Deprem Sayfası, Canım Kızım Beste Sever'e İthafımdır..


ARAMA MOTORU :


Google Arama
www.erimsever.com


Bilginin paylaştıkça çoğalması ve ülkemizde daha fazla "Düzgün İşler" yapılması niyeti ile...

Site Haritası



Yukarı Çık
Afrika Dili - Güney Afrika Almanca - Almanya Arapça - Arabistan Arnavutça - Arnavutluk Azerice - Azerbaycan Baskça - İspanya Belarusça - Beyaz Rusya Bengalce - Bengal Bulgarca - Bulgaristan Çekce - Çekoslovakya Çince - Basitleştirilmiş Çince - Geleneksel Danca - Danimarka Endonezya Dili - Endonezya Ermenice - Ermenistan Eskenazi Dili - Almanya Yahudileri Estçe - Estonya Farsça - İran Filipince - Filipinler Fince - Finlandiya Fransızca - Fransa Galce - Galler Galiçyaca - Galiçya Gücerat Dili - Hindistan Gürcüce - Gürcistan Haiti Creole Dili - Haiti Hırvatça - Hırvatistan Hintçe - Hindistan Flemenkçe - Hollanda İbranice - İsrail İngilizce - Amerika, İngiltere İrlandaca - İrlanda İspanyolca - İspanya İsveçce - İsviçre İtalyanca - İtalya İzlandaca - İzlanda Japonca - Japonya Kannada (Karnataka) Katalanka - Catalan Andorran Korece - Kore Latince - Meksika Lehçe - Polonya Letonca - Letonya Litvanyaca - Litvanya Macarca - Macaristan Makedonyaca - Makedonya Malayca - Malezya Maltaca - Malta Norveççe - Norveç Portekizce - Portekiz Romence - Romanya Rusça - Rusya Sırpça - Sırbistan Slovakça - Slovakya Slovence - Slovakya Svahili - Jameyka Tamil - Hindistan Tayca - Tayland Telugu - Sri-Lanka Ukraynaca - Ukrayna Urduca - Pakistan Vietnamca - Vietnam Yidce - Rusya Yahudileri Yunanca - Yunanistan


                          

DEPREM NEDİR VE NASIL OLUŞUR :

Yerkürede hareket eden levhalar birbirleri üzerine kuvvet uygularlar. Bu kuvvet yerkabuğundaki kayaçların direnç göstermesi yüzünden belli bölgelerde enerji birikimine yol açar. Bu enerji, kayaçların kırılma sınırını aştığı anda da faylanma (kırılma) oluşur ve biriken enerji açığa çıkar. Levha hareketleri yüzünden birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalarak geçtikleri yerleri ve yeryüzünü sarsması olayına deprem diyoruz. (Ayrıca aktif volkanların içindeki hareketlilik nedeniyle oluşan ve yapıları farklı olan küçük depremler de vardır.)

Depremler kendi etkisinin dışında ilaveten maddi ve manevi anlamda pek çok felakete de sebebiyet verirler.
Bunlar arasında sel, çığ, heyelan, yangın, tsunami ve bu kargaşalarda malesef oluşan hırsızlık sayılabilir.
Bu internet sayfasında depremlerle birlikte, depremlerin yolaçtığı tsunamilere de değinilmeye çalışılmıştır.


Bu hareket karmaşık elastik dalga hareketidir. Yer değiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar, yeryüzünde de görülmektedir.
Normal Fay
Ters Fay
Doğrultu atımlı faylar
Çöküntü (Graben) : İki normal faylanma arasındaki bloğun çökmesi sonucu oluşur.
Yükselti (Horst) : İki normal faylanma arasındaki yüksekte kalan bloğa denir.

YERKÜRENİN YAPISI :

Dünya yüzeyi kesintisiz gibi görünse de gerçekte dev bir yap-boz gibi birbirine geçmiş parçalardan oluşmaktadır. Levha adı verilen bu parçalar birbirlerine göre çok yavaş biçimde hareket ederler.


Depremin nasıl ve neden oluştuğunu anlamak için öncelikle yerkürenin iç yapısını bilmek gerekir :



Yerkürenin iç yapısı hakkında, jeoloji (yerbilim=yerin kütlelerini inceleyen bilim dalı) ve jeofizik (yer yuvarlağını ve atmosferi etkileyen doğal fiziksel olayları inceleyen bilim) çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır.


Kutuplarda ve ekvatorda farklı olan Yer yarıçapı ortalama değer olan 6.371 km. olarak alınmıştır. Yoğunluk ve sıcaklıklar, katman içindeki ortalama değerlerdir.

Yerküre’nin merkezinde katı haldeki nikel ve demirden oluşan İç Çekirdek bulunur. Bu çekirdeği çevreleyen Dış Çekirdek ise, içindeki sülfür ve oksijen nedeniyle ergime noktası düştüğü için sıvı halde bulunan nikel ve demirden oluşur. 4.5 milyar yıldır soğumasına rağmen hala çok sıcak olan çekirdek, Yerküre’nin manyetik alanının oluşmasındaki etkendir. Daha sonra gelen ve Alt Manto ve Üst Manto (Astenosfer) diye ikiye ayrılan Manto (yaklaşık 2.900 km.) ise, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan magmayı içerir. Demir, magnezyum, silikon ve oksijence zengin mineralleri içeren Manto’dan sonra, bu katmanların en incesi olan ve okyanuslar ile kıtaları barındıran Yerkabuğu bulunur. Oksijen ve silikonca zengin Yerkabuğu’nda, okyanus tabanlarını oluşturan bazalt, en çok bulunan kayaçtır. Kıtalardan oluşan kabuk kısmı ise bazalt ile daha az yoğun olan granit, kumtaşı, kireçtaşı gibi kayaçları barındırır. Taşküre (Litosfer) adı verilen sert katman, Yerkabuğu ve Üst Manto’nun en üst kısmından oluşur ve yaklaşık 70-100km. kalınlığındadır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşküre içerisinde yer alırlar.

Taşküre barındırdığı Manto katmanı yüzünden, yeryüzündeki hareketliliğin en büyük nedenidir. Manto’nun alt bölümleri üst bölümlerine göre çok daha sıcaktır. Burada oluşan konveksiyon akımları taşküreyi parçalamakta ve birçok levhalara bölmektedir. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar mevcuttur.

Konveksiyon akımlarının oluşumunu şu şekilde tanımlayabiliriz : Daha sıcak olan magma yükselir, soğur, katılaşır ve Üst Manto’daki daha soğuk kayaların batmasına neden olur. Batan bu kayalar, tekrar ısınır, ergir ve yükselir. Henüz tam anlamıyla modellenemeyen bu devinim, Taşküre’deki levhaların hareket etmesine neden olur. Üst manto’da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır.

Bu levhalar, üzerinde duran kıtalarla birlikte Üst Manto üzerinde serbest halde yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler. Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magma da okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar oluşmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay Taşküre'nin altında devam edip gitmektedir.



İşte bu yüzden depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km. derinliğe kadar uzanan elastik kısımda üst kabuk içinde oluşur. Bu derinlikten daha aşağılarda sıcaklık 400 santigrat derecenin üzerinde olduğu için yer değiştirme hareketi depremsiz, yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç santimetrelik yer değiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir depremle oluşmaktadır. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında oluştuğu anlaşılmaktadır.

Günlük hayatımızda duyabileceğimiz öncü deprem ve artçı deprem tabiri ise; ana depremden önce ve sonra meydana gelen ama hiçbir zaman depremin ana şokunun büyüklüğünü geçmeyen daha küçük ölçekli depremler demektir. Artçı depremlerin belli bir süresi yoktur, bir ay ya da bir yıl sürebilir.

DEPREM DALGALARI :

Depremi oluşturan hareket halindeki yeryüzü levhalarının arasında üç tür ilişki vardır :
1 – Yaklaşma,
2 – Uzaklaşma,
3 – Yan yana kayma.
Birbirine yaklaşan levha sınırına ‘’yıkıcı’’, birbirinden uzaklaşan levha sınırlarına da ‘’yapıcı’’ sınırlar denilmektedir. İşte en şiddetli depremler levhaların örtüşme bölgelerinde, levhalardan birinin diğerinin altına dalmasıyla oluşur.

Buna göre,
A - Gerilme birikiminin olmadığı sakin bir dönem,
B - Levha tektoniğine bağlı olarak bölgede gerilimin yavaş yavaş birikmesi,
C - Fayın kırılması ile gerilme boşalması aşamalarını temsil eder. Üçüncü aşamadan sonra tekrar başa dönülür ve bu çevrim devam eder.

DÜNYANIN BUGÜNKÜ HALİNE GELİŞİ VE LEVHALAR :

          

     

Levha hareketleri yerkürenin oluşumundan beri sürmektedir. Süper kıta Pangea'nın, bundan 225 milyon yıl önce parçalanmaya başladığı ve bu hareketliliğin sonucunda kıtaların günümüzdeki şeklini aldığı düşünülmektedir.


Günümüzde bilinen büyük levhalar

Dünya burada ikiye ayrılıyor İngiliz dalgıç ve fotoğrafçı Alex Mustard, İzlanda yakınlarında 25 metre derine daldı ve Kuzey Amerika ve Avrupa tektonik plakalarının birbirinden ayrıldığı bölgeyi görüntüledi. Döküman (335kB)

Türkiye’nin bulunduğu bölgede büyük levhalar arasında küçük birçok levhanın olması, Türkiye’nin büyük bir bölümünün deprem kuşağı içinde yer almasına neden olur.

Türkiye, üç büyük levhanın etkisi altındadır. Avrasya, Afrika ve Arap levhaları. Anadolu’nun büyük bir kısmının yer aldığı Anadolu levhası, Avrasya levhasının küçük bir bölümüdür.

Bu levhalar arasındaki etkileşim şöyledir : Afrika levhası, Akdeniz’de Helenik-Kıbrıs Yayı denilen bölgede, Avrasya (veya onun bir parçası olan Anadolu) levhasının altına girer. Arap levhası ise Kızıldeniz’deki açılma nedeniyle kuzeye doğru hareket eder ve Anadolu levhasını sıkıştırır. Bu sıkıştırma sonucu Bitlis Bindirme Zonu (Bitlis Kenet Kuşağı) oluşmuştur. Sıkıştırma halen sürdüğü için, Anadolu levhası kuzey ve güneydeki fay hatları boyunca batıya doğru hareket eder. Anadolu levhasının kuzey sınırı, bir bölümünde 17 Ağustos depreminin oluştuğu Kuzey Anadolu Fayı dır. Güney sınırını ise, Helenik-Kıbrıs Yayı ile Doğu Anadolu Fayı oluşturur.

Arap levhasının sıkıştırması sonucu batıya kayan Anadolu levhasının sınırlarında ve Afrika levhasının Avrasya levhasının altına dalması sonucu Akdeniz’de ve Ege Graben Sistemi içersinde depremler meydana gelir. Ancak Arap levhasının sıkıştırması bu bölgelerdeki hareketlenme ile tamamen telafi edilemediği için İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de içsel deformasyon nedeniyle depremler olabilmektedir. Levha hareketlerinin incelenmesi sayesinde bugün, büyük depremlerin %90’nın nerelerde olacağını bilebiliyoruz. Ancak zamanlarını ve şiddetlerini önceden bilmek için levha sınırlarındaki davranışların daha detaylı olarak araştırılması gerekmektedir.


Bir deprem modellemesi olan elastik serbestlenme kuramı

          

     
DEPREMİ OLUŞTURAN SİSMİK DALGALAR :

Plastik bir cetvel kırmak için yavaş yavaş eğilirse, cetvelde önce küçük çatlamalar meydana gelir. Belli noktadan sonra, cetvelin elastik yapısı bu eğilme kuvvetine dayanamayıp bir anda kırılır. Bu durumda bir enerji açığa çıkar, işte depremdeki enerji de aynen bu şekilde açığa çıkar. Yer içerisinde meydana gelen bir deprem ya da patlama anında çok büyük miktarda enerji açığa çıkar. Bu enerjinin bir kısmı faylanma ile kayaçların deformasyonu için kullanılırken, kalan kısmı ise ortamın özelliklerine bağlı olarak yer içerisinde elastik dalgalar şeklinde yayılır.

Deprem sırasında, yeryüzü bloklarının (levhaların) ani olarak kayması ile açığa çıkan enerji, ses veya su dalgalarına benzeyen ve sismik dalgalar adı verilen dalgalar ile yayılır. Deprem dalgaları; Cisim dalgaları (P dalgaları -Primary-, S dalgaları –Secondary-) ve Yüzey dalgaları olarak ikiye ayrılır.



Cisim Dalgaları :
1 - P (Primary) Dalgası :
P dalgaları, en hızlı yayılan bu yüzden deprem kayıt aletlerine (sismograf) ve kayıkçılara ilk ulaşan dalgalardır. P dalgalarında, tanecik titreşim hareketi yayılma doğrultusu ile aynı yani paraleldir (bu yüzden boyuna dalgalar olarak da isimlendirilir). Yıkım etkisi düşüktür.
P dalgalarının hızı, içinden geçtiği yerkabuğunun yapısına bağlı olarak 1.5 ile 8 km/s arasında değişmektedir.


2 - S (Secondary) Dalgası :
P dalgalarına göre daha yavaş yayılan S dalgaları, kayıt aletlerine ikinci olarak gelen ve titreşim hareketi yayılma doğrultusuna dik yada çapraz (bu yüzden enine dalgalar olarak da isimlendirilir) olan dalgalardır. Kayıtçılara ikincil olarak ulaşan deprem dalgasıdır. S dalgaları sıvı içinde yayılamazlar. Yıkım etkisi yüksektir.
S dalgalarının hızı ise daha düşüktür ve P dalga hızının %60 ile %70' i düzeyindedir. Yüzey Dalgaları ise Cisim Dalgaları'na göre daha yavaş yayılırlar ancak genlikleri daha büyüktür.


Yüzey dalgaları :
Dünya'nın yüzeyi boyunca yayılan, P ve S Dalgaları'ndan sonra kayıtçılara gelen ve depremlerde esas hasarı yapan dalgalardır. S dalgalarının yeryüzündeki yansımaları sonucu oluşurlar. Cisim Dalgaları’na göre daha yavaş yayılırlar ancak genlikleri daha büyüktür. Hızı daha fazla olan Love ve genliği daha büyük olan Rayleigh dalgaları olarak ikiye ayrılırlar.
1 - L (Love) Dalgası :
Hızı fazladır.


2 - R (Rayleigh) Dalgası :
Genliği büyüktür.


DEPREM ÖLÇÜMÜ VE DEPREM TERİMLERİ :

Aletle depremlerin ölçülmesine yönelik ilk aygıt; M.S. 132 yılında Çinli filozof Chang Heng tarafından icat edilmiştir. Bu aygıt ayaklı bir vazo üzerine eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 tane ejderha başı ile vazonun ayağı üzerine yerleştirilmiş 8 tane kurbağadan oluşur. Kurbağaların açık olan ağızları ejderhalara doğru dönüktür. Deprem sırasında ejderlerden bazıları ağızlarındaki bilyeyi kurbağaların ağzına düşürür. Hangi ejderhanın bilyesi düşmüşse sarsıntının doğrultusu o yöndedir. Aletin kendi bulunduğu yerde hissedilemeyen yaklaşık 750 km uzaklıklardaki depremleri algılayabildiği söylenmektedir. Aletin gövdesini oluşturan vazonun içerisinde ne tür bir düzenek olduğu bilinmemekle birlikte, en yaygın görüş, vazo içerisine çok duyarlı bir sarkaç’ın yer aldığı görüşüdür.

Depremleri kaydeden ve şiddetini gösteren alete sismograf (depremyazar) denir. Sismografın görevi gerek cisim dalgaları gerekse yüzey dalgalarının hassas bir şekilde tespitidir.

Depremlerin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini inceleyen bilim dalına sismoloji diyoruz. Depremin şiddetini ölçen alete de Richter ölçeği ismini veriyoruz.

Sismologların, depremlerin tarih içerisinde nerelerde gerçekleştiğinin kayıtlarını tutukları ve böylece depremleri bir arada gördükleri haritalara sismisite (depremsellik) haritası denir. Sismologlar bu verileri günümüzde uzay fotoğraflarında, topoğrafya haritalarından, batimetri haritalarından (denizcilikte derinlik ölçümleri haritaları), jeoloji haritalarından ve jeoteknik verilerden faydalanarak hazırlarlar.
İlk kullanılabilir sismograflar 9.yüzyılın son çeyreği içinde Filippo Cecchi, James Ewing ve Thomas Gray tarafından geliştirilmiştir. Sismograflar genel olarak sarkaçlı ve kristal gerilmeli olmak üzere iki türlüdür.

Sarkaçlı sismograflarda sarkaç büyük bir ağırlık içerir ve toprağa bir yayla tutturulmuştur.

Her yönde rahatça hareket edebilen sarkacın demirden uç kısmı elektromıknatıs bobinler içindedir. Sarsıntı olduğu vakit bobin içindeki sarkaç uzantısı manyetik alanı değiştirince bobindeki akım değişir. Bu akım değişikliği yazıcı kaleme hareket verir. Sarkaç ağırlığı arttıkça ve mıknatıs bobinin hassasiyeti arttırıldıkça titreşimlerin genliğin büyütülme ve küçük sürelerdeki tespiti mümkün olur.

Sarkaçlı sismograf

Diğer bir sismograf türü de kristal elemanlı olanlardır. Bu sismografın çalışma prensibi piezoelektrik olayına dayanır. Deprem dalgası geçerken yere bağlı iki mesnet arasında meydana getirdiği yatay veya dikey hareketler, bu iki mesnet arasında yüzer vaziyetteki kristali sıkıştırıp gevşetir. Bu kristalden üreyen elektrik akımı büyütülerek sismik dalga olarak kaydedilir.

Sismograf hareketleri büyütüldükten sonra kağıt üzerine kaydedilir. Büyütme alanını arttırmak ve kolay kayıt yapabilmek için optik büyütmeli fotoğraf kayıtlı sismograflar yapılmıştır. Bu tür sismograflarda büyütme oranı 2.000 ile 1.000.000 arasında değişir. Vasat bir sismograf için büyütme oranı 50.000 ve daha az olur. Sismik dalgaların ölçülebilen en düşük periyotları 0,2 saniyedir.
Deprem dalgaları dikey ve yatay doğrultuda olduğu için, bütün dalgaları kaydedebilmek için biri dikey, ikisi de yatay hareketleri çizen üç sismografa ihtiyaç vardır.



Sismograflarda izlenen deprem kayıtlarının genliklerinden hesaplanan "büyüklük" adı verilen bir ölçek geliştirilmiştir (C.Richter , 1935). Bu ölçeğin yararı, depremin ölçüsünü gözlemlerimizden ve hasar durumundan bağımsız olarak saptayabilmesidir. Richter Ölçeği, logaritmik bir ölçektir.

Günümüz teknolojisine bağlı olarak sismograflar da dijital kayıt yapabilecek şekilde üretilebilmektedir. Sismografların kaydettiği, zamana karşı sismik dalgaların değişimini gösteren kayıtlara da sismogram adı verilir.

Modern bir sismograf

Tüm depremlerde P dalgaları sismografta S dalgalarına göre çok önceden gelir ve en son yüzey dalgaları kaydedilir. İki dalganın hız farkından sismik kaynak yerinin sismografın bulunduğu yerden mesafesi hesaplanabilir.



BİR DEPREMİN YERİ NASIL BULUNUR ? :

Bir depremin olduğu yeri bulmak için, sismik kayıtçılardan kurulu bir ağ kullanılır. Bunun için en az üç kayıt istasyonundan elde edilmiş sismogramlardan yararlanmak gereklidir. Böylece P dalgasının ve S dalgasının istasyona ne kadar zaman farkı ile ulaştığını belirleyebiliriz. Elde edilen bu zaman farkını P dalgalarının hızı olan 8 km/s ile çarparak, depremin sismogramı okunan istasyona ne kadar uzaklıkta olduğunu belirleyebiliriz. Bu işlemi depremi çevreleyen en az üç istasyonda yaparak her bir istasyondan olan uzaklıklar hesaplanır. Harita üzerinde istasyon yeri merkez alınarak, elde edilen uzaklıklar yarıçap olacak şekilde çizilen dairelerin kesişme yeri bulunur. Bu kesişme yeri yaklaşık deprem episantırıdır. Bunu İzmit Körfezi girişinde olan bir depremin 4 istasyondaki kaydını okuyarak elde etmeye çalışalım. Aşağıda sismogramlardan P ve S dalgalarının gelişleri arasındaki zaman farklarının elde edilişi görülmektedir.



Şimdi okunan S-P zaman farkları 8 km/s (Cisim dalgalarından P-Primary dalgalarının yayılım hızı) ile çarpılarak her bir istasyondan olan uzaklıkları elde edelim.
İller Bankası (ILB) istasyonu : 1,75 x 8 = 14 km
Gebze (GBZ) istasyonu : 2,50 x 8 = 20 km
Terzili (TER) istasyonu : 6,50 x 8 = 52 km
Bozburun (BOZ) istasyonu : 5,60 x 8 = 44.8 km
Bahçeşehir (HRC) istasyonu : 7,87 x 8 = 63 km
Şimdi elde edilen uzaklık değerleri yarıçap, harita üzerindeki istasyon yerleri merkez olmak üzere dairelerimizi çizelim. Dairelerin kesiştiği yer depremin yaklaşık episantırıdır.



DEPREMLER ÖNCEDEN BELİRLENEBİLİR Mİ ? :

Halen bütün dünyada bu konu araştırılmakta böylece can ve mal kaybını engellemeyi amaçlamaktadır.

Çin ve Japonya’da önceden tahmin edilen birkaç deprem vardır. Ancak her deprem farklı özellik göstermektedir. Bu nedenle olası bir depremin yeri, zamanı ve büyüklüğünü önceden belirleyen bir teknoloji bulunmamakta, tahminde bulunmak henüz mümkün görünmemektedir. Fakat, kuyu suyu seviyesindeki değişmeler, kuyu ve kaynak sularındaki kimyasal değişimler ve radon gazı artışı, yer manyetik alanında değişimler, bazı hayvanların davranışları, öncü depremler, yerkabuğundaki deformasyonlar, petrol kuyularında verim değişimi deprem habercisi olabilir.

Bazı depremlerden önce hayvanlarda olağandışı davranışlar gözlenebilir. Hayvanların duyuları daha hassas olduğundan elektrik ve manyetik dalgaları kolaylıkla algılayabilirler.

Depremleri önceden tahmin etme konusunda Dünya'da tek sayılabilecek çalışma 1975 yılında Haicheng-Mançurya-Çin'de meydana gelen depremdir. Şehrin %90'ının yıkılmasına karşın can kaybı olmamıştır.

Depremlerin önceden belirlenmesi araştırmaları kapsamında gerek Dünyada ve gerekse Türkiye’de TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi’nde pek çok bilim adamı pek çok farklı faktörün depremle olan ilişkileri halen araştırılmaktadır.

Dünyada depremler öncesi gözlemlenen farklılıklar :

1 – Sismik dalgalar :
ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki San Andreas fayı boyunca yer kabuğunu inceleyen sismologlar, bir kilometre aşağıda depremden önce sismik dalgaların hızının değiştiğini tespit etti. Nature dergisinde 2008 yılında yayınlanacak araştırmanın anlatıldığı makalenin yazarlarından Carnegie Enstitüsü uzmanı Paul Silver, bir depremden önce yer kabuğundaki gerilimde meydana gelen değişiklikleri tespit etmenin sismik araştırmaların merkezini oluşturduğunu, bunun araştırmalarını motive ettiğini kaydetti. Araştırmaya katılan Teksas’taki Rice Üniversitesinden Fenglin Niu başkanlığındaki ekibin ölçümlerine göre, kırığın açıklığı ve kapalılığının etkisinden dolayı, sismik dalgaların hızının gerilimin düzeyine bağlı olduğunu belirten Silver, Sismik dalgaların hızındaki değişikliklerin ölçümü, ilke olarak, olası bir yer sarsıntısını önceden haber vermeyi sağlayabilecek bir gerilim ölçeği şeklinde kullanılabilir” diye konuştu. Sismologlar uzun süredir sismik dalgaların hızlarındaki değişikliği izlemeyi sürdürürken, en son teknolojiler güvenilir ve daha kesin ölçüm yapabilme olanağı sağlıyor.
2 - Termal enerji : Bilim adamları, klorofil yeşillenmesinin depremlerden önce meydana gelen termal enerji salınımıyla ilişkilendirilebileceğini düşünüyor. Bu durum, deniz yüzeyinde sıcaklığın yükselmesine neden oluyor ve enerjiyi buharlaşma yoluyla yüzeyden havaya veren gizli sıcak akıntıları artırıyor.
3 – Tektonik hareket ısıtıyor : Olayın dönüşünde akıntı daha da çoğalıyor ve soğuk, besleyici değeri yüksek su, denizlerin derinliklerinden yüzeye taşınmış oluyor. Bu akıntı fitoplankton üretimini büyük miktarlarda artırıyor ve klorofil, özellikle de klorofil-a tipi konsantrasyonların yükselmesi olarak görülebilecek yeşillenmeye yol açıyor. Tektonik tabakaların hareketi deniz dibindeki karaların ısısını okyanus ısısının iki katına çıkarıyor ve planktonlara büyüyüp gelişebilecekleri bir ortam hazırlıyor.
4 – Klorofil-a konsantrasyonu : Hindistan’daki Kanpur Teknoloji Enstitütüsü’nden Dr. Ramesh Singh, “bilim adamlarının, klorofil-a gidişatında bu kadar anormallik olabileceğini tahmin ettiklerini sanmıyorum” diyor. “Eğer bir deperemin merkez üssü okyanus kıyısına çok yakın bir yerdeyse, klorofil-a konsantrasyonlarındaki anormallik kıyı şeridinde açık olarak görülebiliyor.
Araştırmacılar, çalışma için 2001’de Hindistan’ın Gujarat bölgesinde, 2002’de Cezayir’de, yine 2002’de Andaman Adaları’nda ve 2003’te İran’ın Bem kentinde meydana gelen depremleri inceledi. Uydu görüntülerini ve deniz suyu sıcaklıklarında meydana gelen artışları takip eden bilim adamları, klorofil artışı ve olası bir deprem arasında bağlantı kurdular.

Niğde Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü çalışmalarına göre, depremden 1 ile 3 gün önce böcek ve hayvan davranışlarında, 1 saat ile 1 hafta önce gökyüzünde, 1 ile 3 ay önce bitki ve ağaçlarda, 1 saat ile 2 hafta önce deniz ve göllerde, 1 saat ile 3 ay önce yeraltı sularında çeşitli değişiklikler gözleniyor.
Çoğu zaman anlam verilemeyen bu değişimler şöyle sıralanıyor :

Kara Hayvanları :
5 - 16 Mayıs 2008 tarihinde Çinde meydana gelen 7,8 şiddetindeki deprem olmadan önce kurbağa ve kelebeklerin şehri terk ettikleri gözlemlenmiştir.


6 - At, eşek ve inekler iplerini koparıyor, ahır kapılarından dışarı çıkmak istiyor ve tepelere doğru koşuyorlar. Büyükbaş hayvanlar depremden 3 – 4 gün önce elektromanyetik ışınlardan etkilenmeye başlıyorlar
7 - Tavşan ve fareler binaların üst katlarına kaçışıyorlar, direklere tırmanıyorlar ve yere inmek istemiyorlar
8 - Domuzlar toprağı delicesine eşeliyorlar
9 - Kediler, kutu ya da çöp bidonu içine giriyorlar, top gibi sıkışıp titriyorlar
10 - Köpekler, korku dolu hiç durmadan havlıyorlar.
Video'da deprem olmadan çok az önce bir köpeğin tepkisini görebilirsiniz. Fakat bu kadar az bir sürede insanların önlem alabilme şansı ne yazık ki bulunmamaktadır. (Video'da 17:21:38'de köpek depremi hissediyor, sadece 5 saniye sonra yani 17:21:43'de deprem insanlar tarafından hissedilebiliyor)

Kuşlar :
11 - Ördek, kaz ve kuğular, göle girmek istiyorlar. Göldekiler de ölüyor
12 - Martılar gruplar halinde karaya doğru uçuyorlar. Karada da gürültülü bir şekilde bağırarak çember oluşturarak uçuyorlar

Böcekler :
13 - Doğanın Richter ölçeği karıncalar : Deprem öncesi değişen hayvan davranışlarından en önemlisi karıncalarda görülüyor. Bir apartmanın üçüncü katında aniden çoğalan karıncaların dikkatlice izlenmesi öneriliyor. Çünkü, karıncalar deprem öncesi yuvalarını terk ediyor, ateş üstünde gibi yürüyor, zincir oluşturuyor ve küme küme toplanıyorlar. Kümelerdeki karıncaların %80’inin ölmesi depremin 6,5 - 7 şiddetinde olacağına işaret ediyor.
14 - İpek böcekleri arka arkaya diziliyorlar

Deniz Hayvanları :
15 – Planktonlar, kıyı bögelerdeki doğal klorofil pigmenti konsantrasyonlarının depremlerden önce artış gösterdiği tespit edildi. Klorofil artışı, güneş enerjisini fotosentez yoluyla kimyasal enerjiye dönüştüren planktonların yeşillenmesiyle ortaya çıkıyor. ABD ve Hindistan’dan ekiplerin araştırmasında, son dönemde gerçekleşen dört büyük depremden önce okyanus kıyılarında meydana gelen hareketlilik uydu görüntüleriyle incelendi. Araştırmalarını ‘Advances in Space Research’te yayımlayan ekip, klorofil artışının takip edilmesinin olası depremlerin merkez üssü hakkında önceden bilgi verebileceği sonucuna vardı.
16 - Balıklar, göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzüyor, nedensiz bir şekilde ölüyor ve karaya vuruyorlar
17 - Yengeçler plaja çıkıyor ve dolaşıyorlar

Bitkiler :
18 - Depremden 1 ile 3 ay öncesinde meyve ağaçları erken çiçek açıyor ve erken meyve veriyor. Ot ve ağaçların dallarının yüzeyleri kızarıyor ve yanıyor

Gökyüzü değişimleri :
19 - 16 Mayıs 2008’in depreminden önce meydana gelen gökyüzü bulut fotoğrafı :


20 - Güneşin doguşunda ve batışında ortaya çıkan ışık huzmeleri, depremden önce görülüyor.
21 - Fay hattının kırılacağı bölgeyi ani bir sis kaplıyor.
22 - Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli yıldırımlar meydana geliyor.
23 - Açık havada yeşil, siyah ve mavinin egemen olduğu kısa gökkuşağı oluşuyor.
24 - Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana geliyor.
25 - Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elle tutulacak kadar yakın görünüyor.
26 - ABD’nin Kaliforniya eyaletinde 1996 yında meydana gelen büyük depremden önce çekilen bir fotoğraf :


Güneş tutulmaları : (Güneş tutulmalarının depremle ilişkisi bulunmamaktadır. Depremle ilgisinin araştırma çalışması aşağıdadır)
27 - Yılın herhangi bir ayında meydana gelen büyük bir depremin tarihi Güneş tutulmasının tarihinin önüne veya arkasına rastgelebilmektedir. Türkiye’de 17 Ağustos depremi tutulma tarihinden 6 gün sonra olduğundan Güneş tutulmalarının 6 gün öncesi ve 6 gün sonrasına bakarak bu tarihlerde büyük depremlerin oluşunda herhangi bir kümelenmenin olup olmadığı araştırılmıştır. 70 Güneş tutulmasının 6 gün öncesi ve 6 gün sonrasını kapsayan 13 günlük döneme her tutulma sırasında dünyadaki 487 büyük depremden %90’ı tutulmalarla ilgisiz tarihlerde gerçekleşmiştir. Bu tutulmaların bir kısmında görülen az sayıdaki büyük depremlerin hemen hemen hepsi Avrasya, Avustralya, Filipin, Pasifik, Kuzey ve Güney Amerika levha sınırlarında görülen depremlerdir. Türkiye sınırları içinde ve yakın çevresinde bu 32 yıllık dönemde büyüklüğü 5,9 – 9,9 şiddeti arasında değişen 37 büyük deprem meydana gelmiştir.
1 Ocak 1973’den 31 Aralık 2004’e kadar Türkiye sınırları içinde ve yakın çevresindeki 5,9–9,9 şiddetindeki depremlerin yıllık dağılımları incelenmiş, bu 32 yıl süresince Türkiye’de meydana gelen büyük depremlerin tarihlerinin aynı dönemde gözlenen 70 Güneş tutulmasının tarihleriyle ilişkili olup olmadıklarını görmek için yine tutulma günlerinin 6 gün öncesi ve sonrasını gösteren haritalar hazırlanmıştır. Haritalarda tutulma tarihleri ve 13 günlük dönemde kaç depremin görüldüğü yazılmıştır. Fakat Türkiye sınırları içinde bu dönemde Marmara depreminin dışında hiçbir deprem tutulma tarihleriyle ilişkili değildir. 32 yıllık dönemde Türkiye’de meydana gelen 5,9-9,9 şiddetleri arası depremlerin %99'u tutulma tarihlerinden farklı zamanlarda meydana gelmiştir.

Sularda değişim :
28 - Depremden 1 - 2 hafta önceden kıyıları deniz basar. 1 - 5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir.
29 - 1 - 5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur.
30 - Deniz, kuyu ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür.

Yunanistan Simi adası açıklarında çekilen fotoğraf (14.Aralık.2009 - saat 16:30)
Oniki adalar merkez üslü 4,5 şiddetinde deprem oluştu (14.Aralık.2009 - saat 17:23)


31 - Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.

Yeraltı sularında değişim :
32 - Su basıncında 1-1,5 barlık artış meydana geliyor, olağan sıcaklığın 1 - 2 derece üzerinde ısınıyor.
33 - Bir, iki hafta öncesinden yeni kaynak oluşuyor ya da var olan kaynak kuruyabiliyor.
34 - Karbondioksit, metan, civa, helyum ve özellikle radon gazı içeriği artıyor, kuyuları sis kaplıyor.
35 - Suyun tadı acılaşıyor ya da tatlılaşıyor.
36 - Sudan çürük yumurta ve kükürt kokusu geliyor.
37 - Su içinde hava kabarcıkları oluşuyor.
38 - Dere suları kesiliyor, kuruyor ya da çoğalıyor

DEPREM PARAMETRELERİ :

Oluşan bir deprem,"Deprem Parametreleri" olarak isimlendirilen odak noktası, dış merkez, şiddet, magnitüd vb. gibi kavramlarla daha iyi açıklanabilmektedir.

Odak Noktası : Yer içerisinde deprem enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Aynı zamanda iç merkez olarak da isimlendirilir. Aslında odak noktası, bir nokta değil bir alandır ancak uygulamalarda nokta olarak isimlendirilmektedir. Dış Merkez : Odak noktasına en yakın olan yeryüzündeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği alandır.

Odak Derinliği : Deprem enerjisinin açığa çıktığı noktanın yeryüzüne olan en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Yani, Odak Noktası ile Dış Merkez arasındaki mesafedir. Depremler, odak derinliklerine göre sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırma, tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60 km. derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 70-300 km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte depremlerdir. Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliğinde olan depremlerdir. Türkiye’deki depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km. arasındadır. Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur. Derin depremler çok geniş alanlarda hissedilir, buna karşılık yaptıkları hasar azdır. Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.

Şiddet : Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır.Depremin şiddeti, yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet; ölçümlere dayalı değildir, tamamen gözlemsel verilere dayanmıştır.

Magnitüd : Depremde açığa çıkan enerjinin bir ölçüsüdür.Prof. Clarles Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin "magnitüdü" olarak tanımlamıştır.

Logarikmik hesap ne demektir ?

Depremin magnitüdündeki 1 birimlik artış (örneğin magnitüdün 4,5'dan 5,5'a çıkması) istasyonlarda kaydedilen sismogramların genliğinin 10 kat, depremde açığa çıkan gerilme enerjisi miktarının ise 30 kat artmasına karşı gelir. Bir başka deyişle, 6,3 magnitüdündeki bir depremde açığa çıkan gerilme enerjisi, 4,3 magnitüdünde açığa çıkan gerilme enerjisinin 900 katıdır (30x30), yani 900 adet 4,3 magnitüdlü deprem olursa, açığa çıkan gerilme enerjisi toplamı sadece 1 adet 6,3 magnitüdlü bir depremde açığa çıkmaktadır. Çok özel koşullar dışında magnitüdü 2,5'dan küçük depremler insanlar tarafından hissedilmezler.

Bu logaritmik hesap bize aslen şunu da anlatmaktadır : Depremden önce oluşan öncü depremler asıl depremin ana etkisini azaltmamaktadır sadece oluşum zamanını geciktirmektedirler. Bırakın birkaç öncü depremi yüzlercesi bile ana depremin şiddetini pek de değiştirmeyecektir. Örneğin 7,7 şiddetindeki depremin şiddetini 294 tane 3,5 şiddetindeki deprem bile sağlayamamakta, belki ana fay düzlemindeki unlaşmaya katkısı dolayısı ile belki de 1 milyon da birini alabilmektedir.

DEPREM ÖLÇEKLERİNİN TANIMLARI (MAGNİTÜD ÖLÇEKLERİNİN TANIMLANMALARI) :

Sismologlar tarafından, sismogramlar üzerindeki değişik dalga tiplerinin genlikleri veya kayıt sürelerinden yaralanarak farklı magnitüd ölçekleri oluşturulmuştur. Bunlar :

ML (Richter Ölçeği) : 1930 yılında Charles Richter tarafından geliştirilmiştir ve dalga genliğinin logaritması olarak tanımlanır. Diğer tüm ölçekler Richter ölçeği temel alınarak geliştirilmiştir.
Ml : Richter´in Richter’in orijinal bağıntısına göre hesaplanır. Sığ, yakın ve küçük depremler için kullanılır (Lokal magnitüd).
Mb : P ve S dalgalarının genliği baz alınarak hesaplanır. (Cisim dalgası magnitüd)
Md : Çok küçük ve yakın depremlerin süresi kullanılarak hesaplanır. Bu magnitüd değeri genellikle küçük (Md < 4.0) ve lokal depremler için kullanılır.
Ms : Yüzey dalgalarının genliği baz alınarak hesaplanır.
Me : Depremin oluşturduğu enerji yayılım miktarı, yapılarda meydana gelen hasar potansiyelinin ölçüsü. Burada enerji birimi erg’tir.
Mw : Açığa çıkan enerjinin sismik momenti. Sismologların son olarak geliştirdikleri ve kayıtçı aletlerin özelliklerinden bağımsız olarak sadece sismik momente bağlı bir magnitüd değeridir.

Oluşmuş herhangi bir depremden sonra, depremin magnitüdüne ilişkin farklı değerler verilmesi ve ülkeler veya kurumlar arası farklılıklar; yukarıda belirtilen değişik hesaplama tekniklerinden kaynaklanmaktadır.

Richter magnitüd ölçeğine göre, depremin yeryüzündeki etkisi aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.



Oluşan herhangi bir deprem için hesaplanan magnitüd değeri tektir ve uzaklığa, zemin ve yapı özellikleri ile hissedilen sarsıntının büyüklüğü gibi faktörlere göre değişmez. Magnitüd değerleri hesaplanırken tek bir istasyona ait sismogramdan değil, bir deprem ağından elde edilen farklı istasyonlara ait sismogramlar kullanılır. Hesaplama yöntemine göre bir depreme ait magnitüd değerleri arasında 0.3 birimlik fark bulunabilir.

Şiddet, depremin yerkabuğundaki etkilerinin bir ölçüsüdür. Şiddet ölçeğinin esasını, depremin yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin göz önüne alınarak hazırlanan cetveller oluşturur. Diğer bir deyişle, depremin etkisinde kalan canlı ve cansız herşeyin depreme gösterdiği tepkinin değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme, depremin odak derinliği, yerleşim yerlerine uzaklığı ve deprem etkisinde kalan alandaki yapıların davranışına bağlı olarak değişiklikler gösterebilmektedir. Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan Şiddet Cetvelleri'ne göre değerlendirilmektedir. Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler 'Şiddet Cetvel' inde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Şiddet cetvellerinde şiddet değerleri romen rakamları ile gösterilmektedir. Dünyada birbirinden farklı olarak hazırlanmış değişik şiddet cetvel’leri kullanılmaktadır.

Ancak günümüzde daha çok Modifiye edilmiş Mercalli (MM) Şiddet Cetveli kullanılmaktadır. Bu şiddet cetvelinde XII şiddet derecesi tanımlanmıştır.







DEPREMİN DEFORMASYONLARI :

Deprem sonrasında statik ve dinamik olmak üzere iki tür deformasyon meydana gelir. Statik deformasyon, deprem sonrasında fayda meydana gelen kalıcı deformasyondur ve fayın atım miktarı kadardır. Dinamik deformasyon ise, fayın kırılması sırasında ses dalgaları olarak ortamda yayılan elastik dalga hareketidir. Örnek olarak depremin sesini duymak istiyorsanız, 1992 Landers depreminin Mammoth Lakes istasyonundaki kaydından elde edilen ses dosyasını (wav formatında) www.seismo.unr.edu/ftp/pub/louie/class/100/seismic-waves.html adresini ziyaret ederek dinleyebilirsiniz.

Depremin oluşumu ve etkileri hakkında National Geographic tarafından hazırlanmış kısa bir video.

DEPREMİN MEKANİK (Isıtma, Soğutma, Havalandırma, Sıhhi Tesisat,...) VE ELEKTRİK TESİSATLARA ETKİSİ (Akademik Yazı) :

Yüksek Lisans Tezi - Yıldız Teknik Üniversitesi Pdf formatında döküman

DÜNYADA DEPREM :

Levhalar nedeniyle oluşan depremlere Tektonik deprem de denir. Dünya’da oluşan depremlerin % 90’ı bu kategoriye girer. Ülkemizde gerçekleşen depremlerin çoğu Tektonik depremlerdir. Diğer bir deprem şekli ise Volkanik depremlerdir, volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.

Volkanik depremler yanardağlarla ilgili olduğundan yereldirler ve önemli zararlara neden olmazlar. İtalya ve Japonya’da oluşan depremlerin bir kısmı bu kategoride yer alır.

Bir başka deprem tipi de Çöküntü depremleridir, yeraltındaki mağara gibi boşlukların çökmesi sonucu oluşurlar. Volkanik depremler gibi, çöküntü depremleri de yereldir ve fazla zarara sebebiyet vermezler.

Deprem herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda olabilir. Yer küre de meydana gelen depremlerin görülme sıklığı, büyüklüğü ve verdiği zararlar göz önüne alındığında iki ana deprem kuşağından bahsedilebilir. Yeryüzünde çok aktif olan iki önemli deprem kuşağı vardır :
1 – Pasifik Deprem Kuşağı : Dünyada meydana gelen depremlerin yaklaşık %80’i bu kuşak çevresinde meydana gelmektedir. Buradaki depremlerin büyük kısmı levha sınırları boyunca meydana gelir. Şili, Peru, Meksika, Aleut Adaları, Kaliforniya, Alaska ( And dağları kıvrım kuşağı ) ile Kamçatka Yarımadası, Japonya, Çin, Filipinler, Endonezya, Yeni Gine ve Büyük Okyanustaki bazı adalar bu kuşak üzerinde yer alır.
2 – Akdeniz-Himalaya Deprem Kuşağı : Cebelitarık - İspanya’dan başlayıp Hindistan’a kadar uzanan bu kuşakta Fas, Cezayir, Tunus, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, İran, Azerbaycan, Afganistan, Pakistan, Hindistan yer alır. Dünyada meydana gelen depremlerin %17’si bu kuşakta meydana gelir.

DÜNYA ÜZERİNDEKİ DEPREM BÖLGELERİ :



Amerikan Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS) deprem veri kataloguna bütün Dünya için bakıldığında 1973-2004 yılları arasında büyüklüğü 7,0 – 9,9 şiddeti aralığında değişen yıkıcı büyüklüklerde 487 depremin olduğu görülmektedir. Bu büyük depremlerin Dünya üzerindeki yerlerini ve yıllık dağılımlarını gösteren harita aşağıdadır (Haritalar USGS’in web sitesinden alınmıştır.) :


(Haritanın sağındaki skala depremin yeryüzünden derinliğini belirtmektedir)
Aynı dönemde (1973-2004 yılları arasında) 487 büyük depremin 1986 yılında 6 (en az), 1995 yılında 25 (en çok) olduğu görülmektedir. USGS’in istatistiklerinde 7,0 – 7,9 şiddetindeki depremlerin yıllık ortalaması 17adet ve 8,0 – 9,9 şiddetindeki depremler için 1adet olarak verilmektedir.


Dünyada kayıpları hiç unutulmayacak depremler...

DÜNYADA DEPREM TEHLİKESİ AZ OLAN YERLER :
Kuzey batı Avrupa - Grönland adası
Asya'nın kuzeyi - Sibirya
A.B.D ve Kanada'nın Kuzey doğusu
Güney Afrika
Okyanusya’nın batısı – Avustralya
Dünyada depremden en az sarsılan kıta Antarktika’dır.

DÜNYADAN DEPREM FOTOĞRAFLARI :


Taiwan depremi – 1999 - Koşu yolundan geçen Fayın ortaya çıkardığı Yükselti (Horst) görülmektedir.


Çin Sichuan – 2008 – 8,0 şiddetinde deprem - Resmi rakamlara göre 70.000 kişi öldü, 118.000 kişi yaralandı.

TSUNAMİ :

Deprem,yanardağ patlaması ya da toprak kayması gibi yer hareketlerinin deniz tabanında meydana getirdiği alçalma ya da yükselme nedeniyle oluşan dev deniz dalgalarına tsunami denir.
Her ne kadar gel-git dalgası olarak da adlandırılsa da tsunaminin gel-gitle bir ilgisi yoktur.
Tsunami dalgaları saatte 950 km’ye varan çok yüksek hızda ilerlerler. Genellikle okyanuslarda görülür ve kıyıya yaklaştıkça hızı düşer ama yüksekliği artar.Sığ sulardaki bir tsunami dalgasının yüksekliği 30 metreden fazla olabilir. Tsunami dalgaları bir anda ortaya çıktıkları ve çok hızlı ilerledikleri için, tsunami tehlikesi olan bölgelerde uyarı sistemleri kurulmuştur. Özellikle, depremlerin ve yanardağ patlamalarının sık görüldüğü Büyük Okyanusa kıyısı olan Japonya, Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri ile, adalarda çok sayıda gözlem istasyonu bulunur.
Bu dev dalgalar kıyıya yakın yerlerde çok büyük hasarlara ve can kaybına neden olurlar.

Uygarlıkları bile yok eden tsunamilerin önemlileri şunlardır :

Santorini Tsunamisi (MÖ 1628, bazı kaynaklarda 1631 veya 1650) : Platon'un mitolojik öykülerine de konu olmuş bir afettir. Söylenceler kayıp ülke Atlantis'i anlatır. Güney Ege'de volkanik bir ada olan Santorini'de bu tarihte meydana gelen depremin yarattığı mega tsunami, 100-150 metre yüksekliğinde dev dalgalar meydana geldiği ve bu dalgaların 70 km ilerde Girit adasının kuzeyindeki Minoan medeniyetini yok ettiği biliniyor. Hatta dev dalgaların Mısır'a ulaştığı söylenir. Santorini'nin külleri, halen Datça, Marmaris plaj kumlarının altında ve hatta Marmara kıyılarındaki genç çökellerin içinde bulunmuştur.
Bristol Tsunamisi (1607) : İngiltere'nin su baskınlarına uğramasıyla 2.000 kişi yaşamını yitirdi.
Rodos Tsunamisi (1609) : Güneybatı Anadolu kıyılarında 10.000-12.000 kişi öldü.
Lizbon Tsunamisi (1755) : Tsunami tarihinin en büyük felaketlerinden biri Portekiz'deki Lizbon depreminde yaşandı. Sağ kalan on binlerce Portekizli depremden yarım saat sonra gelen tsunami dalgalarıyla hayatlarını kaybetti. Ölü sayısı 100.000’di ve bu Lizbon nüfusunun üçte birinden fazlaydı.
Krakatoa Volkanı Patlaması ve Tsunamisi (1883) : Patlamaların sesi yaklaşık 5.000 km. ötede Rodriquez adasında, Sri Lanka'da, Bangkok'ta, Avustralya'nın batı kıyılarında Perth'te bile duyuldu. 36.000 kişi öldü.
Pasifik Tsunamisi (1946) : Hawaii ve Alaska'da tsunamiden 165 kişi öldü.
Şili Tsunamisi (1960) : 9,5 şiddetindeki Büyük Şili Depremi'nin ardından meydana gelen 20. yüzyılın en yıkıcı tsunamisi. 25 metreye varan dalgalar bütün Pasifik boyunca yayıldı. 2.000 kişi hayatını kaybetti.
Vajont Barajı, İtalya (1963) : Barajda devasa bir heyelan oluştu. Tetiklenen tsunamiyle birlikte 2.000 kişi bir anda hayatını kaybetti.
Good Friday Tsunamisi (1964) : 9,2 büyüklüğündeki Good Friday Depremi'nin yarattığı tsunami dalgaları Alaska, İngiliz Kolombiyası, Kaliforniya ve kuzeybatı Pasifik kıyılarını vurdu. 121 kişi öldü.
Tumaco Tsunamisi (1979) : Kolombiya'da 6 balıkçı köyü yok oldu ve yüzlerce insan hayatını kaybetti.
Okuşhiri Tsunamisi (1993) : Küçük Okişhiri adasında 202 kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce insan yaralandı ve kayboldu.
Hint Okyanusu Tsunamisi (2004) : 26 Aralık 2004'de Endonezya'nın Sumatra adası yakınlarında meydana gelen 9,15 büyüklüğündeki depremde oluşan tsunami dalgalarından ötürü 283.100 insan hayatını kaybetti. Tsunami tarihinin en ölümcül olayıydı. Yetkililer bu deprem ve tsunamisinin yaralarının en az 10 yıl sarılamayacağı düşüncesinde.

Kıyı kentlerinin hızla büyümesi ve çarpık yapılaşması tehlikenin boyutlarını artırıyor. Tsunami tehdidi altındaki mega kentler şunlar : Tokyo, Osaka-Kobe-Kyoto, Manila, Rio de Janerio, Lima, Los Angeles, San Francisco, Seattle, New York, Honolulu, Puerto Rico, Lizbon, Barcelona, Genova, Napoli, Nice, Pire, İzmir, İstanbul, Antalya, İskenderiye, Jakarta, Sydney, Melbourne.

DÜNYADAN TSUNAMİ FOTOĞRAFLARI :


Hint Okyanusu Sumatra Adası - 2004 - Dalga boyları 32metre yükseklikte, yaklaşık 10 katlı bir bina kadar


Hint Okyanusu Sumatra – 2004 – 9,1 ile 9,3 şiddetinde deprem ve sonrasında Tsunamiler - Çok büyük yıkıma sebep oldu, 300.000 kişi öldü veya dev dalgalarda kayboldu. Tarihin en yıkıcı doğa olaylarından biri olarak kabul edilen bu deprem, Endonezya, Hindistan, Tayland ve Srilanka’yı aynı anda vurdu.


Hint Okyanusu Endonezya – 2004 – Deprem sonrası Tsunami


Pasifik adalarından Haiti – 2010 – 7,0 şiddetinde deprem sonrası Tsunami - Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi de, deprem sonrasında Haiti ile birlikte komşu ada ülkeleri Dominik Cumhuriyeti, Küba ve Bahamalar için tsunami uyarısı yaptı.


Güney Pasifik Amerika Samoa Adası – 2009 - 8,3 şiddetinde deprem sonrası Tsunami


Alaska (Büyük Alaska Depremi) – 1964 – 9,2 şiddetinde deprem sonrası Dev Tsunamiler - San Francisco’dan British Columbia sahillerine kadar bütün Kuzey Amerika kıyılarına vurdu.

DÜNYADAN DEPREM VE TSUNAMİ VİDEOLARI :

Deprem Sonucu otoban yarılıyor ve araba içine düşüyor.

Kaliforniya depremi 1989.

Kaliforniya 1989 ve Tayvan 1999 depremleri.

Sumatra 9,1 şiddetinde deprem.

Mega Tsunami.

Mega Tsunami.

DEPREM SİMÜLASYON VİDEOLARI :

Bilim adamları bilgisayar aracılığı ile simülasyon çalışmaları yaparak depremlere daha dayanıklı bina tasarımları ve hesap yöntemleri oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Deprem Simülasyonu - GERÇEK DEĞİLDİR !

Discovery Channel deprem simülasyonu. (Zemin tipi / Önlem / Deprem şiddeti özelliklerini girip "Begin Quake" tuşlayıp binaya etkilerini görebilirsiniz.)

Deprem simülasyonu. Yaklaşık 26 dakika

Hayward Fayı Kalifornia için 7,0 şiddetinde deprem simülasyonu.

Deprem simülasyonu Terashake 2.1 (Rupture Dynamics). (3 boyutlu ve 2 boyutlu pek çok simülasyon videoları indirilebilir)

Deprem simülasyonu 7 katlı bina. Aynı adreste başka simülasyon örnekleri de bulunmaktadır.

Ulusal Fen Kurumu tarafından Japon ve Amerikan işbirliği ile yapılan bir deprem simülasyonu.

2006 yılında Kaliforniya'da yapılan deprem simülasyonu yarışması web sayfası.

National Geographic tarafından gerçekleştirilen Puente Tepeleri deprem simülasyonu.

Deprem simülasyonu - Köprü testi.

Yapıda depremin etkilerinin analiz edilmesi.

TÜRKİYE’DE DEPREM :

Deprem Bölgeleri Haritası'na göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir.

Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı : Batıda Saros Körfezinden başlar, Marmara denizinden geçtikten sonra Kuzey Anadolu Dağlarının güneyini takip ederek Van Gölünün kuzeyine doğru uzanır. 1.200km. uzunluğundaki fay hattında son yüzyıl içerisinde çok şiddetli depremler meydana gelmiştir.

Batı Anadolu Deprem Kuşağı : Güney Marmara’dan başlar, Ege Bölgesi’ndekiBakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes çöküntü ovaları boyunca uzanan diri fay hatlarını takip eder. Bu fay hattına uyun gösteren deprem kuşağı; Ayvalık, Dikili, İzmir, Aydın, Denizli, Isparta ve Akşehir’i içine alır. Ayrıca Burdur, Acıgöl havzalarının kenarlarında ve Sultan dağlarının kuzey eteklerinde de faylar uzamaktadır. Bu faylar boyunca zaman zaman depremler olmaktadır.

Güney Anadolu Deprem Kuşağı : İskenderun körfezinden Van’ın doğusuna kadar bir yay çizerek uzanır. Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bitlis ve Van bu kuşaktadır. Bu kırık hattı Kuzey Anadolu deprem kuşağı ile Bingöl-Karlıova çevresinde birleşir. Ayrıca Van gölü çevresi ile, kuzeye doğru Malazgirt, Tutak – Ağrı, Aşkale-Erzurum-Pasinler-Horasan havzalarındaki faylar üzerinde de sıkça depremler oluşmaktadır.


Türkiye’nin Deprem Bölgeleri Haritası - Bu harita Afet işleri genel müdürlüğü deprem araştırma dairesi tarafından hazırlanmıştır.

TARİHSEL DÖNEMDE TÜRKİYE’DE DEPREMLER :

M.S. 10 - 1000 döneminde Türkiye ve çevresinde yer alan ve büyük hasara neden olan depremlerin merkez üssüne ilişkin bir haritayı göstermektedir.

Çok büyük tahribata yol açan depremler arasında 1458 Erzincan, 1509 ve 1556 İstanbul, 1688 ve 1778 İzmir, 1668 Kuzey Anadolu, 1766 Marmara, 1822 Antakya, 1903 Malazgirt, 1912 Mürefte-Şarköy ve 1939 Erzincan depremleri sayılabilir.

1939 yılında Erzincan’da meydana gelen 7,9 şiddetindeki deprem, Türkiye’deki en yıkıcı deprem olmuştur. Bu deprem sonucunda 360 km. uzunluğunda yüzey fayı oluşmuş ve 40.000 insan yaşamını yitirmiştir.


12 Kasım 1999’da Düzce’de oluşan fay kırığı.

Geçmiş uzun tarihi ve barındırmış olduğu medeniyetler nedeni ile, dünyadaki uzun ve iyi bilinen bir deprem tarihçesine sahip ülkelerden birisi olan Türkiye, yüksek dağ silsileleri ve sığ odaklı ve yaygın sismisite ile tanımlanan “Alp - Himalaya Kuşağı” adı verilen kıtasal bir deprem kuşağında yer almaktadır. Dağ silsileleri, Avrasya ve Afrika Levhaları (Alp Dağları) ve Avrasya ve Avustralya Levhaları (Himalaya Dağları) arasındaki sıkışma-basınç hareketi ile oluşmuştur.

Bir bölgenin sismik ve tektonik niteliklerinin tanımlanması, sismik tehlike analizi için önemli bilgiler sağlar. Bu yüzyılda meydana gelen ve aletsel büyüklüğü 4,0’ün üzerinde olan tüm depremlerin ve yine bu yüzyılda hasar yaratmış (aletsel büyüklüğü 5,9 veya daha fazla ve/veya merkez üssü şiddeti- Io- VII veya daha büyük) depremlerin merkez üstlerini gösteren haritalar aşağıdadır.





Bu haritalarla ile tarihsel sismisite haritası arasındaki benzerlik, tarihsel depremselliğinin yakın asırlardaki tekrarına tanıklık etmektedir.

Türkiye’de bu yüzyıl içinde meydana gelen tüm depremler göz önüne alınarak 5, 6 ve 7 magnitüdden büyük depremlerin ortalama tekrarlama aralıkları sırasıyla 4 ay, 1 yıl ve 5 yıl olarak hesaplanmıştır. Basit Poisson modeli dikkate alındığında tekrarlama periyotları içerisinde meydana gelme olasılıkları %64 olacaktır. Depremlerin tümünün potansiyel hasar olasılığı bulunan bölgelerde meydana gelmeyeceği düşünülmelidir. Son yüzyılın depremleri, Türkiye ve civarında yalnızca depremlerin yarısının hasar görebilecek alanlarda yer aldığını göstermektedir.

Yukarıdaki tarihsel her üç haritadan da anlaşılabileceği gibi genelde Batı Anadolu ve özel olarak İzmir ve civarı yoğun depremselliğin gözlendiği bir bölgeyi oluşturmaktadır. Bu aktivite, yüksek açılı normal faylarla sınırlanan doğu - batı doğrultulu graben sistemleri ile ilişkilidir. Bursa - Gönen, Gemlik – İznik - Edremit, Bakırçay, Bergama, Simav, Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Alaşehir grabenleri, bu sisteminin en önemli tektonik yapılarını oluşturur. Batı Anadolu bölgesinin depremselliği genelde, çok sayıda orta büyüklükteki depremler ve deprem fırtınaları ile temsil olunur. Ege Denizi’ndeki depremsellik ise daha yayılmış bir şekilde gözlenir.


1973-2004 arası Türkiye’deki yıkıcı tüm depremler - Haritanın sağındaki skala depremin yeryüzünden derinliğini belirtmektedir. (Haritalar USGS’in web sitesinden alınmıştır.)


Türkiye Diri Fay Haritası

TÜRKİYE VE YAKIN ÇEVRESİNDE GÜNCEL DEPREMLERİN İNTERNETTEKİ YERİ :



Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) ve Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM), Türkiye ve yakın çevresindeki son 200 depremi internet sitesinde yayınlamaktadır : www.koeri.boun.edu.tr/scripts/lst5.asp

Ayrıca bu depremlerin yeraldığı güncel harita : www.koeri.boun.edu.tr/sismo/map/tr/index.html adresinden ziyaret edilebilir.


Türkiye’de kayıpları hiç unutulmayacak depremler...

TÜRKİYE’DE DEPREM RİSKİNİN AZ OLDUĞU YERLER :

Konya, Karaman, Taşeli Platosu ve İçel çevresi.
Mardin - Şırnak çevresi.
Trakya'da Ergene havzası.

TÜRKİYE DEPREME VE SONUÇLARINA HAZIRLANIYOR – DEPREM SENARYOLARI - :

Dünyadaki diğer gelişmiş ülkeler gibi Türkiye’de tüm illerine ait oluşabilecek doğal afetlerle ilgili bu konularda çalışan bilim adamı grupları oluşturmaktadır. Bu çalışmalar senaryolar şeklinde sunulmaktadır. İnternette her ile ait “deprem senaryoları” bulunabilir. Hatta deprem sonrası Tsunami’ler için Marmara (İstanbul dahil), İzmir ve Antalya illerimize halkımızda tedirginlikler bulunmakta ve devletimiz bu tedirginliklere cevaplar hazırlamaktadır.
Yeni bir çalışma sonuçları büyük gazetelerimizde güncel haber olarak yayınlanmıştır.



TÜRKYE’DEN BİR DEPREM İNCELEMESİ :

17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de, merkezi Kocaeli-Gölcük olan, Richter ölçeğine göre Mw 7.4 büyüklüğünde gerçekleşen, büyük çapta can ve mal kaybına neden olan deprem. Deprem tüm Marmara Bölgesinde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 43.953 yaralı olmuştur. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000 e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16.000.000 insan depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir.

Depremin merkezi, 40.70 enlem, 29.91 boylam üzerinde bulunmaktadır. Deprem, 45-50 saniye sürmüştür.

Nedenleri :

Mw 7,6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü Gölcük başta olmak üzere depremden en büyük hasarı gören Adapazarı, Yalova ve Düzce hattı dünyanın en aktif fay zonlarından bir olan Kuzey Anadolu Fay (KAF) hattının Batı ucunda yer almaktadır.

Yakın tarihte bu bölgede Adazaparı merkez üssü olmak üzere 1943, 1957, 1967 yıllarında şiddetli depremler olmuştur. Geçmişteki tarihlere baktığımızda ortlama 30 senede bir bu bölgede büyük depremler olmaktadır. 1999 depreminden sonrada belirli periyotlarda ve çeşitli büyüklüklerde depremlerin beklenmesi bu fay hattının karakteristik özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Depremin bu kadar çok can kaybına yol açmasının sebebi olarak kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterilmektedir. Depremden sonra tüm Türkiye'de geçerli olmak üzere deprem yönetmeliği çıkarılmış, zorunlu deprem sigortası gibi birtakım düzenlemeler getirilmiş olsa da, inşa edilen yeni binaların halen depreme karşı dayanıklı olarak inşa edildiklerini söylemek zordur. Bu konuda vatandaşı bilinçlendirmek, denetimleri sıkılaştırmak ve yaptırımları uygulamak için devlete büyük bir görev düşmektedir.

Sonuçları :

Resmi Rakamlarla ölü sayısı :
Bolu 270
Bursa 268
Eskişehir 86
İstanbul 981
Kocaeli 9 477
Sakarya 3 891
Yalova 2 504
Zonguldak 3 olmak üzere toplam : 17 480 kişidir.
Yaralı sayısı : 23 781 kişidir.
Sakat kalma sayısı : 505 kişidir.
Yıkılan ve ağır hasarlı bina sayısı : 16 649 adet
Orta hasarlı konut sayısı : 90 536 adet
Orta hasarlı işyeri sayısı : 14 133 adet
Az hasarlı konut sayısı : 102 822 adet
Az hasarlı işyeri sayısı : 13 344 adet
Dağıtılan prefabrik bina sayısı : 40 786 adet
Deprem sonrası prefabrik binada yaşayan kişi sayısı : 147 120 (Kocaeli 55 399, Sakarya 38 131, Bolu 14 296, Düzce 22 822, Yalova 15 946 kişidir)

TÜRKİYE’DEN DEPREM FOTOĞRAFLARI (Şehirler özellikle belirtilmemiştir) :


Bitişik nizam kusuru. Binalar arası yeterli boşluk yok. Deprem yönetmeliğinde "yeterli kiriş, kirişe göre kuvvetli kolon ilkesi ihmal edilmiş."


(Fotoğraftan anlaşıldığı kadarı ile) Zemin sıvılaşması nedeni ile yapı yan yatmıştır.




Deprem yönetmeliğine göre : Bina depremin başladığı anda, henüz yapının birinci periyodunda iken yıkılmıştır.




Deprem yönetmeliğine göre : Deprem yönetmeliğinde "yumuşak kat ilkesi" ihmal edilmiş.




Deprem yönetmeliğine göre : Dolgu yapılan yerlere yüksek katlı yapıların yapılması sonucu...






Bir kurtarma çalışması - Vatandaş


Bir kurtarma çalışması – AKUT (Arama Kurtarma Derneği)

TÜRKİYE'DEN DEPREM VİDEOLARI :

Marmara depreminin hemen sonrası : - 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9

17 Ağustos 1999 depremi (Deprem sonrası).

17 Ağustos 1999 depremi (Fotoğraflardan video yapılmış).

Canlı yayın haber programında deprem.

Sesimi Duyan Var Mı? / Is There Anybody Out There? (Pink Floyd'un şarkısının sözlerini de oluşturan trajik cümle)

İZMİR’DE DEPREM :



İZMİR KENTİ İLE İLGİLİ MAKROSİSMİK VERİLER :

İzmir belediyesi tarafından İzmir’de hasar ve can kaybı/yaralanma yaratmış olan depremlerle ilgili eş-şiddet haritaları, yapısal hasar istatistikleri ve dağılımları, heyelan ve sıvılaşma gibi zemin problemleri rapor, arşiv ve gazetelerden orijinal kaynaklarına inilerek incelenmiş ve kent dahilinde yapmış oldukları hasarlar kritik bir incelemeye tabi tutulmuştur. Aşağıda yapılan bu çalışmaların dökümü bulunmaktadır.

İZMİR’DE TARİHSEL DÖNEMDE HASAR VERMİŞ DEPREMLER :



17, Ön Asya (İzmir, Efes, Sart, Aydın, Manisa ve Alaşehir; Io=X) Ön-Asya’daki 12 önemli İyon şehri yıkılmıştır. Gediz ve Büyük Menderes nehirlerinin vadilerinde büyük tahribat yapmıştır. Ege bölgesindeki en büyük felaketlerden biridir.
178, İzmir (Io=VIII) İzmir şehri harabolmuş, pek çok yangın çıkmış, zeminde çatlaklar açılmış ve küçük iç liman kapanmıştır. Şehir tekrar inşası için 10 yıl süreyle vergilerden muaf tutulmuştur.
688, İzmir (Io=IX) İzmir’de şiddetli ve tahripkar bir deprem. 20000 ölüden bahsedilir.
1039, İzmir (Io=VIII) İzmir bu deprem dolayısıyla ağır hasar görmüş, en güzel binalar çökmüş ve birçok insan ölmüştür.
1056, İzmir (Io=VIII)
20 Mayıs 1654, İzmir (Io=VIII) Deprem İzmir’de, birçok kule ve caminin yıkılmasına, evlerin çökmesine ve can kaybına neden olmuştur.
10 Temmuz 1688, İzmir (Io= X) İzmir bu deprem felaketiyle büyük ölçüde harap olmuştur. Öğle zamanından biraz önce başlayan bu büyük depremin merkezinin İzmir Koyu girişinde bulunan Sancak Kalesi civarında olduğu saptanmıştır. Adı geçen kale depremden sonra harabe haline gelmiştir. Kale toprağa öylesine batmıştır ki kalenin duvarlarında bulunan toplar görünmez olmuştur. Şehrin büyük yapılarından eski gümrük binasının duvarları yıkılmış ve tavanı çökmüştür. İzmir Limanı hasar görmüş ve kıyı şeridi 60cm çökerek bir kanal oluşturmuştur. Pamuk İpliği Hanının yanından başlayıp pazar yerinin sonuna kadar olan kervansarylar ve diğer binaların çoğu yıkılmış, Büyük Rum Kilisesi, Rum mezarlığı içinde bulunan St.Georege Kilisesi ve Ermeni Kilisesi tamamen harap olmuştur.
Eylül-Ekim 1723, İzmir (Io=VIII) İzmir’de yüze yakın ev yıkılmış, 500 insan ölmüştür.
24 Mart 1739, İzmir (Io=VIII)
4 Nisan 1739, İzmir Körfezi (Io=IX) İzmirdeki tüm evlerin hasar gördüğü bildirilmiştir. Foça ve Sakız’da da hasar büyüktür.
3-5 Temmuz 1778, İzmir (Io=IX) İzmir tamamıyla harab olmuş, 200 den fazla insan ölmüştür. Bu depremde pazar ve bedestenin kubbesi hasar görmüş, Büyük Camii tamamen yıkılmıştır. Frenk mahallesin kıyı kesiminde, deniz üzerinde kazıklar üstünde duran evler çökmüştür.
29 Temmuz 1880 Depremi : Bu depremden İzmir şehir merkezi büyük zarar görmüştür. İzmir'deki postane ve telgrafhane binası duvarının iki üç yerden çatlayarak ayrıldığı belirtilmektedir. Depremde, Fransız Hastenesi ile Fransız Konsolosluğunun, Hisar Camii’nin, St. Jean Katedralinin, Alsancak Garının, Kapusin Kilisesinin ağır hasarlar aldığı, Türk Mahallesinde bulunan Vilayet Konağının ve özellikle İkiçeşmelik semtindeki evlerin büyük bir kısmının duvarlarının çatladığı, Ali Paşa Meydanı’nda yer alan eski bir hanla, birkaç dükkanın çöktüğü belirtilmektedir. Yine, Kızlarağası hanının kubbesinin sarsıntıya dayanamayarak çöktüğü ve Kerestecilerde binaların kısmen harap olduğu bildirilmiştir. Depremden en büyük zararı gören yerlerden biri Bornovaydı. Binaların büyük bölümü çatlamış ve köyün iki camisi tamamen yıkılmıştır. Depremin, İzmir yakınındaki yerleşimlerden, Narlıköy, Pınarbaşı, Işıklar ve Kemalpaşa 'da da kuvvetle hissedildiği, Kokluça kilisesiyle, çan kulesinin hasar gördüğü de anlatılmlar arasındadır.

İZMİR’DE 20. YÜZYILDAKİ DEPREMLER :



20. yüzyılda İzmir ve civarında çok sayıda hasar yaratıcı deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerden başta Karaburun-Sakız adası yöresi olmak üzere, İzmir, Akhisar, Bayındır, Alaşehir, Çeşme, Urla, Doğanbey ve Manisa etkilenmiştir. 20. Yüzyılda İzmir ve civarında hasar yapan depremlerin bir listesi aşağıda sunulmuştur. İzmir’in sismitesini 16 ila 20nci yüzyıllar arasındaki depremler belirlemektedir. 3 ila 16ncı yüzyıllar arasındaki boşluk, tarihi depremler ile ilgili yeterli kaynak bulunmamasından kaynaklanmaktadır. 20. yüzyılda İzmir ve civarında hasar yapan depremler :

19 Ocak 1909, Foça (38.66N - 26.94E; M=5.8; Io=IX) Gediz Deltası, Güzelhisar, Menemen ve Foça arasında meydana gelen bu depremde bin kadar ev hasar görmüştür.
31 Mart 1928, Tepeköy-Torbalı (38.09N - 27.35E; M=6.5; Io=IX) Bu deprem sırasında Konak’taki saat kulesinin kubbesi çökmüş, Vilayet Konağında çatlaklar oluşmuş, Pasaport binasının bacası uçmuş ve Teyyare sinemasının karşısında bulunan rıhtım 10metre uzunlukta ve birkaç santimetre genişlikte kıyıya paralel olarak yarılmış, kopan bölüm denize doğru ilerlemiştir. Deprem Karşıyaka, Bornova ve Balçova’daki binalarda da hasara sebep olmuştur. Bu binalar arasında Ziraat ve Yeni Osmanlı Bankası da yer almaktadır. Karataş, Karantina ve Göztepe’de evlerde hafif çatlaklar ve sıva dökülmeleri gözlenmiştir. 30 kişi ölmüştür.
22 Eylül 1939, Dikili (39.05N - 26.93E; M=6.5; Io=VIII) Bakırçay vadisinde (Dikili, Çandarlı ve Bergama) hasara yol açmış, 2000 civarında ev yıkılmış, 68 kişi hayatını kaybetmiştir.
23 Temmuz 1949, Karaburun-Çeşme (38.55N - 26.27E; M=6.6; Io=VIII) Sakız Adasında, Karaburun yarımadasının doğu kısmında, Mordoğan ile yarımadanın kuzey burnu arasındaki köylerde ve Çeşme yarımadasındaki köylerde 2000 civarında ev hasar görmüş ve 10 kişi hayatını kaybetmiştir.
18 Mart 1953, Yenice-Gönen (40.00N - 27.50E; M=7.2; Io=IX) Yenice ve Gönen’de ağır hasar vardır. 2000 civarında ev hasar görmüş, 265 kişi hayatını kaybetmiştir. Deprem, Foça ve Karaburun’da VI, İzmir’de ise V ile VI şiddetinde algılanmıştır.
2 Mayıs 1953, Karaburun (38.60N - 26.60E; M=5.6; Io=VIII) Karaburun ve civarında 300 kadar ev hasar görmüştür.
16 Temmuz 1955, Söke-Balat (37.70N - 27.20E; M=6.7; Io=VIII) Söke, Balat ve Sisam Adasında 500 kadar ev hasar görmüş, 23 kişi hayatını kaybetmiştir. İzmir’de birçok yapının duvarları çatlamıştır.
19 Haziran 1966, Menemen (38.51N - 27.21E; M=4.9; Io=VI) Menemen’de 100 kadar evin duvarları çatlamıştır.
23 Mart 1969, Demirci (39.10N - 28.50E; M=5.9) Demirci ve civarında 1000 kadar evde hasar meydana gelmiştir.
25 Mart 1969, Demirci (39.20N - 28.40E; M=6.1; Io=VIII) Demirci ve civarında 2000 kadar evde hasar meydana gelmiştir.
28 Mart 1969, Alaşehir (38.45N - 28.50E; M=6.5; Io=VIII) Gediz vadisinde hasara neden olmuştur. Alaşehir’de 3700 ev yıkılmış, 41 kişi hayatını kaybetmiştir.
6 Nisan 1969, Karaburun (38.35N - 26.40E; M=5.8; Io=VII) Karaburun, Sakız Adası ve Çeşme’de 500 kadar ev hasar görmüştür.
23 Nisan 1970, Demirci (39.13N - 28.65E; M=5.6; Io=VII) Demirci’de 300 kadar ev hasar görmüştür.
1 Şubat 1974, İzmir (38.50N – 27.20E; M=5.5; Io=VII) Deprem en çok Alsancak semtinde hasar yapmıştır. Buradaki eski yığma yapıların duvarları çatlamış ve camları kırılmıştır. 1488. sokakta 25 yıl önce iki katlı tuğla yığma olarak yapılıp daha üstüne iki kat daha eklenmiş olan yapıların bazılarında zemin kat duvarlarında kesme çatlakları ve balkon kolonlarında da basınç kırılmaları gözlenmiştir. Konak meydanındaki saat kulesinin taç kısmı yıkılmış ve saati durmuştur. Devlet hastanesinde ve Özel İdare işhanında hasar meydana gelmiştir. Alsancak, Konak ve Karşıyaka semtlerinde 47 yapıda ağır hasar meydana gelmiş, 2 kişi ölmüş ve 7 kişi yaralanmıştır.
9 Aralık 1977, İzmir (38.56N - 27.47E; M=4,8) İzmir’de 10 kadar yapıda hasar vardır.
16 Aralık 1977, İzmir (38.41N - 27.19E; M=5.5; Io=VII) İzmir’de (Alsancak, Hatay, İkiçeşmelik, Karşıyaka, Bornova, Gültepe, Gürçeşme ve Tepecik semtlerinde) 40 kadar ev hasar görmüş, 20 kişi yaralanmıştır.
14 Haziran 1979, Karaburun (38.79E - 26.57N; M=5.7; Io=VII) Karaburun’da 2 ev yıkılmış, 1 kişi yaralanmıştır. Alsancak’ta bazı evlerde hasar meydana gelmiştir.
6 Kasım 1992, Doğanbey (38.16E - 27.00N; M=6.0; Io=VII) Doğanbey civarında 60 kadar yapıda ciddi hasara sebebiyet vermiş; İzmir’de kuvvetli olarak hissedilmiştir.
28 Ocak 1994, Manisa (38.69N - 27.49E; M=5.1; Io=VII) Manisa ve civarında 60 kadar yapıda hasar vardır.
24 Mayıs 1994, Karaburun (38.66N - 26.59E; M=5.4; Io=VII) Karaburun ve civarında 10 kadar yapıda hasar vardır.

İZMİR DEPREM SENARYOSU VE MASTER PLANI :

İnternette www.izmir.bel.tr/izmirdeprem/izmirrapor.htm adresinden erişilebilir.



İZMİR’DE DİĞER GÖZLEM VE DENEYLER :

İzmir’de olası depremlerle ilgili Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Bölümü Başkanlığı ve 2000 yılında kurulan Deprem Araştırma Uygulama Merkezi (DAUM) tarafından da çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalar kapsamında İzmir’de 16 kuvvetli yer istasyonu kurulmuştur. Bu istasyonlar depremleri kaydettiği gibi çıkabilecek kuvveti ölçerek inşaatçılara yapı tasarımında neyle karşılaşabileceklerini göstermeyi de hedeflemektedir. Bu 16 istasyon olası depremde en büyük ivmeyi ölçerek, hangi bölgede çok hasar olduğunu da gösterecek, yardım ve kurtarma ekiplerinin hasara doğru yönlenmesini sağlayacaktır.

İzmir’de DAUM mevcut binaların depreme dayanıklılıklarını ölçmekte ve bunları İzmir Belediyesine sonuçları rapor etmektedir. DAUM’un araştırmaları öncelikle Kamu binaları ile okullar olarak başlatılmıştır. DAUM’um bildirdiğine göre Türkiye’deki 1999 yılında yaşanan depremlerden sonra yapılar daha dikkatli yapılmaya başlanmış, 2007 yılından sonra da geliştirilen yönetmelikler ile daha sağlam yapılar yapılmaya başlanmıştır.

Bu çalışmalar İzmir’de Menemen ve Aliağa’yı da kapsamaktadır. Bu bölgelerde depremi beklemeyip ekip deprem etkisini ölçmek için yapay depremler yaratmaktadır. Bu çalışmada Jeofon denilen yer kulaklıkları ile yere balyoz ve hidrolik balyoz (su gücü ile kuvvetlendirilmiş balyoz) ile yere vurulmaktadır. İstenilen derinliklerdeki dalga hızarı ve zemin davranışları araştırılmaktadır. Bu araştırma yaklaşık 1.000 noktada tekrar edilince zeminin vereceği tepkiyi tahmin etme şansı oluşacaktır. Başlanan bu projede ancak 2011 Ocak ayına kadar verilerin toparlanması sağlanabilecektir. İzmir’de daha önceki çalışmalarda yeraltına yapılan sondaların derinliği 50 metre iken şimdi 4.000 metre sondalar kullanılmaktadır. Projenin tamamlanması sonrası İzmir’de nerede nasıl zemin var, çok daha net bilinecektir.

İzmir’de 2003 ve 2005 yıllarında Seferihisar depremleri olana kadar bu bölgede bir fayın bulunduğu bilinmemekteydi. Şimdi ise körfezden gelip kuzeye doğru çıkan karakterli farklı bir fay oluşmaya başlamıştır. Bu fayın İzmir’deki diğer faylar gibi düşey atımlı olmadığı ve bölgemizde görülmeyen şekilde Kuzey Anadolu fayı gibi hareket ettiği gözlemlenmiştir. İzmir’deki faylar, fay hattı boyunca mutlaka bir yerinden patlak verir, fakat Seferihisar fayı karakteristiği yüzünden güneyden kuzeye kırığını tamamlayacağı bilinmektedir.

İzmir körfezi tarihsel dönemine bakıldığında bir Tsunami bile oluşmuştur. Tsunamilerin oluşması için en az 7 şiddetinde deprem olması gerekmektedir.

DAUM’un çalışmalarından bulunan verilere göre İzmir’in zemininin belli yerler dışında çok kötü olduğu gözlemlenmiştir. Fakat zemin karakteristikleri 100 metrede bile farklılıklar göstermektedir. İzmir’deki depremlerde de bu gözlenmiştir, yan yana aynı kalitedeki binalardan birinde hasar oluşurken diğerinde bu traz hasarlar görülmemektedir.

Bu çalışmalardan çıkan sonuçlara göre İzmir’deki en riskli bölgeler Balçova, Manavkuyu, Karşıyaka Mavişehir’dir.

Fakat binaya güvendikten sonra her yerde oturulabilir. Binaya özel inceleme için apartman sakinlerinin birlikte karar vermesi gerekmektedir. Bu tarz bir kuruluşa başvurulabilmektedir. Örneğin 14 daireli bir yapı için en az 8.000-9.000 TL’ye inceleme yapılıp, apartmanın röntgeni çekilebilir. Radius Projesi’yle İzmir’deki 200.000 yakın binanın gözlemsel envanteri çıkarılmıştır. Tabiiki bu sadece başlangıçtır.

Gerçek bir fay görmek istyorsanız Tarihi Asansör’e bakın :

İzmir’de Güney Fayı ve Torbalı Fayı vardır. Torbalı fayı Manisa’ya kadar uzanmıştır.

İzmir merkezinde fayın kendisini görebileceğiniz bir yer bulunmaktadır; Tarihi Asansör. Orası düz giderken fayın aşağı inmesi ile oluşmuştur. Oraya ideal fay aynası diyebiliriz.


Tarihi Asansör’ün bulunduğu yer.

   
İzmir, Mithatpaşa caddesindeki Dareo Moreno sokağı tarafından Tarihi Asansörün fotoğrafları.

İzmir'in Güzelyalı semtinde bulunan Tarihi Asansör ve asansöre çıkan Dario Moreno Sokağı kentin görünmesi gereken mekanlarından biridir.
1907 yılında Mithatpaşa'dan HalilRıfat Paşa Caddesi'ne çıkmak için 155 basamak merdiveni tırmanmak zorunda kalan halka kolaylık olması amacıyla inşa ettirilmiştir.
Önceleri su ile çalışan asansör 1985 yılında belediye tarafından elektrikle çalışır hale getirilmiştir. 1992 yılında restore ettirilen tarihi asansör halen
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından eğlence, kültür ve dinlenme mekanı olarak çalıştırılmaktadır ve kentin önemli bir turistik durağıdır.
Asansör'ün girişindeki Dario Moreno Sokağı'nın iki yanındaki sakız evleri de bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır.



Bu tabloda eski yerleşim binalarıyla Tarihi Asansör görülmektedir. Fay aynası bu eski tabloda çok daha net olarak farkedilebilmektedir.

     

İlk 72 Saat (68sf 4,4MB) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından İstanbul Sismik Riskinin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi kapsamında yayınlanan Acil Durumlarda İlk 72 saatte nasıl hareket edilmesi gerektiği
İlk 72 Saat - Çocuk (2sf 7,5MB) ÇOCUKLAR İÇİN HAZIRLANMIŞ ACİL DURUM BİLGİ KARTI'da bulunmaktadır

Deprem - Deprem ve İnsan - İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği Alanı - MEGEP (45sf 1,65MB)
Deprem ve Önlemler - Deprem ve İnsan - İnşaat Teknolojisi Alanı - MEGEP (41sf 1,85MB)
Deprem ve Dayanım - Deprem ve İnsan - İnşaat Teknolojisi Alanı - MEGEP (43sf 1,6MB)
Deprem İzolatör Sistemleri - Deprem ve İnsan - İnşaat Teknolojisi Alanı - MEGEP (43sf 2,48MB)

Deprem Etkisi Altında Çelik ve Betonarme Yapılar - Dizayn Konstrüksiyon Dergisi Özel Sayısı (100sf) Başlıklar: Çelik yapının depremle imtihanı, Betonun üretim kalitesi kadar şantiyede kalıba uygun şekilde yerleştirilmesi ve döküm sonrası bakımı da çok önemlidir, Yapı sağlığı ve deprem, Prefabrike betonarme yapılar ve deprem, Betondan karot alınması ve uygunluğunun değerlendirilmesi, Çelik binalar deprem bölgeleri için en dayanıklı çözümü sunuyor; Çelik binalar 5 kat daha hafif ve dayanıklı, 17 Ağustos depreminin acısını bir daha yaşamamak için önleminizi aldınız mı?, Depreme dayanıklı yapı üretimi için hangi şartlar hayati önem taşıyor?, Depreme karşı su yalıtımı zorunlu hale getiriliyor

DEPREM ÖNCESİNDE :

• Öncelikle yaşadığınız yerleşim biriminin deprem tehlikesi hakkında doğru bilgileri ilgililerden öğrenin.
• Aile bireyleri arasında olağanüstü bir durumda nasıl davranacağınızı konuşun.
• Her odada üzerinize bir şeyin düşmeyeceği sağlam bir yer seçin.
• Yere yatma, başını koruma ve bir şeye tutunmayı öğrenin ve çocuklarınıza da öğretin.
• Kitaplık, yüksek mobilya gibi kolay devrilebilir eşyalar ile ağır eşyaları duvarlara veya döşemeye sıkıca bağlayın, tablo, gardrop gibi eşyaları sabitleştirin ve üzerinize devrilmeyecek şekilde yerleştirin.
• Mutfak dolapları gibi kırılabilecek eşyalarınızı koyduğunuz dolaplarınıza sağlam kilitler takın. Bu eşyaların depremde raflarından dökülebileceğini unutmamak gerekir.
• Deprem çantasını kolayca ulaşabileceğiniz bir yere yerleştirin ve diğer aile fertlerine de bu çantanın yerini gösterin.

Önemli bir nokta evde belli dönemlerde deprem tatbikatının yapılması ve deprem sırasında nerede ne koşulda olursak olalım hiç düşünmeden doğru olan yere en kısa sürede ulaşma yollarının planlanması gerekmektedir. Bunun için yaşadığımız mekanı daha önceden incelememiz, korunma için bulunacağımız yeri ve muhtemel kaçış yollarını planlamamız gerekmektedir. Eğer bu yol üzerinde engel teşkil edecek eşyalar varsa kaldırılmalıdır.

Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak ve güvenli bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz varsa bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve birinci katta olanlar için geçerlidir.) Unutmamalıdır ki yıkıma yol açan sebep, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir. Bu yüzden ilk 10-15 saniye hayati önem içermektedir.

Depremden önce yapılacak birkaç basit hazırlık depremden sonraki zor yaşantımızı çok kolaylaştırabilir. Örneğin aracımızın bagajında; bir çadır, uzun müddet bozulmayan yiyecek ve içecekler, fener, ilk yardım malzemesi, giysi, telsiz, battaniye, sıhhi malzemeler gibi eşyaların bulunması, organize yardımın gelmesi için gerekli olan 3-4 gün boyunca bizi çok rahatlatacaktır.

Deprem sırasında aile bireyleri bir arada olmama olasılığına karşı, deprem sonrasında buluşmak üzere güvenli bir yer belirleyin ve burada buluşma konusunda plan yapın.

Deprem çantası nedir ? Bir deprem çantası hazırlayalım :

Depremden sonraki 72 saat içerisinde, aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılayacakları malzemelerini koydukları çantadır. Yani depremden sonra 72 saat boyunca bazı yardımları alamayacağınızı hesap etmeniz gerekmektedir. Bu nedenle bu çantanın muhakkak her evde hazır bulundurulması zorunludur.



Deprem çantasının içindekiler :

Aile bireylerinin isimleri, kurum, emekli, sosyal sigorta numaraları, aile bireylerinin okul ve mesleki bilgileri, önemli sağlık bilgileri bir kağıda yazılacak ve kapaklı bir naylon poşete konulacaktır.

Ziynet eşyaları,bono, tahvil vb, banka hesap numaraları bir kağıda yazılacak ve kapaklı bir naylon poşete konulacaktır.

Her bir aile bireyi için birer pilli fener ve yedek pilleri (yedek piller her 6 ayda bir yenilenmelidir), pilli radyo (aynı pillerle çalışması tercih edilmelidir), ilk yardım çantası ve kitapçığı, varsa kullandığımız özel ilaçlar, bebekler için gerekli gıda, 3 günlük yiyecek, 3 günlük şişe suyu, mendil, tuvalet kağıdı, telefon kartı ve jetonu, yedek nakit para, battaniye, iş eldiveni, giyecek, ayakkabi, ev ve araba anahtarları ve sesimizi duyurabilmemize yardımcı olacak düdük.

Çantaya konulacak yiyecek ve içecekler belirli zaman aralıkları ile yenilenerek saklanmalıdır. Çanta dış etkilerden etkilenmeyecek ve kolay ulaşılabilecek şekilde muhafaza edilmelidir. Çantanın bulunacağı yer hakkında aile bireylerine bilgi verilmelidir.

Hazırladığınız deprem çantasına ulaşmak için zaman harcamayın. Eğer o an elimizin altında değilse çantaya ulaşmaya çalışmak, sakınmak ve korunmak için size gerekli olan süreyi çalabilir.

DEPREM SIRASINDA :

BİNA İÇİNDE :

• Deprem sırasında herşey çok hızlı geliştiginden, düşünme süreniz çok kısadır. Sakin olunmalı, paniğe kapılmamalıdır. Çünkü panik sağlıklı düşünmeyi engeller.
• Depremin başladığı ve sarsıntıların hafif olduğu dönemde, deprem öncesinde belirlenen önlemler hatırlanmalıdır.
• Önce bir gürültü duyulur, ardından sarsıntı başlar, esas yıkıcı sarsıntı birkaç saniye sonra gelir, çogunlukla yalnızca birkaç adım atılabilir, en hızlı biçimde güvenli bir yere ulaşıp, en güvenli pozisyonu almak gerekir.
• Bina içinde çıkış yakındaysa, deprem anında 10-15 saniye içinde bulunulan yerden açık güvenli bir alana derhal çıkılılmalıdır.
• Çıkış yakın değilse, açık güvenli bir alana derhal kaçılamıyorsa, bulunulan mekanda; kesinlikle koşulmamalıdır. Çünkü büyük bir depremde ayakta durmak veya koşmak mümkün değildir, denge bozulup etrafa çapıp yaralanmak mümkündür.
• Mümkünse Acil Durum Çantası alınarak daha önceden belirlenmiş olan güvenli ve hayat üçgeni oluşturulabilecek bir yere (sağlam bir masa, sıra, dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, çekyat, içi dolu sandık, para kasası, kalorifer petekleri, döküm küvet, mutfak tüpü, fırın, çamaşır-bulaşık makinelerinin vb. yanına) yakında bulunan yastık, kitap... vb. malzeme ile baş korunarak ya da baş iki el arasına alınarak cenin pozisyonunda uzanmak gerekir. Bir yere de tutunmaya çalışılmalıdır. Örneğin bir masaya tutunup onunla birlikte hareket etmeye hazır olmak lazımdır. Bu pozisyonu sallantı duruncaya kadar korumak gerekmektedir.
• Mutfak en iyi saklanma ve yaşam üçgeni yaratılacak ortamdır. Tezgah altında ve yanında yer alan fırın, bulaşık makinası, buzdolabı bu bölümün ezilme oranını en aza indirger. Ancak set üstü dolaplardan bardak, tabak düşmesin, engellemek için önlem alınmalıdır.
• Kapı pervazları altında bulunulmamalıdır. Kapı pervazlarının hiçbir taşıyıcı özelliği yoktur.
• Evde güvenli bir yerde saklanamıyorsanız, pencerelerden uzakta sırtınızı pencereye dönerek diz çökün ve dirseklerinizle yüzünüzü koruyup ellerinizi boynunuzun arkasında birleştirin.
• Patlayan bir duvardan hızla fırlayan tuğla parçacıkları kişiler için yaşamsal tehlikedir. Duvardan gelecek sıva tozlarının solunması akciğerlerde komplikasyonlara sebep olabilir. Bu nedenle patlamanın ilk anında ağzınızı ve burnunuzu koruyun.
• Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.




Hayat üçgeni metodunu kullananlar için hayatta kalabilme şansı % 100'e çıkabilir.
Basitçe ifade edilirse, binalar yıkılırken, objelerin üzerine düşen tavan ağırlığı veya içerideki mobilyalar bu nesnelere çarparken yanlarında bir yer, boşluk bırakırlar.
Bu boşluk 'hayat üçgeni' denilen alandır.
Nesne ne kadar büyük ve ne kadar dayanıklı olursa daha az ezilecektir.
Nesneler ne kadar az ezilirse boşluk ve bu boşluğu kullanan kişinin yaralanmama olasılığı o kadar artar.
Bir dahaki sefere televizyonda yıkılan bina izlerken gördüğünüz üçgenleri sayın, heryerdeler.


Anne karnındaki cenin (doğmamış bebek) pozisyonu.

BİRKAÇ HAYAT ÜÇGENİ ÖRNEĞİ :



   

   


   
Deprem olduğu sırada evinizin içinde iseniz.

• Genel ve deprem güvenliği olan sağlam binalarda; bilhassa küçük hacimli odalarda iki duvarın birleştiği köşelere, kolon-kiriş altlarına ya da masa sıra vb. altlarına cenin pozisyonunda uzanılmalıdır.
• Derin derin nefes alınarak sakinleşmeye çalışılmalıdır.
• Yer sarsıntısı durana kadar saklanılan yerden çıkılmamalıdır. (En az 60 saniye).
• Sabitlenmemiş ve devrilebilecek eşyalardan uzak durulmalıdır.
• Merdivenlerden, balkonlardan, asansörlerden ve sütunsuz geniş sahanlı yerlerden uzaklaşılmalıdır.
• Ev içinde güvenli bir yere saklanılamıyorsa, pencerelere sırt dönük ve yukarıda sayılan sabitlenmemiş, devrilebilecek eşyalardan uzakta sırtı onlara dönük olmak suretiyle, yere diz çömülmeli, yakında varsa-yastık, battaniye, elbise, kitap ve bunun gibi, dirseklerle yüz korunarak, eller boynun arkasında birleştirilmeli baş ve boyun korunmaya çalışılmalıdır.
• Gazla ve elektrikle çalışan aletler (soba, ocak, fırın vb.) açıksa, kapatılmalıdır. Kapatılamıyorsa, bu aletlere yakın olan kişilere, kapatmaya çalışmaları, fişleri prizden çekmeleri söylenmelidir. Mümkünse ana musluk kapatılmalı, ana sigorta gevşetilmelidir.
• Uykuda iken depremin olması halinde; derhal yatağın yanına uzanılmalıdır. Yataktan kalkmak mümkün olmazsa, şiltenin altına girilmelidir.
• Tekerlekli sandalyede oturanlar, tehlike anında tekerleklerini kilitleyip, baş ve boyunlarını varsa, yakındaki yastık, minder, kitap vb. ile, yoksa elleri ile korumaya çalışmalıdır.

• Çıplak ayakla dolaşılmamalıdır. Yerdeki cam kırıkları vb. ayakları yaralayabilir.
• Mümkünse tüm çıkış kapıları ve çok katlı binalarda yangın merdivenlerinin kapısı açık tutulmalıdır.
• Bulunulan mekanlar terk edilirken baş, bir çanta, kitap, minder, yastık vb. ile korunmalıdır.
• Asansörler kesinlikle kullanılmamalıdır. Asansörde iken deprem olması halinde, kat çıkış düğmesine basılarak katta durdurulmalı ve asansör hemen terk edilmelidir.
• Tiyatro, okul, sinema, büro gibi kalabalık yerlerde iseniz, kesinlikle merdivenlere, asansörlere koşmayın. Kendinizi koltuk, sıra gibi yerlerde korumaya alın, sakin olun ve başkalarını da aynı şekilde davranmaya davet edin.


Öğrencilerin sınıflarında yaptıkları deprem tatbikatı.

APARTMANLARDA DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada apartmanda iseniz


Deprem olduğu sırada apartmanda iseniz


Deprem olduğu sırada apartmanda iseniz


Deprem olduğu sırada apartmanda iseniz


Deprem olduğu sırada apartmanda iseniz

1 VE 2 KATLI EVLERDE DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada 1 veya 2 katlı evde iseniz
• Ocakları ve sobaları söndürün.
• Yatıyorsanız yatağın altına girin.
• Masanın altına girin.
• Başınızı birşeyle koruyun.
• Tuvalet küçük hacimli olduğu için daha güvenlidir.
• Hemen evden dışarı çıkmayın.
• Arabayı kullanmayın.
• Zemin kata, alt katlara gitmeyin.
• Ahşap evler deprem anındaki en güvenliyapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.

ARAÇ İÇERİSİNDE VE YAKININDA DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada araç içinde iseniz

• Araç kullananların, bulunduğu yer eğer güvenli ise durması ve araç içinde kalması gerekir.
• Eğer mümkünse ağaçlar, direkler, köprülerden kavşaklardan, alt ve üst geçitlerden, otoyol bariyerlerinden, enerji nakil hatlarından ve yüksek katlı binalardan uzakta güvenli bir yerde beklenilmelidir.
• Normal trafikten olabildiğince uzaklaşın. Köprüler, üst geçitler, tüneller, kapalı otoparklardan uzak durun.
• Eğer araç içerisindeyseniz, Tünel veya Kapalı Otoparkta ve çıkışa yakın değilseniz araç içinde düşen bir parça ile ezilme riski taşımamak için, araçtan inip aracın yanına yan yatarak cenin pozisyonu alın. Böylece üzerinize yıkılacak tavan, tünel gibi büyük kütleler aracı belki ezecek, ama yok etmeyecek ve size daha az zarar verecektir. Buralarda yamaç kaymaları ve kaya düşmeleri olabilir.
• Yanıcı madde taşıyan araçlardan uzak durun.
• Ani duruşlar yapmayın, yavaşça sağa yanaşıp durun.
• Kontak anahtarını yerinde takılı bırakarak aracı terkedin.

MARKET VEYA ALIŞVERİŞ MERKEZİNDE DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada Market veya Alışveriş Merkezinde iseniz

• Panik yapmayın.
• Satın alınan eşyaları bırakın.
• Tezgah atına çömelin veya cenin pozisyonu alın.
• Büyük kolon, raf ve dolaplardan uzak durun.
• Yangın çıkışlarına, merdivenlere, yürüyen merdivenlere çıkmayın, asansöre binmeyin.
• Yangın merdiveni ve çıkışlarına koşmayın.
• Vitrin malzemesi ve mankenlerden uzak durun.
• Büyük sütunların yanına gidip orada durun.
• Güvenlik görevlilerini dinleyin ve onların dediğini yapın. Başınızı koruyun.
• Satın aldığınız şeyleri ısrarla elinizde tutmaya çalışmayın.
• Boy aynalarından, hareket eden yerlerde yuvarlanan kavanoz ve şişelerden uzak durun.
• Elleriniz boşta olsun. Birşeyler götürmeye ya da kurtarmaya çalışmayın.
• Çocukların ellerinden tutun ve bırakmayın.

SİNEMA VEYA TİYATRODA DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada Sinema veya Tiyatroda iseniz


Deprem olduğu sırada Sinema veya Tiyatroda iseniz

SPOR SALONU VEYA STADYUMDA DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada Spor Salonu veya Stadyumda iseniz

• Çok sayıda insanın bir arada bulunduğu bu yerlerde kesinlikle paniğe kapılmayın, bulunduğunuz yere uzanarak, cenin pozisyonunu alın.
• Geniş tavan, avize gibi asılı cisimlerin altından kaçarak duvar kenarlarına sığının.
• Tavandan düşebilecek birşey yoksa koltukların alt kısmına uzanın ve cenin pozisyonunu alın.
• Sarsıntı geçer geçez paniğe kapılmadan en yakın emniyetli çıkıştan çıkın.

KÖPRÜ VEYA ÜST GEÇİT ÜZERİNDE DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada Köprü veya Üst Geçit üzerinde iseniz


METRO VE OTOBÜSTE DEPREM DAVRANIŞI :


Deprem olduğu sırada Metroda veya Otobüs içinde iseniz


Deprem olduğu sırada Metroda iseniz

BİNA DIŞINDA :

• Bina dışında iseniz binalardan (dökülecek yıkıntılar ve camlar yüzünden), elektrik direklerinden ve elektrik tellerinden uzakta güvenli bir yerde depremin durmasını bekleyin.
• Reklam panosu gibi devrilebilecek materyallerden uzak durun.
• Dağlık yerlerde yukarıdan düşebilecek kayalara karşı, deniz kenarında ise tsunamiye karşı dikkatli olun. Dik kayalıkların yanına sokulmayın.

ENKAZ ALTINDA :

• Sakinliğinizi koruyun, durumunuzu değerlendirin, yaralı olup olmadığınızı belirleyin. Kıpırdayacak durumunuz varsa ve kesin bir çıkış yolu görebiliyorsanız hareketlenin, aksi takdirde pozisyonunuzu koruyun. Fazladan her çaba, size az sonra gerekli olacak vücudunuzdaki enerji ve suyu tüketecektir.
• Dışarıdan bir müdahale sesi duyana kadar bağırmaya çalışmayın. Bu enerjinizi zamansız tüketmenize yol açacaktır. Bir ses duyduğunuzda cevap verin ve pozisyonunuzu anlatmaya çalışın. İlerleyen saatlerde dışarıya ses verebilecek bir ses kaynağı yaratma yolu bulun. Tencere benzeri bir metale vurulacak bıçak sapı, sert bir yüzeye vurabileceğiniz diğer sert bir cismin olup olmadığını kontrol edin. Çünkü saatler geçtikten sonra böyle bir şey edinme gücünü kaybetmiş olabilirsiniz.
• Kurtarma ekipleri, olay yerine ulaştıklarında bakacakları ilk yer enkaz üzerinde kabarmış bölgelerdir. Kabaran bu bölgeler muhtemel yaşam üçgenlerinin olduğu noktalardır. (buzdolabı, bulaşık ve çamaşır makinası, çelik para kasası, demir dolap vb.) Böyle bir pozisyona sahipseniz, ilk ulaşılacak kurtarma bölgesindesiniz demektir.
• Enkaz halindeki gazete ofislerinde ve çok miktarda kağıdın olduğu ofislerde kağıt sıkışmadığı/ezilmediği için, kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.

DENİZ KENARINDA :

• Denizden gelebilecek dalgalara karşı bulunulan yerden uzaklaşarak daha yüksek yerlere çıkın.


Deprem Klavuzu - Sismolog Nusret Sancaklı - İSBİ (16sf 5,97MB) Deprem Anında Uyarıları

DEPREMDEN HEMEN SONRA :

• Deprem öncesi önlemlerinizi aldınız ve depremi az ya da çok hasarla atlattınız.
• Ön koşul paniğe kapılmamak, uyanık ve hızlı davranmak.
• Eviniz sizin dışarı çıkmanıza izin veriyorsa, binayı terketmeden önce çevrenizdeki seslere kulak verin. Bu sesler, sizden çok daha zor durumda olan insanlara ait olabilir. Sese olan yakınlığınız sayesinde binanın dışından yapılacqk bir yardımdan çok daha hızlı bir şekilde göçük altındakileri hayata kavuşturabilirsiniz.
• Eğer depremde evimiz yıkılmadıysa eve girip doğalgaz, elektrik, su, LPG tüpü gibi sistemleri ana vanalarından kapatmak gereklidir.
• Büyük bir depremden sonra artçı depremler mutlaka devam edecektir. Bazı artçı sarsıntılar zayıflamış yapılarda yeni hasar yapacak kadar büyük olabilir. Aile bireylerinizi bir arada tutun ve açık bir yerde bekleyin. Varsa yaralılara ilkyardımı yapın.
• Evinizi veya binanızı terk ederken kıymetli eşyalarınızı, kalın giyecek, battaniye gibi eşyaları yanınıza alın, kalın ayakkabılarınızı giyin, biraz yiyecek ve içme suyu temin edin.
• Kalabalık mekanları boşaltırken sakin olmak, hasarı en az ölçüde atlatmak açısından önem taşır. Toplu ve düzenli hareket bu safhada çok önemlidir.
• Binaların dışına çıktığınız andan itibaren de kurtarma çalışmalarına katılmak gerekir. Verebileceğiniz küçücük bir destek bir insanın hayatı, daha büyük yardımlar birden çok insanın hayatı demektir.
• Enkaz ve yıkıntılar arasında, cadde ve sokaklarda gelişigüzel dolaşmamak gerekmektedir.

HASARLI BİR DEPREMDEN SONRA HEMEN ARANACAK TELEFON NUMARALARI :

Herkesin aşağıdaki telefon numaralarını öğrenip boş bir kağıda doldurduktan sonra daima yanında taşıması ve deprem çantasına da bir kopyasını koyması gerekmektedir.



Bu telefonların dışında bulunduğumuz şehir dışında bir akrabayı belirleyip, tüm aile bireylerinin deprem sonrasında bu kişiyi arayıp durumunu bildirmesini, böylece bu kişinin ayrı düşen aile bireyleri arasında haberleşmeyi sağlamasını planlamak gerekmektedir.

HASARLI DEPREM SONRASI PSİKOLOJİK ETKİLER :

Büyük depremler, insanların başına aniden gelir ve herkesi sarsar. Bu türden bir deprem felaketine maruz kalan bazı kişilerde, fiziksel bir yaralanma olmasa bile, duygusal sorunlar ortaya çıkabilir. Doğal afetlere her insan çeşitli türden tepkiler gösterir. Bu tepkiler tamamen normaldir. Bunların neler olduğunu bilmenizin, olayın psikolojik etkilerinden daha çabuk kurtulmanıza yardımı olacaktır.

Şiddetli depremden hemen sonra, tipik olarak bir şok tepkisi içine girebilirsiniz. Hatta bazı insanlarda şok o derece ağırdır ki, yüz ifadeleri olaydan hiç etkilenmemiş gibi donuklaşır. Bu durum, aslında yoğun ızdıraba karşı vücudunuzun verdiği normal bir tepkidir. Bir süre için kendinizi uyuşmuş, yaşamdan kopmuş gibi hissedebilirsiniz. Hatta olayın hiç olmadığını düşünebilirsiniz.

İlk şoktan sonra herkes aynı tepkileri göstermez. Aşağıda belirtilenler, böyle bir felaket durumuna karşı insanların gösterdikleri normal tepkilerdir :

• Korku, endişe, suçluluk, pişmanlık, öfke, karamsarlık, panik, çaresizlik ve utanç gibi duygular çok derin ve yoğun yaşanır. Bu duygular sık sık değişebilir. Kendinizi eskiye kıyasla daha sinirli hissedebilirsiniz. Bazı duygularda ani iniş-çıkışlar olur. Endişeli, sinirli ya da karamsar olabilirsiniz.
• Düşünce ve davranışlarınız olayın etkisi altındadır. Olayla ilgili anılarınızı tekrar tekrar anlatmak ihtiyacı duyarsınız. Yaşadıklarınız gözünüzün önünden gitmez. Her an tekrar deprem olacakmış gibi hisseder, korku duyabilirsiniz. Dikkatinizi yaptığınız işe vermekte ya da karar vermekte zorlanabilirsiniz. Kafanız kolayca karışabilir. Hafızanızda problemler olabilir. Olan bitenlere inanmakta güçlük çekebilirsiniz. Uykunuz, yeme düzeniniz ve iştahınız bozulabilir. Ancak güçlü kalmak, yakınlarınıza ve çevrenize yardımcı olabilmek için, elinizden geldiğince ve olanaklar elverdiğince iyi beslenmeniz ve dinlenmeye çalışmanız gerektiğini unutmayın.
• Aynı felaketi yaşayan kişilerle sürekli olarak konuşma ihtiyacı duyabilirsiniz. Ama zaman zaman da içinize kapanıp hiç konuşmadan sadece düşünmek isteyebilirsiniz. Bunlar normaldir. Başka insanlarla sık sık konuşmanızın, duygularınızı paylaşmanızın size yararı olacaktır. Çekinmeyin.
• Yoğun stresten ötürü vücudunuzda bazı belirtiler ortaya çıkabilir: Örneğin, baş ağrıları, bulantı ve göğüs ağrısı olabilir. Daha önce sürekli tedavi gerektiren tıbbi bir rahatsızlığınız varsa, şiddeti artabilir. Bu durumda tıbbi yardıma başvurunuz. Şu noktayı anlamak çok önemlidir: Aynı olaya herkes aynı tepkiyi göstermez. Bazı insanlar hemen tepki gösterir, bazılarının tepkisi ise aylar, hatta yıllar sonra, gecikmeli olarak ortaya çıkabilir. Bazılarının yaşadığı rahatsızlık verici tepkiler uzun zaman sürer, bazı kişiler ise çok çabuk eski hallerine dönerler.
Tepkiler zaman içinde de değişir. Bazıları olayın yaşandığı sırada çok enerjiktirler ve sanki bu enerji sayesinde, olayla daha kolay başederler, ama hemen sonra umutsuzluk ve karamsarlık yaşarlar.

MERAK ETMEYİN. ŞİMDİ SİZE İMKANSIZ GİBİ GÖRÜNSE DE, ZAMANLA BÜTÜN BUNLAR DÜZENE GİRECEKTİR. MORALİNİZİ OLABİLDİĞİNCE YÜKSEK TUTMAYA ÇALIŞIN.
Kendinize ve ailenize nasıl yardımcı olabilirsiniz ?
Duygusal olarak yeniden eskisi gibi sağlıklı bir duruma gelebilmeniz ve yaşamınızın kontrolünü yeniden ele geçirebilmeniz için yapabileceklerinizden bazıları şunlardır :

• Bu dönem, kuşkusuz yaşamınızın zor bir dönemidir. Toparlanmak ve kendinize gelmek için zaman tanıyın. Kayıplarınız için yas tutmanız en doğal hakkınızdır. Duygularınızda iniş çıkışlar olması normaldir. Kendinize karşı sabırlı olun.
• Bu olayı yaşayan herkes, sizin hissettiklerinize benzer şeyler hissetmektedir. Onlarla dayanışma içinde olun, duygularınızı paylaşın.
• Alkol ve diğer uyuşturucu maddelerden uzak durun. Bunların yarardan çok zararı olacaktır. Ancak, doktor tarafından verilen ilaçların kullanımı aksatılmamalıdır.
• Kendinizi yapıcı bazı faaliyetlerle oyalayın. Bu oyalama çabaları, başkalarına yardımcı olmak, şu anda olabildiğince hayatınızı düzene koymaya çalışmak ya da çocuklarınızla daha yakından ilgilenmek biçiminde olabilir.
• Duygusal olarak yakın gelecekte de neler yaşayabileceğinizi öğrenmeye çalışın. Bilgi edinin veya sağlık kuruluşlarının deprem için oluşturulmuş özel birimlerine başvurun.
• Tekrar toparlanmak için sizin açınızdan en önemli olan ihtiyaçlarınızı ve yapılması gereken işlerinizi sıraya koyun ve tek tek ele alın. Çocuklar için neler yapmalı ?
Bu depremden sonra yaşanan korku ve kaygı, özellikle çocuklar için çok zorlayıcıdır. Bazı çocuklar, daha küçük yaşlarda normal olan parmak emme, altını ıslatma gibi davranışlara geri dönebilirler. Kabuslar görebilir, yalnız yatmaktan korkabilirler. Okul başarıları etkilenebilir. Ayrıca daha sık öfke nöbeti gösterebilir ya da içlerine kapanıp, yalnız kalmak isteyebilirler.

Bu çocuklar için yapabileceğiniz bazı şeyler aşağıda sıralanmaktadır :

• Onlarla daha fazla zaman geçirin. Olaydan hemen sonraki günlerde çocuğunuz sizden ayrılmak istemeyebilir. Sık sık elinizi tutmak, kucağınızda oturmak, boynunuza sarılmak isteyebilir. Eteğinize yapışıp ayrılmayabilir. Her fırsatta sizinle konuşmak ister. Yatmak istemez. Bunlara göz yumun, anlayışlı davranın. Onlara dokunun, sarılın. Bu tür fiziksel temas çocukları çok rahatlatır.
• Gerginliklerini azaltmak için onlara oyun imkanları tanıyın. Resmi kurumların açtığı çocuk merkezlerine gönderin. Buradaki oyun ve resim yapma faaliyetlerine katılmalarını teşvik edin. Küçük çocuklar resim yaparak olayla ilgili gerginliklerinden kurtulabilirler. Yaşadıklarını resme dökmeleri onlar için yararlıdır.
• Daha büyük çocuklarınızın sizinle ayrıntılı konuşmalarına izin verin, duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için onları destekleyin, yüreklendirin. Bu sayede felaketle ilgili olarak kafalarındaki sorulara cevaplar bulabilirler ve korkuları azalır. Sordukları soruları onların anlayabileceği biçimde cevaplamaya çalışın. Sık sık onları sevdiğinizi, korkularını ve kaygılarını anladığınızı gösterin. Yemek yemek, oynamak, uyumak gibi faaliyetleri mümkün olduğunca belli saatlerde yapmalarını sağlamaya çalışın. Çocuklarınıza hayatın artık normale dönmekte olduğu duygusunu vermeye çalışın.

UNUTMAYIN YALNIZ DEĞİLSİNİZ !

Psikolojik sorunlarınız daha sonraki haftalarda ve aylarda da devam ediyorsa, size yardım edecek profesyonel insanlar ve kurumların mevcut olduğunu unutmayın. Şu anda çok normal olan bu gerginlik ve korku haliniz çok uzun süre devam ederse, mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurunuz.

DEVLETİMİZİN DEPREM ÖNCESİ İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER :

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI VE DİĞER ODALAR :

DEPREM YÖNETMELİĞİ :

Devletimiz tarafından 7.Mayıs.2007 (eski yönetmelikler 1.Ocak.1998 - 9.Haziran.1975) tarihinde yeni haliyle yürürlüğe koyduğu deprem yönetmeliği ile birlikte kanunen pek çok tanımlama ve yaptırım uygulayarak öncelikle depremden zarar görecek binaların daha henüz yapım aşamasında depreme dayanıklı, güçlü yapılar olması sağlanmıştır.

Bu yönetmelikle birlikte, üzerine bina yapılmayacak arazi (faylar göz önüne alınarak), su baskınından korunma (depremden sonra su baskınları olabilmektedir), yangın afetinden korunma (depremden sonra yangınlar oluşabilmektedir),ile ilgili ilke ve esasları oluşturmuştur.

Yeni yapılacak binalar için olduğu kadar; değiştirilecek, büyütülecek, deprem öncesi ve sonrasında onarılacak yada güçlendirilecek binalar da yönetmelik kapsamına alınmıştır.

Bu yönetmelik ile birlikte depreme dayanıklı binalar için hesap kuralları da tekrar oluşturulmuştur. Yönetmelikte farklı bina türleri (betonarme, çelik, ahşap, yığma ve kerpiç) ayrı ayrı tanımlanmış, kullanılması gerekli yapı malzemeleri ve yapı teknikleri belirtilmiştir.

Devletimiz kendi denetleme mekanizmaları ile bu yönetmeliğin dışında köprüler, barajlar, liman yapıları, tüneller, boru hatları, enerji nakil hatları, nükleer santraller, doğal gaz depolama tesisleri gibi yapılar ile tamamı yer altında bulunan yapıları denetlemekte ve kontrollerini yaparak depreme hazırlıklarını oluşturmaktadır.

Bu yönetmeliğin uygulanması Devletimizin kendi içinde görevlendirdiği Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından kontrol edilmektedir.

Türkiye deprem yönetmeliğine TC. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın resmi internet sayfası'nda yönetmelik (159sf 1,53MB) Yönetmelik konularını basitçe özetlemeye çalıştım - ES
Kıyı ve Liman Yapıları, Demiryolları, Hava Meydanları İnşaatlarına İlişkin Deprem Teknik Yönetmeliği (2008) (180sf 2,1MB) Yayın tarihi: 18.08.2007, Resmî Gazete No.:26617 / Değişiklik : 26.12.2008, Resmî Gazete No.:27092


Deprem Gerçeği ve kentsel Dönüşüm - İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Aydın (13sf 506kB)
Mevcut Betonarme Binaların Deprem Güvenliğinin Belirlenmesi ve Güçlendirilmesi Genel Kurallar - İMO (47sf 1,11MB)
T.C. Sağlık Bakanlığı Adana Halk Sağlığı Müdürlüğü Mevcut Sağlık Tesislerinin Deprem Tahkik ve Güçlendirilmesine Ait Özel Teknik Şartname (21sf 8,12MB)

DASK – DOĞAL AFET SİGORTALARI KURUMU :

Depremler, başta afetin meydana geldiği bölgeler olmak üzere tüm ülkede etkisini hissettirmekte ve dolayısıyla ülkemizde yaşayan herkes depremin sonuçlarından belli ölçüde etkilenmektedir. Ortaya çıkan maddi zararların telafi edilmesi, deprem bölgesinde normal hayata dönülebilmesi, acil yardıma ihtiyaç duyan kimselerin bu ihtiyaçlarının giderilmesi için yapılan harcamalar ülke ekonomisine ve devletimize büyük bir mali yük getirmektedir. 17 Ağustos 1999 tarihinde oluşan, can ve mal kaybına neden olan Marmara depreminden sonra deprem zararlarının en aza indirilmesi amacıyla bir çok tedbir alınmıştır. Bu tedbirlerin en önemlilerinden birisi de Zorunlu Deprem Sigortası'na ilişkin düzenlemedir.

"Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname" 27 Aralık 1999 tarihli 23919 sayılı Resmi Gazetede (16sf 3,71MB) yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Böylece 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren kapsamdaki meskenler için deprem sigortası yaptırmak zorunlu hale getirilmiş olup Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kurulmuştur.

Zorunlu Deprem Sigortası, genel anlamda, belediye sınırları içinde kalan meskenlere yönelik olarak oluşturulan bir sigorta sistemidir. Kapsamda bulunan binalar şunlardır :

Tapuya kayıtlı binalar; kat mülkiyeti kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler ve bu binaların içerisinde yeralan ticarethane, büro ve benzeri amaçla kullanılan bağımsız bölümler; doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan meskenler.

Ülkemiz, jeolojik ve topoğrafik yapısı nedeniyle doğal afetlerin son 60 yıl içerisinde yol açtığı yapısal hasar istatistikleri dikkate alındığında, bu tür hasarların 2/3’ünün deprem nedeniyle meydana geldiği bilinmektedir.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK)’ın internet adresi : www.dask.gov.tr‘dir.

Zorunlu Deprem Sigortası Bilinci - DASK (23sf 6,74MB)

DEVLETİMİZİN DEPREM SONRASI İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER :

KIZILAY DERNEĞİ (TÜRK KIZILAYI) :



Kızılay bir yardım kurumudur. Yardım insancıl bir duygudur. İnsanları yücelten bir düşüncedir. Bu düşüncenin yaygınlaşması, dünyamızı güzelleştirir. Barış içinde bir arada yaşamamızı sağlar. İnsanlar arasında birlik ve beraberlik duygularını geliştirir.

Felakete uğrayanlara din, dil, soy ayrımı yapmadan yardım edilmesi gerektiği görüşünü ilk olarak İsviçre'li bir yazar savundu. Tek tek yapılan yardımın yeterli olmadığı görüşünde birleşen Avrupalı devlet adamları İsviçre'nin Cenevre kentinde toplandılar. 1859 yılında İlk Yardım Derneği'ni kurdular. Bağımsız, yansız uluslararası bir kuruluş olan bu dernek daha sonra Kızılhaç adını aldı. Kızılhaç Derneği'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ülkemizde 1868 yılında Yaralı Askerlere Yardım Derneği kuruldu. Dernek bir süre sonra Hilal-i Ahmer adını aldı. Hilal ay, ahmer kırmızı demektir. Cumhuriyet döneminde derneğin adı bu anlamı açıklayıcı biçimde değiştirildi. Türkiye Kızılay Derneği oldu.

Kızılay; savaş, deprem, sel baskını, yangın, salgın hastalık gibi felakete uğrayanlara yardım eder. Depremden, selden, yangından zarar görenlerin yardımına koşar. Felakete uğrayanların barınmaları için çadır, battaniye yiyecek, giyecek dağıtır. Yaralananların iyileşmeleri için geçici hastaneler kurar. Savaşta yaralanan askerlerin iyileşmeleri için çaba gösterir. Onlara her tür yardımda bulunur.

Kızılay salgın hastalık durumlarında hastalara yardım eder. Aşevleri açar, aşevlerinde yoksul, kimsesiz, düşkün yurttaşlara yiyecek ve içecek verir.

Yurt içinde ya da yurt dışında deprem, sel baskını, savaş olur olmaz Kızılay depolarını açar, felaket bölgesine çadır, battaniye, giyecek, yiyecek, kan ve ilaç gönderir. Bu yardımların dağıtımını sağlar. Kızılay ülke içinde ve ülke dışında yaptığı bu yardımları ; üyelerin ödentileri, yardımseverlerin bağışları ve öğrencilerin satın aldıkları Kızılay pullarından elde ettiği gelirlerle karşılar.

Kızılay, hiç bir ayrım gözetmeksizin doğal yıkımlara uğrayanlara, savaş yaralılarına, düşkünlere, salgın hastalıklara yakalananlara, din, dil, ulus ayrımı yapmadan yardım elini uzatır. Kızılay gerektiğinde aynı amaçlı Kızılhaç, Kızılaslan, Güneş gibi yardım kuruluşları ile işbirliği yapar. Kızılay gençlik kampları, aşevleri, hastaneler, dispanserler, kan merkezleri gibi sağlık ve yardım kuruluşlarını çalıştırır.

Türkiye Kızılay Derneği'nin beyaz zemin üstünde kırmızı aydan oluşan bir bayrağı vardır. Kızılay bayrağındaki beyaz renk yaralı askerlerin gömleklerini, kırmızı ay ise kan izlerini simgelemektedir.

Ülkemizde her yıl 29 Ekim - 4 Kasım tarihleri arasında Kızılay Haftası'nı kutlarız. Kızılay Haftası'nda, Kızılay Derneğinin kuruluş amacı ve çalışmaları konusunda okullarda konuşmalar yapılır, bilgiler verilir. Radyo ve televizyonda Kızılay ile ilgili programlar yayınlanır.

Kızılay'ın internet sayfası : www.kizilay.org.tr 'dir

AKUT - ARAMA KURTARMA DERNEĞİ (BİR SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜDÜR) :



Doksanlı yıllar ülkemizde doğa sporuyla ilgilenen insanların sayısındaki artışın belirgin biçimde görüldüğü yıllardı. Bu ilginin yaygınlaşması, beraberinde doğada mahsur kalma, kaybolma gibi çeşitli kazalarda artışı da gündeme getirdi.

1994 yılında Bolkarlar’da kaybolan iki dağcı için düzenlenen arama faaliyeti sırasında yöre insanlarının, Jandarma kuvvetlerinin, Dağcılık Federasyonu’ndan ve çeşitli bölgelerden gelen dağcıların ortaklaşa gösterdiği tüm iyi niyetli gayretlere rağmen bir takım aksilikler ve sorunlar yaşandı ve başarısızlıkla sonuçlanan bu faaliyet sonrasında bir grup dağcı arama kurtarma faaliyetinin en doğru ve verimli biçimde nasıl gerçekleştirilebileceğini düşünmeye ve araştırmaya başladı.

Ülkemizde giderek ihtiyacı daha fazla hissedilen arama kurtarma konusunda faaliyet gösterecek uzman bir ekibin gönüllülük prensibinden yola çıkarak bir dernek çatısı altında bir araya gelmesi fikri üzerindeki çalışmalar sürerken, 1995 yılı Aralık ayında Uludağ Keşiştepe'de yapılan bir arama kurtarma operasyonunda AKUT kendi adını ilk defa kullanarak yer aldı ve 1996 yılı başında da AKUT Arama Kurtarma Derneği resmen kuruldu.

AKUT, yasa gereği idari örgütlenmesini tüzüğünde belirttiği gibi yapmış iken, işlevi gereği, örgütlenmesini tüzüğüne uygun olarak daha zengin bir çerçeveye oturtmuş, bir yandan da arama kurtarma anında devreye girmek üzere operasyonel olarak farklı bir örgütlenme şeması çizmişti. Böylece, bir yandan demokratik bir sivil toplum örgütü örneği verilirken, operasyonel olarak da hiyerarşi üçgeni dar, disiplinli, acil durumlarda dar bir kadro ile çabuk karar alabilen bir örgütlenme yeğlenmişti.

Başlangıçta temel hedef, dağ ve diğer doğa koşullarında doğru ve etkin arama ve kurtarma faaliyetleri düzenlemekti.

1997 Ocak ayında deprem eğitimini, Haziran ayında ise ilk sel eğitimini almaya başlayan AKUT, böylece, talep edildiği takdirde doğal afetlerde de ilgili resmi kurumlara yardımcı olabilir hale geldi.

Doğal olarak, insan kaynakları açılımı da yalnız dağcılara değil, yaşamın her alanında varolan, bir beklenti ya da çıkar düşünmeksizin insan hayatı kurtarmak için çalışacak herkese yapıldı.

Bir takım arama kurtarma operasyonları, kadroları geliştiren eğitimler, organizasyon, tanıtım çalışmaları, ilgili kurum ve kuruluşlarla yapılan protokol ve anlaşmalar, sponsor araştırmaları ve ortalama 90 üyeyle, Haziran 1998 tarihinde Adana-Ceyhan depremine gelindi. Yaklaşık 20 kişilik AKUT ekibi, 28 kişinin enkaz altında kaldığı bir apartmanda sıra ile 5 gün çalıştı. 2 yaşamın kurtarılmasına katkı sağladı ve bu olay AKUT'u gazete manşetlerine taşıdı. 15 Ocak 1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla da AKUT “Kamu Yararına Çalışan Dernek” oldu.

Deprem sırasında küçük bir kızı göçükten kurtaran AKUT personeli.

Yine arama kurtarma operasyonları, yeni üyeler ve eğitimleri, yeniden örgütlenme, ilgili kurum ve kuruluşlar ile yapılan yeni protokol ve anlaşmalar, tanıtım, sponsor araştırmaları sürerken Marmara Depremi meydana geldi. 17 Ağustos 1999 tarihinde AKUT anında felaket bölgesine koştu. Yaklaşık 150 asil ve aday üye ile çalıştı. 1000'in üzerinde insanın çalışmasını organize etti. 200'ün üzerinde insanın göçük altından canlı çıkartılmasında görev aldı. Yurt içi ve yurt dışından gönderilen çok miktarda tıbbi malzeme ve diğer yardım malzemesinin felaketzedelere doğrudan veya Kızılay, Ordu ve Kriz Masaları ile koordineli olarak ulaştırılmasını sağladı.

Felaketin büyüklüğü, farklı yerlerde çalışmak ve deprem konusunda eğitimli insan sayısının çok üstünde insan istihdam etmekten kaynaklanan bazı eksikliklere karşın, önceden yaptığı hazırlıklar ve en önemlisi felaket anında insan hayatı kurtarmaya yönelik psikolojik olarak hazır olmanın verdiği güçle, AKUT başarılı ve inisiyatifli bir arama kurtarma örgütü örneği verdi.

17 Ağustos 1999 öncesinde ülkemizde doğal afetlerde arama kurtarma konusuna odaklanmış tek gönüllü dernek AKUT’tu. Ancak Marmara Depremini izleyen günlerde, yurdumuzun pek çok bölgesinde yüzlerce arama kurtarma grubu örgütlendi. Birçok ilimizde, ilçemizde özellikle afetlere yerel müdahale sağlamak amacıyla dernekler kuruldu. Ordumuzun ve kamu kuruluşlarının yeni yapılanmalarına ek olarak, pek çok büyük fabrikanın, firmanın bünyesinde ekipler kurarak onları malzeme, lojistik ve eğitim konularında destekleyerek yeniden yapılanmaya gittiğini, imkanları ölçüsünde yeni ekipler oluşturduğunu da düşünürsek, bu hareketin bir nevi ulusal seferberliğe dönüştüğünü, son derece olumlu adımların atıldığını söyleyebiliriz.

Sonuçta AKUT, bir çok sivil toplum örgütü ile kamu ve özel sektör kuruluşlarının bakış açılarını, arama kurtarmaya yaklaşımlarını değiştirdi. Yeni atılımların öncüsü oldu. Arama kurtarmanın yanında, felaket öncesi ve sonrası ile ilgili toplumun yoğun bilinçlenme taleplerini karşılayacak çalışmalar başladı. AKUT'a bir arama kurtarma derneği olarak öngördüğünden daha büyük bir misyon yüklendi ve dernek bütün Türkiye'de tanınan ve örnek gösterilen bir sivil toplum örgütü oldu. AKUT, TESEV’in 1999 yılında Marmara Depremi’nin ardından yaptığı kamuoyu araştırmasında halkımızın en çok güvendiği 1. kurum seçilmiştir. Aynı anket 2000 yılında yapıldığında AKUT Silahlı Kuvvetler’den sonra halkımızın en güvendiği 2. kurum olarak değerlendirildi. Toplumumuzun büyük bir kesimi sivil toplumun bu gönüllü çalışmasını yürekten desteklemektedir. Bu büyük harekette öncü rollerden birini üstlendiğimiz için gururluyuz.

Marmara Depreminin ardından gelen Yunanistan-Atina depremi ve orada AKUT olarak yapılan çalışma, onlarca yıldır çözülemeyen sorunların yaşandığı süreçte, uluslar arasında kardeşliğin ve barışın simgesi oldu. Zor günlerinde insanların dil, din, ırk, ulus farkı gözetmeksizin yanyana, omuz omuza çalışabildiğini gösterdi.

Yine 1999 yılında Tayvan, 2001 yılında Hindistan ve 2003 yılında İran depremlerindeki çalışmalarıyla AKUT uluslararası süreçte geldiği konumu daha da geliştirdi.

1999 yılından beri Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında bulunan Arama Kurtarma Danışmanlık Grubu - INSARAG üyesi olan AKUT, tüm dünyada uluslararası standartlara uygun arama kurtarma ekipleri içinde deprem konusunda en deneyimli ve bilgili ekiplerden biri haline geldi.

Bu deprem felaketlerine ek olarak sel felaketinin yaşandığı Mozambik’e tıbbi destek birimi göndererek insani yardım çalışmalarına devam etti.

AKUT sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da bilgi birikimi ve deneyimlerini paylaşmaya, zor durumda kalan insanlara fayda sağlayabileceği her yerde, imkanları elverdiği ölçüde operasyonlar düzenlemeye, faaliyet alanı ortak olan kurumlarla işbirliği içinde çalışmalarını yürütmeye devam edecektir.

Bugün AKUT yaklaşık 200 üyesi, bir o kadar da gönüllüsüyle, operasyonel gücünü harekete geçirecek uluslararası standartlarda teknik donanımıyla, ülkemizin ilk ve en önde gelen arama kurtarma grubudur. Bir yandan büyüyüp kendi insan kaynağını en verimli biçimde kullanmaya çalışırken, bir yandan da üzerine düşen sorumluluğun gereği olarak örnek projeleriyle toplumda bilinçli bireylerin artması için çaba göstermektedir. Ankara, Antalya, Bingöl, Bursa, İzmir, Kocaeli, Marmaris, Niğde ve Olimpos’ta yerleşik ekipleriyle ve İstanbul ekibiyle öncelikle bu illerimizde, olağanüstü durumlarda yurt içinde ve dışında görev alabileceği her yer ve zamanda misyonu doğrultusunda operasyonlar düzenlemeye, eğitim çalışmaları, tatbikatlar yapmaya, yerel ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirlikleri oluşturmaya, yurt içinde ve yurt dışında talep edilen her yerde bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya hazırdır.

Bu yazı AKUT internet sitesinden, "AKUT Hakkında" bölümünden alınmıştır.

Deprem Eğitimi El Kitabı - AKUT (64sf 5,48MB)
Deprem El Kitabı - AKUT (64sf 5,48MB) Genel Acil Durum Hazırlık Konuları, Depreme Yönelik Hazırlık Konuları, Acil Durum Seti (72 Saatlik Yeterlilik Seti), Özel Malzemeler, Bebekler İçin, İleri Yaşlılar İçin, Engelliler İçin, Ev Hayvanları İçin, Deprem Riskleri ve Emniyetli Yerler, Deprem Sırası, Deprem Sonrası, Afet Sonrası Psikoloji, Tehlike İnceleme Formu , Kaynakça



TÜRKİYE DEPREM VAKFI :



Özellikle 1939 büyük Erzincan depreminden sonra birlikte çalışarak ülkemizde ve dış ülkelerde başarı sağlamış İTÜ, ODTÜ, ve Bܒnin değerli öğretim üyeleri ile birlikte Bayındırlık ve İskan Bakanlığı işbirliğinde, yine memleketimizde bu konuda etkinlik gösteren kuruluşların, ülkemizin deprem bilimi ve deprem mühendisliği alanında uzman kişilerini, bir araya toplayan Türkiye Deprem Vakfı adında ve Vakıf statüsünde bir organizasyonun kuruluşunu gerçekleştirmişlerdir. - Türkiye Deprem Vakfı internet sitesi

Vakfın bastırdığı kitaplardan:
Depreme Dayanıklı Tasarım İçin Bir Mimarın Seyir Defteri - Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Semih S. Tezcan (1998) Kapak ve İçindekiler kısmıdır
Tabakalı Zeminlerde Kayma Dalgası Yayılması ve Sıvılaşma (Shear Wave Propagation and Liquefaction in Layared Soils) - Prof.Dr. Semih S. Tezcan, İnş.Y.Müh. Leon Teri (2001) Kapak ve İçindekiler kısmıdır
Rakamsal Verilerle İzmit Körfezi Depremi'nin Hasar Durumu (With Numerical Data Dama due to August 17,1999 Izmit Bay Earthquake) - Jeo.Y.Müh. Bülent Özmen (2000) Kapak ve İçindekiler kısmıdır
Delikli Deprem Perdeleri için Tasarım Abakları (Design Charts for Shear Walls with Openings) - Prof.Dr. Semih S. Tezcan, İnş.Y.Müh. Zeynep Didem Kaya (2001) Kapak ve İçindekiler kısmıdır

Okul Projesi:
Okulumuz Depreme Hazırlanıyor Projesi
MODSEA-Mobil Deprem Simülasyon Eğitim Aracı ile Görsel ve Uygulamalı Eğitimler Eğitim devlet okulları için ücretsiz, özel okullar için bedellidir. Sayfada Eğitim Başvurusu Linki de bulunmakta

DEPREMLE İLGİLİ İNTERNETTEN BAZI KİTAP VE MAKALELER :

Deprem Dede - Bu Kimin Fikri?

Depreme Karşı Yapısal Risklerin Azaltılması (53sf 6,1MB)
Depreme Karşı Yapısal Olmayan Risklerin Azaltılması (61sf 6,74MB)

Tüm İllerimiz İçin Olası Bir Depremde 'Sıfır' Can Kaybı projesi (İstanbul Örneği) - Semih S. Tezcan - Mehmet Gürsoy (4sf 473kB) Giriş, Projenin Hedefi, Projenin Etapları (Ön Etüd, Nihai Etüd, Yasal Uyarı ve Önlemler, Göçecek Binaların Güçlendirilmesi, Ayakta Kalacak Binaların Güçlensdirilmesi), Örgütlenme, Eğitim, Finansman, Yasal Düzenleme, Binaların Değerlendirme Kriterleri, Sonuç, Referanslar
Türkiye İMSAD’dan, Türkiye Deprem Vakfı işbirliği ile Deprem Manifestosu: ''Risk Almayın, Dünyanızı Karartmayın'' (4sf 631kB)

Topraktaki Radon Konsantrasyonu Ölçümü ve Deprem İlişkisinin Araştırılması - Feride Kulalı Yüksek Lisans Tezi (77sf 7,16MB)

Mimar ve Mühendislere Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı Önerileri (2sf 125kB)
Depreme Dayanıklı Yapılarda Tünel Kalıp Sisteminin Kullanılması - Ahmet Apay, Emine Aydın, Pelin Yılmaz (10sf 26,8MB)
Depreme Karşı Çelik Konstrüksiyon - Sibel Hattap, Özlem Eşsiz (12sf 908kB)
Deprem Bölgelerinde Hafif Çelik Yapım Sistemleriyle Üretilen Konutların Uygulanabilirliği - Savaş Ekinci, Özlem Eşsiz (8sf 908kB)
Yığma Yapıların Deprem Güvenliklerinin Arttırılması (2005) - Yrd.Doç.Dr. Ahmet Türer, Abdullah Dilsiz (24sf 908kB)

Tarihi Yapıların Afet Risklerinin Değerlendirilmesi - İzmir Afet Risk,ini Azaltma Sempozyumu (68sf 8,06MB) Mevcut Yapıların Deprem Davranışlarının Belirlenmesinde Kullanılan Yöntemler, Tarihi Yapılarda Afet Riskini Azaltma Çalışmaları, Konak Yalı Camisi'nin Deprem Davranışının İncelenmesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün Afet Riski Azaltma Çalışmaları, İzmir 1 No'lu KTVKK Bölge Müdürlüğü Hizmet Binası'nın Depreme Dayanaıklılığı İzmir'deki Mevcut Betonarme Binaların Olası Hasar Seviyelerinin Hızlı Tarama Yöntemleri ile Belirlenmesi

Tarihte İstanbul Depremleri (7sf 13MB)

T.C. DEPREM YILLIKLARI :


T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı Tarafından Düzenlenmektedir.

2011 Deprem Yıllığı (251sf 34,5MB)
2012 Deprem Yıllığı (205sf 26,8MB)

DEPREMLE İLGİLİ İNTERNETTE BAZI LİNKLER :

Türkiyede Jeofizik Eğitimi Veren Üniversiteler (A'dan Z'ye) :
Ankara Üniversitesi
Cumhuriyet Üniversitesi
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi
İstanbul Üniversitesi
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Kocaeli Üniversitesi
Sakarya Üniversitesi
Süleyman Demirel Üniversitesi

Ulusal Kurumlar :
TC Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı - Deprem Dairesi Başkanlığı
Kızılay
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi
DSI - Devlet Su İşleri
MTA - Maden Tetkik ve Arama
TPAO - Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı
EIE - Elektrik İşleri Etüd İdaresi
HGK - Harita Genel Komutanlığı

Meslek Odaları :
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
TMMOB Mimarlar Odası
TMMOB Şehir Plancıları Odası
TMMOB Makina Mühendisleri Odası

Sivil Toplum Örgütleri :
AKUT - Arama Kurtarma Derneği
GEA Search and Rescue Team - GEA Arama ve Kurtarma Takımı
sivilyardim.org
afetonline.org

Yabancı Üniversitelerden Bazı Örnekler :
Tokyo Institute of Technology - Tokyo Teknoloji Enstitüsü
University of Washington - Vaşhington Üniversitesi
Kyoto University - Kyoto Üniversitesi
University of Tokyo - Tokyo Üniversitesi
Swiss Seismological Service - İsviçre Sismoloji Servisi
Lamont Doherty Earth Observatory - Lamont Dohertyh Dünya Gözlemevi
UCLA - UCLA Dünya Ve Uzay Fen Bilimleri

Uluslararası Kuruluşlar :
WHO - World Health Organization - Dünya Sağlık Örgütü
ORFEUS - Observatories and Research Facilities for European Seismology - Avrupa Sismoloji Gözlemevi ve Araştırma Servisi
USGS - Science for a changing world - Değişen Dünya için Fen
GFZ - Geo Forschungs Zentrum
The Pacific Northwest Seismic Network Pasifik Kuzeybatı Sismik Ağı
IRIS Washington - Incorporated Research Institutions for Seismology - Sismoloji Araştırma Enstitüsü
Japan Meteorological Agency - Japon Meteoroloji Ajansı
JICA - Japan International Cooperation Agency - Uluslararası Japon İşbirliği Ajansı



17.Ağustos.1999 Anısına - Haluk Kurtoğlu (5:12)



SAYFA LEJANT :
İnternet Sayfası (İnternet Explorer belgesi)
İnternet Hesaplama Sayfası (İnternet Explorer belgesi)
Dikkat (Genelde Sağlık Uyarıları)
Kitap (Türkçe)
Kitap (İngilizce)
JPG, GIF, BMP,... (Resim) Formatında belge
PDF, LIT,... (E-Book) Formatında belge
CAD dosyası (Autocad belgesi)
Eğitim
Ofis Hesap Tablosu dosyası (Excel belgesi)
Ofis Yazı dosyası (Word belgesi)
Ofis Sunum dosyası (Power Point belgesi)
Video dosyası
Haber (Gazete, dergi,...)
Mail ve mail gruplarından (Yahoo ve Google mail gruplarından seçtiklerim)
Anket

& Exe veya Com Formatında program (veya program kurulumu) (i veya ii veya iii)
(i) Freeware - Kullanımı serbest program
(ii) Shareware - Lisanslı, sınırsız kullanımlı program
(iii) Shareware - Lisanslı, sınırlı kullanımlı program
Konusunda dikkat çekici, işlevsel program

Aynı dosyanın www.erimsever.com 'a kaydedilmiş hali
www.erimsever.com 'u kaynak gösteren internet sayfası

NOTLAR :
1 - Sayfada sunulan dosya ve programların açılması ile ilgili gerekli yazılımlar için YAZILIMLAR sayfasından faydalanabilirsiniz.
2 - Lütfen fikirlerinizi, paylaşmak istediğiniz program ve belgeleri olabildiğince kaynak göstererek (internet adresi linki ile) mail atınız.

© Erim SEVER - Makina Mühendisi
Yapabildiğimiz her şeyi yapsaydık, buna kendimiz bile şaşardık - Thomas Edison
İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır - Hadis-i Şerif - Hz. Mevlânâ'nın (k.s.) Vasiyeti'nden
Yasal Uyarı & İlkeler