ARAMA MOTORU :


Google Arama
www.erimsever.com


Bilginin paylaştıkça çoğalması ve ülkemizde daha fazla "Düzgün İşler" yapılması niyeti ile...

Site Haritası



Yukarı Çık
Hz. Mevlana Sayfasına gitmek için tıklayınız
Semazen
Afrika Dili - Güney Afrika Almanca - Almanya Arapça - Arabistan Arnavutça - Arnavutluk Azerice - Azerbaycan Baskça - İspanya Belarusça - Beyaz Rusya Bengalce - Bengal Bulgarca - Bulgaristan Çekce - Çekoslovakya Çince - Basitleştirilmiş Çince - Geleneksel Danca - Danimarka Endonezya Dili - Endonezya Ermenice - Ermenistan Eskenazi Dili - Almanya Yahudileri Estçe - Estonya Farsça - İran Filipince - Filipinler Fince - Finlandiya Fransızca - Fransa Galce - Galler Galiçyaca - Galiçya Gücerat Dili - Hindistan Gürcüce - Gürcistan Haiti Creole Dili - Haiti Hırvatça - Hırvatistan Hintçe - Hindistan Flemenkçe - Hollanda İbranice - İsrail İngilizce - Amerika, İngiltere İrlandaca - İrlanda İspanyolca - İspanya İsveçce - İsviçre İtalyanca - İtalya İzlandaca - İzlanda Japonca - Japonya Kannada (Karnataka) Katalanka - Catalan Andorran Korece - Kore Latince - Meksika Lehçe - Polonya Letonca - Letonya Litvanyaca - Litvanya Macarca - Macaristan Makedonyaca - Makedonya Malayca - Malezya Maltaca - Malta Norveççe - Norveç Portekizce - Portekiz Romence - Romanya Rusça - Rusya Sırpça - Sırbistan Slovakça - Slovakya Slovence - Slovakya Svahili - Jameyka Tamil - Hindistan Tayca - Tayland Telugu - Sri-Lanka Ukraynaca - Ukrayna Urduca - Pakistan Vietnamca - Vietnam Yidce - Rusya Yahudileri Yunanca - Yunanistan


Hz. Mevlânâ (k.s.) sayfasına gitmek için lütfen tıklayınız

HZ. SULTAN DÎVÂNÎ SEMAÎ MEHMED ÇELEBİ (K.S.) :

Hz. Sultan Dîvânî (Dîvâne) Sema'i Mehmet Çelebi (k.s.), Hz. Mevlana’nın (k.s.) yedinci nesilden torunudur.
Dünyayı teşrifleri âdetâ, Hz. Mevlânâ'nın: "Bizim neslimizden bir Sultan zuhûra gelecek, ismi Muhammed olacaktır. Biz ahvâl-i âşıkâneyi mücmel olarak gösterdik. Bu zuhûra gelecek abdâl, hoş hâlde bizim icmâl ettiğimizin tafsîlini yapacaktır." sözleriyle müjdelenmiştir.
Mevlevîlik tarîkatinin bânî-î sânîsi (Sultan Veled'den sonra ikinci kurucusu) olarak kabul edilen Dîvâne Mehmed Çelebi, Mevlevîhâne’de oturmaktan ziyade gezip dolaşarak Mevlevîliği yaymayı, insanları irşat etmeyi, gönlünde ki ilahi aşk çoşkusunu, insanlara saçmayı, yeni yeni Mevlevîhâneler yahut zaviyeler açmayı tercih eden, hareketi seven bir derviştir. On üçüncü asırdan başlamak üzere, hem Anadolu'da hem de Osmanlı Devleti'nin nüfuz ve hakimiyet alanına giren Balkanlar, Ortadoğu, Arabistan yarımadası ile Afrika kıtasının kuzeyini içine alan geniş bir coğrafyada müesseseleşerek etkili olan Mevlevîlik tarîkatine, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi'den sonra mühim hizmetlerde bulunmuştur.
Hz. Sultan Divani, meşrebinde ki rindlere mahsus çoşkun aşk halleri, Kalenderi-Melami mizacı nedeniyle; Mevlevîliğin rindlik görünümünün, Hazreti Şems, Ulu Arif Çelebi ile başlayan ve kendisinde zirveleşen en önemli temsilcisi olmuştur.
Türkçe şiirlerinin hemen hemen hepsinde "Sema’i", sadece bir ikisinde "Dîvâne" mahlasını kullanmıştır.

Hz. Sultan Divani Semai Mehmed Çelebi (k.s.) (1)

Sultan Divani Kitap Karahisâr-ı Sâhib Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi ve Mevlevi Meşhurları - Uzm. Yusuf İlgar - T.C. Ayfonkarahisar Belediyesi - Afyonkarahisar 2008 (2x128sf 13,3MB) Sn. Uzm. Yusuf İlgar Bey'in Özel İzniyle Paylaşılmıştır
Kitabın Tanıtım Özeti (3x2sf 1,85MB) Sn. Uzm. Yusuf İlgar Bey'in Özel İzniyle Paylaşılmıştır

Sultan Divani Semai Hz. Mevlânâ'nın Doğumunun 800. Yılı Anısına Bastırılmıştır.

İçindekiler: Mevlevîhâne'nin Tarihçesi Konumu Özellikleri ve Kitaplığı, Mevlevîhâne'nin Postnîşîn'leri, Karahisâr-ı Sâhib Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi ile Mevlânâ Torunlarına Tahsis Edilen Vakıflar, Karahisâr-ı Sâhib Mevlevîhâsi'nde Aşûre Geleneği , Mevlevîhânede Medfûn Olan Mevlevîler (ve Hayatları), Mevlevîhânede Medfûn Olmayan Diğer Mevlevîler (ve Hayatları), Vatan Savunmasında Mevlevîlerin Yeri (Birinci Dünya Savaşı’nda Mevlevî Taburunun Kurulması ve Esir Olan Mevlevîler, Milli Mücadele Döneminde Mevlevîlerin Rolü)
Eser İnceleme Kurulu : Afyon Kocatepe Üniversitesi: Prof.Dr. Sadık Sarısaman, Doç.Dr. Erdoğan Boz. Selçuk Üniversitesi: Yrd.Doç.Dr. Nuri Şimşekler

Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon Kocatepe Üniversitesi Sultan Divani Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 2014 yılında Hz. Sultan Dîvânî'nin Hayatından kesitlerin anlatıldığı kısa metrajlı bir Film çekilmiştir.
Sultan Dîvânî Hayatı - Film - Afyon Kocatepe Üniversitesi Sultan Divani Uygulama ve Araştırma Merkezi 2014 (2)
1. Bölüm (5:16 - 37,3MB) - 2. Bölüm (16:47 - 117MB) (2)

Menâkib-i Sultân Divânî kitabı (Müellifi ve telif tarihi halen tespit edilememiştir) - Divâne Mehmed Çelebi"nin menkıbelerini içeren ve Osmanlıca Nadir Eserler sınıfında olan eser Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne Temmuz 2014'de aktarılmıştır. (Kitabın önceki adresi: Afyon, Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi nr. 18234 (eski nr. 1608)'dur.) - Kaynak dışında ayrıca Ayfon'daki Gedik Paşa İl Halk Kütüphanesi ile telefonlaşılmıştır.

Mevlevî Âyinleri, Mevlâna ve Sultân Divânî"nin Gazeli - Gazel-i Sultân Divânî başlığı altında beş beyit, Hazret-i Sultân Divânî başlığı altında yirmi beyit, Hazret-i Sultân Divânî Behâyî başlığı alıtnda iki sütun halinde bazı beyitler ve kasideler, Naat-ı Hazret-i Dîvânî, Sultân Divânî"nin gazeli mevcuttur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, nr. 177, Mikro film, nr. 259"da bulunan eserin bazı yerleri bir, iki, ve üçer sütun halinde manzum ve bazı yerleri de mensurdur. - Kaynak

Sultan Dîvânî - Evliyalar Ansiklopedisi - Hakikat Kitabevi 1992 (3)

Sultan Divani - BirizBiz (4)

Dîvâne Mehmet Çelebi - Dr.Mustafa ÇIPAN (5)

Sultan Dîvânî Hazretleri (6)

Türkiye Cumhuriyeti döneminde Afyonkarahisar'da Mevlana izleri - Yusuf İlgar (38sf 2,4MB) (7)

Afyonkarahisar Mevlevihanesi - Yusuf İlgar (36sf 8,13MB) (8)

Afyonkarahisar Mevlevihanesi Gezi Rehberi - Afyonkarahisar Belediyesi (27sf 2,16MB) (9)

Cumhuriyetin Kazanıldığı Topraklar - Afyonkarahisar Belediyesi - Sayfa 18-19-20'de Hz. Sultan Divani (48sf 3,68MB) Afyon'un tanıtımı ile ilgili hazırlanmış çocuklara da özgü bir belge (9)

Divane Mehmed Çelebi İçin Yazılan Övgüler (10)

Afyonkarahisar Çelebileri - Şemseddin Semai Çelebi (11)

Türkiye'nin En Önemli 2. Mevlevihanesi - AfyonHaber.com (12)

Afyonkarahisar Mevlevihanesi ile Sultan Dîvânî Mevlevihane Müzesi’ni görmelisiniz - Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu - Hürriyet.com.tr (13)

Sultan Divani Şifalı Aşure
Mevlevi Asure İlk kez 1540 yılında Sultan Divani Hazretleri tarafından başlatılan, 40 hatimle, 40 kazanla ve 29 çeşit hububat ile yemişten yapılan, dünyada ve Türkiye'de sadece bu dergahta var olan Aşure, Afyonkarahisar Belediyesi tarafından dağıtılarak tekrar anılmaya başlandı. Enstantane (2:39)
Mevlana Asure
2011 Haberi (12)
2011 Haberi

2012 Haberi
2012 Davetiyesi

Haberi - Postnişin Mustafa Holat (14)

  • Sultan Dîvânî Müzesi başlığını da içeren Mevlevîhaneler sayfasına gitmek için lütfen tıklayınız

  • "Uluslararası Sultan Dîvânî ve Mevlevîlik" konulu Sempozyumlara ait sayfaya gitmek için lütfen tıklayınız





  • ESERLERİ :

    A. ŞİİRLERİ :

    1. MUSAMMATLAR :

    MÜSEMMEN *
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
    I
    Nûr-ı Şemsün mazharıyuz himmet-i Monlâ ile
    Zerreyüz mânend-i ahter tev'emüz cûyâ ile
    Bilmeyenler âşinâ sanmaz bizi ma'nâ ile
    Mevlevîyüz 'âleme meşhûruz istiğnâ ile
    Sîne-çâküz döne döne şevk-i hûy u hây ile
    Devr idüp girdük semâ'a bir nemed illâ ile
    Salınursak ta'n mıdur deff ü kudûm ü nây ile
    Ehl-i 'ışkuz fahrimüz âyîn-i Mevlânâ ile
    II
    Hak ziyâsıdur hayât-ı dil Hüsâmeddînimüz
    Zât-ı pâkine anı âyîne kılmış pîrimüz
    Ol erenler şâhı olup bâ'is-i âyînimüz
    Gice gündüz âsitânı pister ü bâlînimüz
    Rûh-ı kudsi sayd ider her demde çün şâhînimüz
    Bende olduk böyle sultana budur âyînimüz
    Salınursak ta'n mıdur deff ü kudûm ü nây ile
    Ehl-i 'ışkuz fahrimüz âyîn-i Mevlânâ ile
    III
    Gösterür sırr-ı tavâfı devr ile Sultân Veled
    Ehl-i 'ışkun Ka'besi olduğına budur sened
    Derd-i 'ışka dûş olanlar bulur elbetde meded
    Kuhl iden hâk-i rehini çeşmine görmez remed
    Kurb-ı Hakk'a yol egerçi her tarafdan bî-'aded
    Âşikâra gün gibi mürşid bulardur ced-be-ced
    Salınursak ta'n mıdur deff ü kudûm ü nây ile
    Ehl-i 'ışkuz fahrimüz âyîn-i Mevlânâ ile
    IV
    Var mıdur bir şeyh-i kâmil böyle bir kadr-i celîl
    Bezl idüp hân-ı ma'ârif 'âleme hem çü Halîl
    Cân kulağıyla işit fehm eyle hoşça anla bil
    Râh-ı Hakda Mesnevîdür nass ü bürhân ü delîl
    Vahy-i Hakdur sanmanuz gayrı kelâm-ı kâl ü kîl
    Tâlib-i Hakka salâ gelsün hayât âbı sebîl
    Salınursak ta'n mıdur deff ü kudûm ü nây ile
    Ehl-i 'ışkuz fahrimüz âyîn-i Mevlânâ ile
    V
    Bahrdür âyîn-i Monla Mevlevî emvâcıdur
    Giy külâh-ı rif'ati gel kim sa'âdet tâcıdur
    Sıdk ile olan mürîdi misl-i kavm-i nâcidür
    Bu semâ ile safâ 'âşıklarun mi'râcıdur
    İctihâd-ı nefs edenler gâzidür hem hâcıdur
    Ey Semâ'î şâhlar bu dergehün muhtâcıdur
    Salınursak ta'n mıdur deff ü kudüm ü nây ile
    Ehl-i 'ışkuz fahrimüz âyîn-i Mevlânâ ile
    --- -- -
    * Vâsıf, age, v.60b; A. Gölpınarlı, age,487. (1)

    I
    MÜSEDDES *
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
    I
    Tînetünde yokdur iy gerdûn-ı dûn hergiz vefâ
    Ehl-i 'ışkun cânına kıymakdasın sen dâ'imâ
    Bî-terahhumsun zebûn-küşlük olupdur hû sana
    İhtiyârunla idersün herkese cevr ü cefâ
    Niçün eylersün aceb iy rûzgâr-ı bî-vefâ
    'Âşıkı ma'şûkdan ma'şûkı 'âşıkdan cüdâ
    II
    Şefkatün yok kimseye budur hemîşe dikkatün
    Şerre bâ'issün inen hayra değüldür niyyetün
    Gerçi ma'lûm oldı erbâb-ı dile mâhiyyetün
    Fikrolınmaz her giz anlanmaz senün bu hâletün
    Niçün eylersün 'aceb iy rûzgâr-ı bî-vefâ
    'Âşıkı ma'şûkdan ma'şûkı 'âşıkdan cüdâ
    III
    Geh harâretle perîşân hâl idersün 'âlemi
    Geh bahâr ile müzeyyen sûr idersün mâtemi
    Gâh bin yıl 'ömr ile yeksân görürsün bir demi
    Vaz'-ı nâ-hemvârına geh döndürürsün âdemi
    Niçün eylersün 'aceb iy rûzgâr-ı bî-vefâ
    'Âşıkı ma'şûkdan ma'şûkı 'âşıkdan cüdâ
    IV
    Virmezüz hergiz vücûdı kesrete vahdetdeyüz
    Âline aldanmada gerçi senün rağbetdeyüz
    Ârifüz her nesneye ammâ yine gafletdeyüz
    Düşmüşüz efkâr-ı bî-pâyânuna hayretdeyüz
    Niçün eylersün 'aceb iy rûzgâr-ı bî-vefâ
    'Âşıkı ma'şûkdan ma'şûkı 'âşıkdan cüdâ
    V
    Sana her kim meyl iderse görinürsün ana yâd
    'Aksini dutmakdasın her kâruna yok i'timâd
    'Alemin vardır velî şânında yokdur 'adl ü dâd
    Togrısın söyle SEMÂ'İye nedür bundan murâd
    Niçün eylersün 'aceb iy rûzgâr-ı bî-vefâ
    'Âşıkı ma'şûkdan ma'şûkı 'âşıkdan cüdâ
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, sayfa 481. (1)

    II
    MÜSEDDES *
    Mefâ'ilün Fe'ilâtün Mefâ'ilün Fe'ilün
    I
    Eyâ cenâb-ı yakîne mukarreb ehl-i sücûd
    Mücâvirân-ı mukîm-i serây-ı şâh-ı şühûd
    Ne hâlet üzredür ol mest-i nâz sâhib-i cûd
    Ne 'âlem ile olur meclisinde güft ü şünûd
    Ne seyre kıldı teveccüh o kıble-i maksûd
    Ne semte sâlik ola ol 'azîz-i Mısr-ı vücûd
    II
    İder mi 'arz-ı cemâl ol güzellerün şâhı
    Olur mı kendüye nâzır olanun âgâhı
    Yürekden 'âşık-ı miskîne çekdirüp âhı
    O sâhirâne bakışlarla remzidüp gâhî
    Gönüller almağa kasd-ı işâret eyler mi
    Nihânî gûşe-i çeşmiyle gâret eyler mi
    III
    Ne derd-i 'ışka tahammül ne kuvvetüm kaldı
    Ne mihnet ü eleme sabra takatüm kaldı
    Ne zecr-i hecr ile ârâm u râhatum kaldı
    Ne tâkatüm ne mecâlüm ne gayretüm kaldı
    Figân ki bir nefes âh-ı derûnı zabtedemem
    Harâret-i dil-i zâr u zebûnı zabtedemem
    IV
    Düşürdi hâtıra çünkim hayâl-i yârı taleb
    Gamından ağlamak olmaz ne denlü virse ta'ab
    Belâ-yı hecri daha çok çeker miyüz ki 'aceb
    Figân u zâr ile böyle kalur mıyuz yâ Rab
    Ol âfitâba mülâkî olur mıyuz âyâ
    Doğar mı başımuza gün gönül bulur mı safâ
    V
    Meşakkat ehline bildim sürûra imkân yok
    Safâ-yı hâtır ile inşirâha bir ân yok
    O şâha hâlümi i'lâma dahi ferman yok
    Tabîbe anmağa derd-i derûnı dermân yok
    SEMÂ'Î gibi idüp yâd gâhîce yârı
    Unutmasun diniz ol şûha 'aşık-ı zârı
    --- -- -
    * Süleymaniye Ktb. Esad Efendi Bölümü, No: 3424, v.147b; A. Gölpınarlı, age, s. 483. (1)

    III
    MÜSEDDES
    Mefâ'ilün Fe'ilâtün Mefâ'ilün Fe'ilün
    I
    Bihamdi'llâh ki bî-nâm u nişânuz adımuz yokdur
    Dil-i vîrânemüzden özge bir âbâdımuz yokdur
    Ezelden mazhar-ı 'ışkuz bizim îcâdımuz yokdur
    Elemler cümle bizdendür ana isnâdımuz yokdur
    Belâ dildendür ol dildâr elinden dâdımuz yokdur
    Gönüldendür şikâyet kimseden feryâdımuz yokdur
    II
    Ne derd-i hicr-i yârı çekmeğe bir merd kâbildür
    Ne efkâra 'alâka eylesek ma'kûle kâ'ildür
    Söze gelmez velî dânâ dil-i inşâna kâmildür
    Akar su gibi ârâm eylemez her serve mâ'ildür
    Belâ dildendür ol dildâr elinden dâdımuz yokdur
    Gönüldendür şikâyet kimseden feryâdımuz yokdur
    III
    Düşersem hâk-i pây-i yâra rûy-ı i'tizâr üzre
    Görüp ol serv salmaz sayesin ben hâk-sâr üzre
    Sözün togrısı bu kim her giz olmam bir karâr üzre
    Safâ-yı hâtırum yok muttasıl kâr inkisâr üzre
    Belâ dildendür ol dildâr elinden dâdımuz yokdur
    Gönüldendür şikâyet kimseden feryâdımuz yokdur
    IV
    Bizim erbâb-ı 'ışka sıdk ile ikrârımuz vardur
    Riyâ ehlinden i'râz eylerüz inkârımuz vardur
    Biz özge hâceyüz herkes ile bâzârımuz vardur
    Dükenmez fikrimüz efkâr olınmaz kârımuz vardur
    Belâ dildendür ol dildâr elinden dâdımuz yokdur
    Gönüldendür şikâyet kimseden feryâdımuz yokdur
    V
    Gâh olur vuslatı yâd eylerüz firkatde handânuz
    Gâh olur firkati yâd eylerüz vuslatda giryânuz
    Gehî evkâr-ı 'ışkuz gâh mestüz gâh hayrânuz
    SEMÂ'Î gibi gâhî mübtelâ-yı derd-i hicrânuz
    Belâ dildendür ol dildâr elinden dâdımuz yokdur
    Gönüldendür şikâyet kimseden feryâdımuz yokdur (1)

    IV
    SULTÂN DÎVÂNÎ (KUDDİSE SIRRIHU)
    MÜSEDDES *
    Mefâ'ilün Fe'ilâtün Mefâ'ilün Fe'ilün
    I
    Kanı o gün ki harîm-i visâle mahrem idim
    Firâkı anmaz idim vuslatunla hurrem idim
    Gedâ-yı kûyun idim pâdişâh-ı 'âlem idim
    Mukîm-i cennet idim.bir mu'ayyen âdem idim
    Günâhum itdi beni iy perî kapundan dûr
    Senün terahhumuna gâlib oldı bende kusûr
    II
    Yakîn idim harem-i hâsa hürmetüm var idi
    Safâya mâlik idim hayli rağbetüm var idi
    Düşerdim ayağına başda devletüm var idi
    Kemâ-l 'ışkun ile başka şöhrettim var idi
    Esîr-i mihnet-i hicr ü cefâdayum şimdi
    Devâya çâresi yok bir belâdayum şimdi
    III
    Ne yâr firkatüni çekmeğe mecâlüm var
    Ne fikr-i mûy u miyânunla kîl ü kâlüm var
    Gönülde hâsılı cânâ 'aceb melâlüm var
    Cihân gözime görinmez garîb hâlüm var
    Şikeste âyîne-i dil safâ-yi hâtır yok
    Özümden özge bana hiç bir ağlar acır yok
    IV
    Benem o mihnet ü derd ile yâr olan 'âşık
    Benem o fürkat-i hicr ile zâr olan 'aşık
    Benem ol 'akl gibi târumâr olan 'âşık
    Benem ol 'aşk gibi bî-karâr olan 'âşık
    Figân u âhum ile yaşum olmadı teskîn
    Dirîğa cânuma geçdi firâk-ı yâr-ı güzîn
    V
    SEMÂ'Î gibi döne döne eylerüm efgân
    Firâkı cânuma geçdi visâle yok dermân
    Gözüm yaşı ise inletdî... çün 'ummân
    Ne çâre n'eyleyeyim bilmem iy şeh-i devrân
    Gamunla şöyle zebûnum ki idemem feryâd
    Za'îf cismümi korkum bu âh ider berbâd
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2454, v.30a. (1)

    MURABBA *
    HAZRET-İ SULTÂN DÎVÂNÎ EFENDİ (KUDDİSE SIRRIHU)
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
    I
    On sekiz bin âlemün cisminde cânsın yâ 'Alî
    Hüsn ile sen mihr ü mâh-ı âsumânsın yâ 'Alî
    Sırr-ı mahfîdür dehânun hurde-dânsın yâ 'Alî
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    II
    Sen cihân fahri Muhammed şehrinün derbânısın
    Ol sebebden cümle diller tahtınun sultânısın
    Hâlık-ı bî-çûn cemâli 'ışkınun kurbânısın
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    III
    Kâmetün serv-i revân olsa kıyâmet gösterür
    Sidreden şimşâd tûbâdan letâfet gösterür
    Sâyesi Firdevs-i a'lâdan 'alâmet gösterür
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    IV
    Mihr-i ruhsârunda sünbül saçlarun ejder saçar
    Her ser-i mûyında çevgânlar düzüp serler saçar
    Kavs-i ebrûn iy sanem ser-tîz peykerler saçar
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsm yâ 'Alî
    V
    Câm-ı la'lünden dehânun gevherin kan oynadur
    Bu 'aceb efsûndur kim bâdda cân oynadur
    Mest olup gamzen arada nice hûbân oynadur
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    VI
    Sırrınun hayrânıdur dânâ-yı eflâk ü zemîn
    Kaşlarun kurbânıdur her kanda varsa meh-cebîn
    Hüsnüne iy nûr-ı dîde sad-hezârân âferîn
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    VII
    Lutf-ı hulkundan cihân halkı kapunda pây-bend
    Sayd içün hâl-i siyâhun gösterür la'lünde kand
    Gamzenün sihriyle zülfün saldı her yana kemend
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    VIII
    Geldi senden iki gevher nûr-bahş-ı mihr ü mâh
    Birisi hulk-i Hasan biri Huseyn ol pâdişâh
    Kej bakan bî-çeşm olup her yirde oldı rû-siyâh
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    IX
    Biri Zeyne'l-Âbidindür nûr-ı- esrâr-ı celâl
    Hak anun zâtına bahş itmiş nice bin bin kemâl
    Hergiz irmez ol şehün hüsni kemâline zevâl
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    X
    Şeh Muhammed Bâkır u dânâ-yı bahr-i dür-feşân
    Kem bahâdur hâk-i pâyi zerresine baş u cân
    Şem'-i bezm-i hüsnine pervânelerdür âşiyân
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XI
    Ca'fer-i Sâdık İmâm-ı ehl-i dîn ü reh-nümâ
    Ayağı toprağını eyle gözüne tûtiyâ
    Tâ sana zâhir ola her zerrede nûr-ı Hüdâ
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XII
    Ma'den-i dürr-i hakîkatdür İmam Kâzımîn
    Sâhib-i esrâr-ı esmâ pîşvâ-yı ehl-i dîn
    Bahr-i zâtından temevvüc buldı deryâ-yı zemîn
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XIII
    Şeh 'Alî Mûsâ Rızâdur şem' ile mehtâb-ı Hak
    Bâğ-ı cennettür cemâli gülşeninden bir varak
    Gonce la'linden alur cân bülbüli her dem sebak
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XIV
    Server ü şâhum takîy kim 'ârif-i esmâ idi
    Gevher-i kalbi Muhammed dürrüne deryâ idi
    Kadd-i nâziyle cihânda misli bî-hemtâ idi
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XV
    İbn-i Hâdîdür nakîy bahr-i cemâl-i rahmete
    Baş u cân terk it yolında tâ iresin devlete
    Her kişi kim sevdi anı irdi nûr-ı hazrete
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XVI
    Cân ile ser-bâz idi şâhun yolında 'Askeri
    Hükmine fermân idi halk-ı cihân ins ü peri
    Ol sadâdan devre girmişdi bu çerhün çenberi
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XVII
    'Âlemün hüsnine cândur Mehdî-i âhir zamân
    Gülşen-i hüsninde hayrân nice bin hûr-ı cinân
    Bendesidür şübhesüz halk-ı zemîn ü âsumân
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XVIII
    Mustafâ vü Murtazâ Hakkun güzîde yârıdur
    Hûbıdur mahbûbıdur maksûdıdur dildârıdur
    Bâğ-ı cennet ol cemâlün goncesi gülzârıdur
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XIX
    On iki şâhun yolında cân ile kurbânıyam
    Yüz sürüp dergâh-ı âlî-nakşınun hayrânıyam
    Bendeler içinde ednâ bendenün derbânıyam
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    XX
    İy SEMÂ'Î kıl tevellâ vü teberrâ sad hezâr
    Her zamân gülzâr-ı medhün şem' olsun âşikâr
    Dâ'im olsun ol Yezîdün gerdeninde Zülfekâr
    Şâh-ı merdân şîr-i Yezdân pîşvâsın yâ 'Alî
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2138, v.203a; A. Gölpınarlı, age,s 485. (1)

    2. MESNEVÎLER

    I
    HAZRET-İ SULTÂN DÎVÂNÎ EFENDİ (KS)
    (MEVLEVÎ MUKÂBELESİ HAKKINDA RİSÂLE YAHUT MESNEVÎ) *
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

    Didi bir dervîşe ol bir pâdişâh
    Ne dürür hırka vü hem başda külâh

    Didi dervîş iy şeh-i 'âlî-tebâr
    Hırka kabrimdür külâh seng-i mezâr

    Didi ölü nice söyler iy dede
    Kimse işitmedi bunı dünyede

    Didi sen işitmedin mi şehriyâr
    Ki su'âl ü hem cevâb-ı kabr var

    Didi ölü raks ider mi dünyede
    Kim idersin raks gâhî ey dede

    Didi ol dem k'irişür âvâz-ı sûr
    Ol zamân raksân olur ehl-i kubûr

    Didi nedür sırr-ı raks-ı dâ'ire
    Bu tarîk-ı Mevlevîde iy dede

    Didi bu esrâra hod yitmek gerek
    Nereden geldin ise gitmek gerek

    Didi bu mebde' me'âdın sırrıdur
    Gösterüpdür pîrimüzün birridür

    Didi şeyhin sırrı nedür vir cevâb
    Kim durur burcında sanki âfitâb

    Didi işit benden iy şâh-ı cihân
    Sana diyem remzini idem beyân

    Ol zamân kim halk-ı 'âlem yoğ idi
    Hîç mahlûkât u âdem yoğ idi

    Bir hazîne idi mahfî ol ilâh
    Kendiden gayrı yoğ idi pâdişâh

    Ancak esmâ vü sıfâtıyla idi
    Mâsivâ yok kendi zâtıyla idi

    İstedi kim biline evsâf ile
    Emredüp halk itdi nûn u kâf ile

    Âyine yaratdı kendine ol şâh
    Göre evsâfıyla kendin ol İlâh

    Âdem ol mir'ât-ı Hakdur hoşça bak
    Görinür esmâ vü evsâfıyla Hak

    Gûyıyâ bir noktadur ol pâk zât
    Sür'at-i seyrinden olur mümkinât

    Nokta sırrından olur hat âşikâr
    Hatta vehmi dirler ana ol kibâr

    Dâ'ire mevhûm içinde kâ'inât
    Seyreder hem ins ü cin hem mümkinât

    İki taraf tutar ol dâ'ire bil
    Biri sağ u biri sol iz'ân kıl

    'Âlem-i zâhirdür ol sağ cânibi
    'Âlem-i bâtındur ol sol cânibi

    Karşusında mertebe-yi insândur
    Âdem ol âyîne-yi Rahmândur

    Dâire-yi mevhûmı nokta seyrider
    Kendine gelince nokta devrider

    Çünkü nokta aslına ider rücû
    Mahvolur kendinden ol cümle fürû

    Pes bu cümle mâsivâ vü kâ'inât
    Gûyıyâ bir noktadur bu mümkinât

    Seyriderler dâ'ire-yi mevhûmda
    'Âlem nice seyrider ma'lûmda

    Aslına çün râci' oldı mümkinât
    Mâsivâ kalmadı kaldı pâk zât

    Pes Hudâ ism-i selâm ile o an
    Kulına eyler tecellî ol zamân

    Kim selâm olsun size iy bendegân
    Kurtulubsuz rayb ü şekden ol zamân

    Birliğimi bildinüz 'ilme'l-yakîn
    Pes selâm olsun size ey müminîn

    Dinle ol ikinci devrin remzini
    Diyeyim sana o raksın remzini

    Devrider ikinci kerre 'âşıkân
    Tâ ki 'ilm ile olurlar cümle fân

    Pes tecellî eyler ol Rabbü'l-enâm
    Der ki 'âşıklarıma olsun selâm

    Birliğimi gördünüz 'ayne'l-yakîn
    Kim benem meşhûd u şâhid ez yakîn

    Dinle ol üçünci devri iy güzîn
    Ana dirler 'âşıkân Hakke'l-yakîn

    Kim fenâ-yı tâm dirler dahı mevt
    Mahv-ı mutlak dirler ana dahı fevt

    Sonra Hak ism-i selâm ile o an
    Dir selâm olsun size iy 'âşıkân

    Ölmek ile ölmeden kurtuldunuz
    Hem fenâ ile bana yol buldunuz

    Şeyh kim kâim-makâm-ı Hak durur
    Varlığı yok fânî-i mutlak durur

    Tercemân-ı Hakdur ol kâim-makâm
    Hak lisânından ider ol üç selâm

    Kâbe kavseynin rümûzudur bu hâl
    Gösterüpdür bunı ol Mollâ Celâl

    Hazret-i Monlâ-yı Rûmî Şems-i dîn
    Gösterupdür böyle esrâr-ı yakîn

    Çûn işitdün bunı iy şâh-ı cihân
    Kim tarîk-ı evliyâ vü 'âşıkân

    Çokdur esrâr u rumûzât-ı hafâ
    Kimse bilmez bunı illâ evliyâ

    Pes sa'âdet ana kim hiç bir zamân
    Evliyâya olmaya münkir o cân

    Kim göremez münkir ol esrârı fâş
    Kör sıçan gibidürür ol bed-ma'âş

    Bağlamayınca cihân gözini ol
    Göremez ol gözi hiç bir doğrı yol

    Şems nûrından Celâleddîn-i Rûm
    Ay u gündendür münevver ol 'ulûm

    Belki dervîşânıdur sanki nücûm
    Hâdi-i râh-ı Celâleddîn-i Rûm

    Zerredür nûrı yanında âfitâb
    Şöyle enverdür cihânda ol cenâb

    Ol cemâlin nûrına pervâneyem
    Gice gündüz yanaram DÎVÂNEyem

    Âsitânında seg-i gurgîniyem
    Anun içün 'âlemün şîrîniyem
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 1661, v. 45b; No: 1499, v. 49b. (İlk29 beyit mevcuttur); No: 2090, v. 18b. No: 2176, v. 1a-2b; Hazret-i Sultân Dîvânî Muhammed Efendi (Kuddise Sırrıhu'n-Nûrânî) M2. (1)

    II
    HAZRET-İ SULTÂN-I HÂRÂBAT DÎVÂNE EFENDİ (KUDDİSE SIRRIHU)
    MESNEVİ *
    Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün

    Gel iy cân bülbüli depret zebânı
    Ki sensin gülşen-i dil hurde-dânı

    Serâgâz eyle 'âlem cûşa gelsün
    Mey-i gül-reng-i safî nûşa gelsün

    Gönül sermest olup gelsün hurûşa
    Salâ eylen cihânda bâde-nûşa

    Beyân it sırr-ı 'ışk-ı dil-güşâyı
    Zebân debret anup zikr-i Hudâyı

    Gönülden gayr-ı Hakkı eyle fânî
    Dilersen ola Hayy-ı câvidânî

    Bilürsin kim cihân bir köhne-zendür
    Kamu varlık ana bir pîrehendür

    Sakın aldanmagıl âline iy yâr
    Ki her vârı olur âhir göze nâr

    Çü ben dil-haste gördüm böyledür hâl
    Bu yolda eyledüm servi boyum dâl

    Yüzüm hâk eyleyüp kıldım özüm çâk
    Görindi karşudan bir gevher-i pâk

    Bana bildirdi esrârun beyânın
    Ulaşdırdum hemândem câna cânın

    Bu cân içinde bir cânân belürdi
    Gönülde Husrev ü hâkan belürdl

    Ulaşdılar birin birin sarâya
    Ki ta'n eyler cemâli gökde aya

    Anun hayrânıyam gayriden âzâd
    Fenâ virüp kamusın eyledüm bâd

    Hemân bir nûra kaldum ki Ahaddür
    Sıfât-ı zâtı Allâhü's-sameddür

    Kişi kim andadur gayride n'eyler
    Bu 'ışk ile olan pes anda n'eyler

    Ki atbâkı durur arş-ı mutabbak
    Ki ser-engüşt avâzıdur muhakkak

    Kaçan kim bir ola ma'şûk u 'âşık
    Ne kim kılsa olur ana yaraşuk

    Vücûdı râh-ı 'ışka eyledüm terk
    Ayırmazam ayağım basmışam berk

    Beni şâhum iletdi bir makâma
    Kamusın satmışam bir tolu câma

    Tâmâm olsun SEMÂ'Î her ne kim var
    Her işde ayrulukdur âhir-i kâr
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2138, v. 204 a; No: 2095, v. 96 a. (1)

    3. GAZELLER

    1
    NA'T-İ RASÛLULLÂH *
    Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün

    Ser ü rû vakf-ı dîvâr u deründür yâ Rasûlallâh
    Dil ü cân rehn-i 'ışk-ı hüş-beründür yâ Rasûlallâh

    Sen ol sultân-ı milk-i lî-maallâhsun ki her vaktin
    Ev ednâ vü le'amrük efseründür yâ Rasûlallâh

    Vücûdum çünkü reşh-i neyl-i nesl-i yâr-ı gârundur
    Niçün leb-huşk-i câm-ı kevseründür yâ Rasûlallâh

    'Aceb mi hâk-i pây-i bû-Türâbı tûtiyâ itsem
    Ki râh-ı hizmetünde Kanberündür yâ Rasûlallâh

    N'ola olsa dü-çeşm âyîne-i nakş-ı kadem-sûdun
    Meh ü mâhı inâyet-perveründür yâ Rasûlallâh

    Ezelden baş açık âl-i abânun sîne-çâkidür
    Ebed âzâd-düşmen çâkeründür yâ Rasûlallâh

    Nice sabr eylesün derd-i firâka künc-i gurbetde
    SEMÂ'Î müst-mend-i kemteründür yâ Rasûlallâh
    --- -- -
    * Sakıp, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: v.37b; A. Gölpınarlı, age, s.480. (1)

    2 *
    Mef'ûlü Mefâ'îlü Mefâ'ilü Fe'ûlün

    Kanlu cigerüm yâr kebâb eylemek ister
    Benzer ki yine bâde-i nâb eylemek ister

    Giryeyle geçen demlerimüz şimdi o hûnî
    'Âşıkların üstine hisâb eylemek ister

    Geh çın idüp ebrûsın ider gâhl nigâhı
    Bu gûşe ile bana 'itâb eylemek ister

    Cûş itdi gam-ı 'ışk ile seylâb-ı sirişküm
    Âlemleri bir demde harâb eylemek ister

    Medh itdi ser-â-pâ seni ammâ ki SEMÂ'Î
    Evsâf-ı ruhun başka kitâb eylemek ister
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 5995, v. 58 b. (1)

    3 *
    Mef'ûlü Mefâ'ilü Mefâ'îlü Fa'ûlün

    Mihrün güzelüm sînede hırz-ı dil ü cândur
    Şevkufi ezelî bu dil ü cânumda 'lyândur

    Her nergis-i bâğun gözi bir meste müşâbih
    Her lâle yanak dillere bir dâğ-ı nişândur

    Bir gülşene benzer ki bu 'âlem güli solmış
    'Ömr ise o gülşende hemân âb-ı revândur

    Encüm degül eflâkde yir yir görinenler
    'İbret gözi ile sana 'âlem nigerândur

    Gam çekme SEMÂ'Î elem ü mihnet-i dehre
    Kalmaz bu cihân böyle geçer devr-i zamândur
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2138; A. Gölpınarlı, age, s.479. (1)

    4 *
    Mef'ûlü Fâ'ilâtü Mefâ'îlü Fâ'ilün

    Virmez vücûd gayrıya 'ayn-i zuhûri gör
    Te'sîr-i sırr-ı gayret-i ism-i Gayûrı gör

    Bakma melâmet erlerinün seyyiâtına
    Aç çeşm-i cânı sûfî-yi 'afv-ı Gafûrı gör

    La'l-i lebinden em dile yuhyi'l-'izâm odur
    Keyfiyyet-i müdâm-ı şarâb-ı tahûrı gör

    Bak sûz-ı sinesine SEMÂ'Î-i bî-dilün
    Feth-i fütûh-ı hussıle mâ fi's-sudûrı gör
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, s. 480. (1)

    5 *
    Mef'ûlü Fâ'ilâtü Mefâ'îlü Fâ'ilün

    Pertev ki şevk-ı şem'-i ruh-ı yârdan gelür
    Bir lem'ada tecellî-i dîdârdan gelür

    Tab'um çerâğı Kâsım-ı Envârdan yakar
    Bû-yı fenâ dimâğuma 'Attârdan gelür

    Nukl-i şarâb meclis-i gamda yiter bana
    Şol hûn-ı dil ki dîde-i hûn-bârdan gelür

    Başda külâh şu'lesidür dûd-ı âhumun
    Mevlâyîdür ki Hazret-i Hünkârdan gelür

    Tenhâda su yirine içer bâdeyi velî
    Gördün mi kâfiri bize inkârdan gelür

    Âzürde-hâtır olma SEMÂ'Î-i bî dile
    Mestânedür ki hâne-i hammârdan gelür
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2454, v. 29b; Nail Tuman, Tuhfe-i Nâilî, C.1 s.452 de şiir Hasan Semaî'ye ait olarak gösterilmektedir. (1)

    6 *
    Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün

    Tâ ezelden sıfat-ı 'ışk ile mevsûfuz biz
    Ehl-i dil içre bu 'irfan ile ma'rûfuz biz

    Ehl-i sûret bizi bir zerre kadar fark idemez
    Ehl-i ma'nâ gözine gün gibi mekşûfuz biz

    Komuşuz cân ile meydân-ı rızâya serimüz
    Ne bilirdün güzelüm emrine mevkûfuz biz

    Şâkirüz hâlimüze uymazuz ehl-i kâle
    Lutfına râci olan kahrına ma'tûfuz biz

    Kârumuz yok sana teslîm-i rızâdan gayrı
    Derd-i 'ışkunla SEMÂ'Î gibi me'lûfuz biz
    --- -- -
    * Gazel, Ali Emîrî Kütüphanesi No: 777'de kayıtlı Mecmû a da mevcuttur. Buraya Edip Ali Bâkî'nin notlarından yazılmıştır. (1)

    7 *
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

    'Arif-i billâh olup 'âlemde iy makbûl-i nâs
    Herkesi hâlince hak bildinse oldun Hak-şinâs

    Gün yüzün gördükçe yârin şevkı artar gönlümün
    Mihrden meşhûrdur bu mâh ider nûr iktibâs

    'İşret-i rindâna vâ'iz sohbetün benzer dime
    Zevk-i ehl-i 'ışkı hazz-ı nefsine itme kıyâs

    Ehl-i tecrîde 'abâ mağrûr-ı dünyâya kabâ
    Her kişiye kendü mikdârınca lâyıkdur libâs

    Pertev-i hüsnün görüp her mâh-rûdan zevk alur
    Ma'nîde zevkı SEMÂ'Î senden eyler iktibâs
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2454, v, 28b.Esrâr Dede, age, s. 98. (1)

    8 *
    Mefâ'ilün Fe'ilâtün Mefâ'ilün Fe'ilün

    Ne 'ışka sabr ider oldum ne 'akl ile yârum
    Ne kârı başa çıkardım ne belli bî-kârum

    Belâ-yi 'ışk ile hakkâ ki n'oldığum bilmem
    Bu anlanur elemümden ki 'âşık-ı zârum

    Ne derdi çekmeğe râzı ne isterüm dermân
    Ne sıhhat üzreyüm el-hak ne sâfi bîmârum

    Kemâl-i lutf ile cânân vefâda bende cefâ
    Ne çâre oldı visâle ne belli nâçârum

    SEMÂ'Î gibi ben ol bîhodem ki 'âlemde
    Ne keyf ile mütekeyyif ne mest ü huşyârum
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2454, v. 28b; N.Tuman age, C.1 s.452 de şiir Hasan Semaî'ye ait olarak gösterilmektedir. (1)

    9 *
    Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün

    Gam-ı ağyâr-ı çeküp yâra hevâdâr olalum
    Hârdan kaçmayalum mahrem-i gülzâr olalum

    Varalum kûyına cânânı ziyâret idelüm
    Dâhil-i cennet olup lâyık-ı dîdâr olalum

    Emelüm gâh lebin okşayalum gâh hatın
    Gâh mest-i mey ü geh vâkıf-ı esrâr olalum

    Meclise sıklet olur zâhid-i huşkı sürelüm
    Üstümüzden yıkalum yükü sebükbâr olalum

    Da'vet olunmadığı yirlere küp düşmeyelüm
    Hâsılî kimseye bâr olmayalum yâr olalum

    'Aklı terk eyleyelüm 'ışk ile şöhret bulalum
    Sûretâ mest olalum ma'nide huşyâr olalum

    Zevkımuz gözleyelüm neyse SEMÂ'Î gibi biz
    Kimsenin görmeyelüm 'aybını settâr olalum
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, s.481. (1)

    10 *
    Mef'ûlü Mefâ'îlü Mefâ'îlü Fe'ûlün

    İy dil bu yiter iki cihânda sana iz'ân
    Birdir bu iki olmağa yok bilmiş ol imkân

    Hak söyleyicek sende senün ortada nen var
    'Âlemde hemân ben dedigündür sana noksân

    Ma'rûf olımaz kendüyi mahv etmiyen 'ârif
    Hakkı bulımaz bâtılı terk etmiyen insân

    Her yüzden olur kendi cemâline çü mir'ât
    Her yüzden ider kendüyi seyr ol meh-i tâbân

    Say eyle rızâ gözle ko ıtlâk ile kaydı
    'Âlemde SEMÂ'Î bu yiter sâlike 'irfân
    --- -- -
    * Mecmûa, Konya Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi, Yazma No: 2454, v. 29b. (1)

    11 *
    Mef'ûlü Mefâ'îlün Mef'ûlü Mefâ'îlün

    Gün gibi görüp rûşen dil rûyı hasen şâhı
    Mâh-ı neve benzetdüm ebrû-yı hasen şahı

    Her kâmet-i bâlâya benzer dimezüz iy dil
    Reftâr ile ol kadd-i dil-cûyı hasen şâhı

    Bir gonçe-i ra'nâdur dirdüm göricek gûyâ
    Güftâr ile ol la'l-i gül-bû-yı hasen şâhı

    Bir sîm-tenün vaslın cânum dilemez ammâ
    Gâyetde çeker gönlüm pehlû-yı hasen şâhı

    Teg turma SEMÂ'Î-vâr dûr olma tavâfında
    Ka'be gibi sa'y eyle bul kû-yı hasen şâhı
    --- -- -
    * Gazel, Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Bölümü No: 3389'da kayıtlı Mecmû'a da mevcuttur. Buraya Edip Ali Bâkî'nin notlarından yazılmıştır. (1)

    4. TUYUĞLAR

    NEŞÎDE-İ SULTÂN DÎVÂNÎ (KUDDİSE SIRRIHU'N-NÛRÂNÎ) *
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

    1
    Milket-i çîn bendesidür saçınun
    Küfr ü dîn efgendesidür saçınun
    Bu zemîn cûyendesidür saçınun
    İns ü cîn gûyendesidür saçınun
    2
    Geldi Hakdan tâc-ı hamrâ başuna
    Sacdı gevher cümle deryâ başuna
    Mest ü cûyan sebz-i sahrâ başuna
    Sünbülân hayrân zîbâ başuna
    3
    Oldı tâlib nûr-ı Yezdân alnuna
    Bes ne râgıb mâh-tabân alnuna
    Vech-i vâcib sun'-ı Ken'ân alnuna
    Bende hâcib cümle şâhân alnuna
    4
    Mâh-ı nev zerrîn kadehdür gûşuna
    Mihr-i encümler ferahdur gûşuna
    Beyt-i Hakdan Kudse rehdür gûşuna
    Cân u diller dürr-i şehdür gûşuna
    5
    Lâm elifdür kadd-i inşân zülfüne
    Kim ola kim virmeye cân zülfüne
    Gül benefşe bende reyhân zülfüne
    Dens'olur zencîr-i rindân zülfüne
    6
    'Anberîn kavs-i zamândur kaşlarun
    Bilmişem ki bî-amândur kaşlarun
    Vech-i Hakka tercemândur kaşlarun
    Her ne kim dinse hemândur kaşlarun
    7
    Tîr ü peykândur ya hançer kirpigün
    Kılmak ister cânı bî-ser kirpigün
    Ne 'aceb cellâd dilber kirpigün
    Dört kitâbı kıldı ezber kirpigün
    8
    Âfet-i 'ayn-i belâdur gözlerün
    'Âlim-i 'ilm-i alâdur gözlerün
    Reh-rev-i devr-i Hudâdur gözlerün
    Semme vech-i mâsivâdur gözlerün
    9
    Vechinün cîmi tolaşmış burnuna
    Vâv-ı vahdetden ulaşmış burnuna
    Hây u hûdur kim bulaşmış burnuna
    Çâr-'unsûrdur irişmiş burnuna
    10
    Kand-i terdür gül-şekerdür leblerün
    Âb-ı hayvândan eserdür leblerün
    Sanki bir la'lîn kemerdür leblerün
    Milk-i cânda bahr ü berdür leblerün
    11
    Si vü dü Hakdan 'ıyândur dişlerün
    Dört kitâb içün beyândur dişlerün
    Gevher içre ger nihândur dişlerün
    Hak bilür Hâmmîm duhândur dişlerün
    12
    Cümle gûyân şâh kurbân dilüne
    Kul olupdur dürr ü mercan dilüne
    Bülbül ü insân hayrân dilüne
    'Alleme'l-insân nigehbân dilüne
    13
    Çün cemâlün ebcedidür gabgabun
    Bir ile üç ü yedidür gabgabun
    Kibr ile kinden berîdür gabgabun
    Şâh-ı şâhân serveridür gabgabun
    14
    Sîm-ten şehler kul olmış boynuna
    Sünbül-i cennet yol olmış boynuna
    Dest-i kudretden kol olmış boynuna
    Câme-i Hakdur bol olmış boynuna
    15
    Her dü kevnün varı çün destündedür
    Bist ü heştün çârı çün destündedür
    Gam-küsârun zârı çün destündedür
    Mustafânun gârı çün destündedür
    16
    On iki bedrin nîşânıdur kefün
    Sîm ü zerler dür-feşânıdur kefün
    Yedi bahrun armağânıdur kefün
    Tende cân u dilde kanıdur kefün
    17
    Görmüşüm ve't-Tûr-ı Sînâ sîneni
    Kılmışam Hakdan temâşâ sîneni
    Çünki buldum Kâf u 'Ankâ sîneni
    Âleme göster mücellâ sîneni
    18
    Bend-i müşgîn iy sanem nâfendedür
    Âb-ı nemgîn câm-ı Cem nâfendedür
    Dîn ü bî-dîn huşk u nem nâfendedür
    Resm ü âyîn ü haşem nâfendedür
    19
    Hûr u gılmân dür-feşândur pâyuna
    Heft-devrân nerdbândur pâyuna
    Hacc-ı ekber reh-revândur pâyuna
    Cümle deryâ dürr-i kândur pâyuna
    20
    İy SEMÂ'Î güft ü gûnun müfredi
    Devr-i Hâtemdür murâd-ı sermedi
    Evvel ü âhir heme kudret yedi
    Mustafâ vü Murtazâ-yı Ahmedi
    ---
    * Divanî (K.S.N.) TM; Semâî Mehmet Dede'nin M9; Mecmûa, MMİK, No: 2455, v. 45b; Esrâr Dede, age, s.98. (1)

    5. NAZIMLAR

    1 *
    Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

    Ehl-i Hakka sırr-ı 'ışku'llâhdan inkâr güç
    Zâhid-i hod-râya kendi semtine ikrâr güç
    Zâhid inkârında âciz 'âşık ikrârında mahv
    Bir 'aceb sırdur bu kim ikrâr güç inkâr güç
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, s. 480. (1)

    2 *
    Müfte'ilün Mefâ'ilün Müfte'ilün Mefâ'ilün

    Rûyına eylersem nazar reng-i hayâ nikâb olur
    Gör ne siyeh sitâreyüm nûr bana hicâb olur
    Mahv-ı vücûd iden ider kendüyi mahz-ı nûr-ı 'ışk
    Arada hâ'il olmasa sâyede âfitâb olur
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, s. 489. (1)

    3 *
    Mefâ'ilün Fe'ilâtün Mefâ'ilün Fe'ilün

    Gözüm ki kana boyandı şarâbı n'eyleyeyim
    Ciğer ki odlara yandı kebâbı n'eyleyeyim
    Ne yâra yaradı cismüm ne bana bilmem hîç
    İlâhî ben bu bir avuç türâbı n'eyleyeyim
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, s. 489. (1)

    6. KIT A

    KIT'A *
    Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün

    Tekye-i gamda olup abdâlin
    Soyunup 'ışkuna 'uryân olayum
    Cümleden kat'-ı nazar sultânum
    Gûşe-i çeşmüne kurbân olayum
    --- -- -
    * A. Gölpınarlı, age, s. 489. (1)




    SAYFADAKİ KAYNAKLAR :

    (1) Dîvâne Mehmed Çelebi - Afyon Mevlevîhânesi Şeyhi
         T.C. Konya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayınları - No: 34
         Dr. Mustafa Çıpan - 2002



    KAYNAKLAR :

    (0) İnternette pekçok yerden bulunabilir
    (00) www.erimsever.com
    (1) Hz. Sultan Dîvânî Semâ'î Mehmed Çelebi (k.s.) : www.sultandivani.com
    (2) Afyon Kocatepe Üniversitesi (Sultan Divani Uygulama ve Araştırma Merkezi) : www.aku.edu.tr
    (3) Galata Mevlevihanesi Mevlana Rumi Mevlevi Musiki ve Sema Topluluğu Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği : www.rumimevlevi.com ve www.rumi2007.com
    (4) www.biriz.biz
    (5) Tefekkür Dergisi : www.tefekkurdergisi.com
    (6) www.alemlererahmet.com
    (7) http://akademik.semazen.net
    (8) Gazi Üniversitesi - Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi : www.hbvdergisi.gazi.edu.tr
    (9) Afyonkarahisar Belediyesi : www.afyon-bld.gov.tr
    (10) RAVLİ : http://fahrettin-bayrasa.blogspot.com (ve com.tr)
    (11) www.afyoncelebileri.com
    (12) Afyon Haber : www.afyonhaber.com
    (13) Hürriyet Gazetesi : www.hurriyet.com.tr
    (14) www.mustafaholat.com

    SAYFA LEJANT :
    İnternet Sayfası
    Kitap (Türkçe)
    Kitap (İngilizce-Arapça-Urdu dili-Sindhi dili)
    JPG, GIF, BMP,... (Resim) Formatında belge
    PDF, LIT,... (E-Book) Formatında belge
    İnternet Tarayıcı Yardım Dosyası (HTML Help Compiled Help File)
    Ofis Yazı dosyası (Word belgesi)
    Ofis Sunum dosyası (Power Point belgesi)
    Video dosyası
    Ses dosyası

    Aynı dosyanın www.erimsever.com 'a kaydedilmiş hali

    & Exe veya Com Formatında program (veya program kurulumu) (i veya ii veya iii)
    (i) Freeware - Kullanımı serbest program
    (ii) Shareware - Lisanslı, sınırsız kullanımlı program
    (iii) Shareware - Lisanslı, sınırlı kullanımlı program

    NOTLAR :
    1 - Sayfada sunulan dosya ve programların açılması ile ilgili gerekli yazılımlar için YAZILIMLAR sayfasından faydalanabilirsiniz.
    2 - Lütfen fikirlerinizi, paylaşmak istediğiniz program ve belgeleri olabildiğince kaynak göstererek (internet adresi linki ile) mail atınız.


    © Erim SEVER - Makina Mühendisi

    İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır - Hadis-i Şerif - Hz. Mevlânâ'nın (k.s.) Vasiyeti'nden
    Yasal Uyarı & İlkeler