'daki Mesnevi'den Hikayeler sayfasını ziyaret etmek için lütfen tıklayınız



© Erim SEVER - Makina Mühendisi
İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır - Hadis-i Şerif - Hz. Mevlânâ'nın (k.s.) Vasiyeti'nden